banner279

EY ZALİMLER BİLİNİZ Kİ HÜKMÜNÜZ SADECE BU DÜNYADA GEÇERLİDİR.

OSMAN COŞKUN

EY ZALİMLER BİLİNİZ Kİ HÜKMÜNÜZ SADECE BU DÜNYADA GEÇERLİDİR.
 Büyücüler dediler ki; “Biz seni, bize gelen açık delillere ve yaratıcımıza tercih edemeyiz.

Vereceğin hükmü ver.

Senin hükmün ancak bu dünyada geçerlidir.

Allah’a ve onun elçileri aracılığı ile gönderdiklerine kesin ve şüphe duymadan gereği gibi iman eden ve bunu hayatlarının birer prensibi haline getiren Müslümanların şuna da kesin olarak iman etmeleri gerekir ki oda: “Bütün yeryüzü zalim ve zorbalarının hükmü sadece bu dünyada geçerlidir” Kuralını öncelikle bizlerin kabul etmesi ve ayrıca da Allah’tan daha güçlü daha büyük ve hükmü hem bu dünyada hem de ahirette geçerli başka bir ilahın olmadığını tek İlah’ın olduğunu kitabı gönderen Allah’ın bir iman esası olarak bizlerden istediğine kesin olarak inanmaktan geçmektedir. Bu husus bizlere zalimler bu dünyada ne yaparlar ise yapsınlar nasıl olsa ahiret vardır gibi yanlış bir inanç ve düşünceye sevk etmesin. Bizler yer yüzünde bir tek zalim ve zorba kalmayıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz çünkü: “Yer yüzünde baskı, şiddet, fitne ve zalim kalmayıncaya ve Allah’ın dini tamamen hakim oluncaya kadar kafirler ile savaşın.

Eğer kafirliklerinden vaz geçerlerse, şüphesiz Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.” (Enfal-39) Yine ayrıca başka bir ayette bakın rabbimiz ne buyuruyor: “ Allah sizlerin elleriyle kafir ve zalimlerden intikam alır”(Tevbe-14) Evet bizler öncelikle bize düşeni mutlaka yerine getireceğiz sonrada Allah’tan yardımını bekleyeceğiz. Yoksa Allah’ın yardımı hiçbir zaman gelmeyecektir. Bizler Kafir ve zalimlerin Allah’tan beklemedikleri cennet gibi bir nimeti bekliyor ve umuyoruz bundan dolayı da daha çok gayret ve mücadele içerisine girmemiz gerekmektedir. Zira cennet müminlere canları ve malları karşılığın da Allah tarafından satılmıştır. Almak isteyene bedelini ödemesi halinde hiçbir haksızlık yapılmadan verilecektir.

Bakmayın sizler dini medyatik hale getirip ucuz cennet satanlara inanmayın onlara zira onlar aldıkları paraların hatırına konuşan ve Allah’ın ayetlerini az bir paha karşılığı satan ve kendilerine yazık eden zavallılardır. Şimdi sizlere ne demek istediğimi biraz daha detaylandırarak anlatmak istiyorum. Kuran’ı kerimde Taha suresinin altmış beşinci ayetinden başlayarak yetmiş üçüncü ayeti dahil anlatılan ve yaşanan olayları bizzat kendimiz üzerinde tatbik ederek ve düşünerek bir kez daha dikkatli bir şekilde bu ayetleri okuyalım ve anlayalım. “ Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapanarak “Biz Musa ve Harun’un rabbine inandık “ dediler.  Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden ona inandınız. Ha! O size büyücülüğü öğreten elebaşınızdır. Yemin olsun ki, sağlı, sollu birer el ve ayağınızı kesecek, arkasından sizi hurma dallarına asacağım, böylece hangimizin azabı daha ağır, daha sürekliymiş, öğreneceksiniz. Bunun üzerine büyücüler dediler ki; “Biz seni, bize gelen açık delillere ve yaratıcımıza tercih edemeyiz. Vereceğin hükmü ver. Senin hükmün ancak bu dünyada geçerlidir.”  

Malumunuz olay bu günkü çağdaş firavunlardan daha organize ayrıca kurmayları olan Firavun ve Allah’ın elçi olarak seçtiği Musa ve Harun aleyhi selam arasında geçmektedir. Bizler yine Kuran’dan öğreniyoruz ve inanıyoruz ki Allah bugünkü zalimlerden daha güçlü ve daha kuvvetli toplulukları helak etmiştir. Bu günkü duruma bakıp ta sakın ha ümitsizliğe kapılmayalım. İlgili ayetleri okudukça etkilenmemek mümkün mü? Henüz yeni iman etmiş birkaç Müslüman ki bunların bildiğimiz kadarıyla ne namazları ne oruçları nede zekat ve sadaka gibi bir takım ibadetleri de yok ancak öyle bir inanmışlar ki zamanının en azgın ve zalimi olan firavuna karşı: “Senin hükmün ancak bu dünyada geçerlidir ne hüküm verir isen ver bizler rabbimize dönücüleriz” diye bilmişlerdir.

İşte bu gün kalubeladan! beri Müslüman olduklarını iddia edenlerin yaşadığı dönemin zalim ve zorbalarına karşı yeni Müslüman olan sihirbazların bu karşı duruşlarını ve haykırışlarını tam manasıyla anlayamamış ve kavrayamamış olmalarında yatmaktadır. Dünyada olup bitenlere genelde Müslüman coğrafyada özelliklede Mısır’da yaşanan olaylara bakacak olur isek çağdaş firavunların daha önceki dedelerine öykündüklerini rahatlıkla söyleye biliriz. Firavun aynı firavun zira küfür tek millettir ancak karşısında Kuran merkezli mücadele yürütecek ve sihirbazlar gibi iman edip bunların yüzlerine karşı  “hükmünüz ancak bu dünyada geçerlidir “ diyecek muvahhit ve tevhidi mücadeleyi esas alacak inanmışlar yok. Bununla Mısır’ın devrik cumhurbaşkanı Mursi ve ekibinin verdiği mücadeleyi doğru okuyamayan aslında çıkış noktası ve varacağı yer itibariyle demokrasiyi öncelleyen girişimleri de doğru okumanın önemine vurgu yapmak istiyorum.

Zira adını dahi perdenin arkasındaki zalimlerin koyduğu Arap baharı Müslüman âleminin zemheri ayazı gibi kökünü kurutmuştur. Çünkü o insanlar sadece başlarındaki zalimlerin gitmelerini istiyorlar fakat yerine ne koyacaklarını bilmiyorlardı veya yanlış bilgilendiriliyorlardı. Zalimler Müslüman âlemine demokrasinin kendileri için tek çıkar yol ve kurtuluş çaresi olduğunu ellerine geçirmiş oldukları teknolojik imkânlar ile sürekli empoze ediyorlar. Koskoca iki milyarlık Müslüman coğrafyası ise bu kocaman yalana ne yazık ki inanmış gözüküyor. Müslümanlar yarınlarını inşa etmek yerine son iki yüz yıldır evliyanın kerametleri ve ariflerin menkıbeleri ile uyutulmaktadırlar.

Kur’an ile ilgi ve alakası sadece okunduğu zaman okuyucusuna sevap kazandıran bir kitaptan öte geçmeyen Müslüman âlemi tabiri caiz ise nal toplamaktadır. Kuran’ı hayatlarının dışına atan bu topluluk ne yazık ki hayatında dışına atıldı ve kendisinin kurtuluşunu ve mutluluğunu başkalarının özelliklede İslam’ın düşmanlarından bekler oldu. Müslüman coğrafyaya demokrasi getirmek bahanesiyle giren firavunların o ülkeler halkına ölüm ve zulümden başka bir şey getirmedikleri ve de getiremeyecekleri ayan beyan ortada iken halen bu işgal ve zulümlerden bir şeyler özelliklede Müslümanların kurtuluşunu beklemek ne yazık ki bizleri daha da acınası durumlara düşürmektedir.

Bizlerin yapması gereken en önemli işlerden birisi zalimleri ismen tanımak yerine onların Kuran’da belirtilen ortak özelliklerini tanıyarak yeni versiyonlar ve taze ambalajlar ile tedavüle sunulan zalimleri tanıyarak bir delikten ikinci kez ısırılmamak olmalıdır. Kuran’ı kerim zalimlerin en başta gelen özelliklerinden bahseder iken ilk sıraya zalimlerin Allah’ın indirdikleri ile hükmetmeme özelliklerini ilk sıraya yerleştirir. Çünkü bu ilke ıskalanır veya hayatın dışına atılır ise artık hayata ve olaylara yön veren geleceği şekillendirecek bir İslam’dan söz etmek mümkün olmayacaktır.

İslam sadece okunan ezanlardan, kılınan namazlardan, kutlanan ve mübarek olarak kabul edilen gecelerden ve gündüzlerden ibaret olarak toplum da varlığını sürdürecek. Böyle bir İslam’ın hiçbir zalim ve kâfirin varlığını tehdit edip rahatsız etmesi de mümkün değildir. Asıl tehlike zalimler açısından hayata ve ona müdahale eden İslam’dır.  Bununla ilgili olarak rabbimiz şöyle buyuruyor: “ İndirdiğimiz kitaplarda  (Tevrat, İncil ve Kuran’da) Onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa külek, dişe dişle yaralanmalara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçer ise bu, onun günahlarına kefaret olur.  Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.” (Maide-45) Ayette geçen ifadeler gayet açık ve net hiçbir kelime veya cümle farklı iki anlama veya anlamaya gelecek özellikte kullanılmamıştır.

Allah doğrudan eğip bükmeden kendisine iman edenlerden bu hükümlerini hayatlarına tatbik etmelerini onlara farz kılmıştır. Bu konuda sizlerde gayet iyi bilirsiniz ki Allah ve resulü bir konuda hüküm koymuş ise iman eden erkek ve kadın müminlerin hayatlarına başka bir hükmü tatbik etmeleri söz konusu olamaz/olmamalıdır.

Bu hükümleri ciddiye almayan uygulanması konusunda gayret göstermeyen ve halen kendilerini İslam’a mensup görenlerin bu durumlarını bir kez daha acilen gözden geçirmeleri gerekmez mi? Kuran’ı tecvit ile okumanın okuyana şu kadar sevap kazandırdığını eğer tecvit ile okuyamıyor ise Kuran’ı okumaması gerektiğini söyleyenlerin söz konusu Kuran’ın içindeki hükümlerin toplum üzerine uygulanması söz konusu olunca nasılda kırk dereden su getirip bahaneler ürettiğini gerek görsel gerek ise yazılı medyada ve basında hepimiz şahit olmaktayız.

Kuran ayetlerini kendileri için sadece okuma seansları ile sınırlı zannedip haftada bir hatim yapmakla övünen bu toplum bu tür okumalar ile Kuran’ın niçin indirildiği ve gerçek gayesini maalesef bir türlü anlayamamaktadır. Bunları dile getirerek sizleri hayal kırıklığına uğrattım isem hakkınızı helal ediniz zira bu gün Müslümanların yaşadığı toprak parçaları çağdaş firavunlar ve zalimler tarafından parsellenmiş, işgal edilmiş ve Müslümanın Müslümanı öldürdüğü medeniyetten uzak vahşi insanlıktan nasibini almamış bir şekilde servis edilmektedir.

Allah aşkına söyler misiniz böyle lanse edilen bir İslam’ı kim merak eder okur ve ilgi duyar?  Batılı insanların özelliklede gençliğin iletişim çağında her an tanışıp kabul etmesi mümkün olan İslam bu şekliyle  tanıtılır ise hangi batılı genç İslam’a ilgi duyar? İşte sonlarının yaklaştığını hisseden zalimler yerli işbirlikçileri sayesinde kendi varlık ve bekaları için İslam’ı böyle tanıtarak kendi varlıkları için tehlike olmaktan çıkardıklarını zannetmektedirler. Ama şimdilik! Yarınlar zalimlerin değil elbette ki Allah’ın ve ona gereği gibi iman edenlerin olacaktır. Allah’a emanet olunuz. -

See more at: //www.iktibasdergisi.com/ey-zalimler-biliniz-ki-hukmunuz-sadece-bu-dunyada-gecerlidir/#sthash.d8RhyBS3.dpuf
Güncelleme Tarihi: 26 Haziran 2015, 12:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241