banner279

DÜŞÜNMEMEK LAİK TAŞ ÜRETİR

HAMDİ AKAN

DÜŞÜNMEMEK LAİK TAŞ ÜRETİR
 Dinden uzaklaşanlar meydana gelen boşlukları kendi akıllarından ürettikleri ile doldurmaktadırlar..
Düşünmek düşlemek hayal etmek, bizlerden yüz yıllar öncesi insanına verilmiş özel yetenekler olarak mı görülmeli? Onların hayalleri ile onların düşleri ile onların akılları ile yetinerek yaşama katkımız, ancak onlarınki kadar olabilmektedir..
Yeterli mi?  Hayır.!
Neden üretemiyoruz? sorusuna ..
Onlar gibi olmakla kifayet etme hastalığından kurtulamamakta aranmalı değil mi?
Kılıfa bakın “Sünneti Kifaye”
Kifayet eden, başkasının yapması ile sorumluluğu düşen fiile denile gelmiş!
Cenaze Namazı değil.
Düşünmeme ölülerini diriltmeye (düşündürmeye) çalışıyorken Kifaye(!)
“Lütfen benim içinde düşünür müsünüz”  Üstadım!
Düşün/meme/ye Ahd etmiş, kölelikten kurtulmak istemiyorsanız Eyvallah..Hem düşünür hem de sizin için yaşarız(!)
Neden böyleyiz. Halimizi sevmediğimiz vakıa? Tedavinin yarısı teşhis ise..
Kültürel Jenoside tutulmuş toplumlar, Kendi kültür köklerine yabancılaşırlar.!
Ama Fark edemezler..
Onların uyarılması halinde ise uyarıcılara şiddetle karşı gelirler.!
Gün O Ki;
Dinlerinden bir kaç ritüel dışında kopmuş olan topluma, Allah’ın saf halis katkısız dinini takdim ettiğinizde , “Onlar dindarlıkları adına sizi Taşlar/lar”
Düşsüz, hayalsiz, hayretsiz, gayretsiz, tembel, korkak, sinmiş sindirilmiş, kendisi olmayan,olamayan, olduğu hali de beğenmeyen, bu halden için için kurtulmanın gerekliliğini düşünse de..
Gayretsiz, hareketsiz, donuklaşmış, his ve hayallerini başkasına devretmişlerin bulundukları halden kurtulmalarına imkan verecek tek şey. Kurtarıcı beklentileridir..
Kıyamete kadar beklersiniz…
Sahiden sormakta sıkıntı yok.
Düşünmekten korkan düşünmemek için bahane üreten toplumlara örnek verebileceğimiz bir millet bilen var mı?
Düşünmedikleri için kalkınmış, cenneti kazanmış, süper güç olmuş, dünyaya adalet dağıtmış, hayatı yaşama uygun hale getirmiş, Var mı böyle bir millet? Cahilliğime sayın ben bilmiyorum da!
Bir söz hatırlıyorum “Körler ülkesinde Görmek, hastalık var sayılır ” diye. Bu sözü çevirelim. Düşünmeyenler ülkesinde düşünmek, hastalık var sayılmakta! Derince bir nefes alabiliriz.
Atalarımızın enfes! Sözlerinden biri; Peygamber misin de ümmet kayırıyorsun(!)?
Adalet sadece peygamberlere has olduğundan siz adil olmayabilirsiniz! düşünce kodlarımıza yerleştirilen alt yapı..
İtaat kültürü ile yetişmiş toplumların, neye isyan edeceğini de itaat ettikleri makamlar belirliyor?
“Güdümlülerin şahsiyetsizliği” Zaafa uğramış kişilikler, kimlik bunalımına girmiş toplumda tek yasak olmayan şey; Allah’a isyan özgürlüğü(!) Onun dininin yetersizliğini savunmak! Elçisinin getirdiklerinin tarihselliği, geçmişte kısa bir süre yaşanmış, ama güne yeterli olmayan din. Savunması(!)
Kafa konforunun bozulması, sorumlulukların artması anlamına geliyor. Emin olun ki;İnsanımız bunu çok iyi bilip anlamaktadır..Kafa ve koltuk konforunu bozmak istemeyenler ise ip’e un sermeye devam etmektedirler.
Ve şunu da iyi bilmektedirler ki; kendilerine Allah’ın ihtiyacı olmadığını. Bu ancak imansızlık imanıdır dediğimizde, savaş tamtamları çalınıp baltaları bilemeye başlarlar. Efendim iman ile amel denklemini yapanlar şu bu öte beri fırkalardandır gibi..Batasıca gibiler…
Öğrenilmişlikleri yaşamak ile Vahyin öğretilerini yaşamak arasında gel gitleri oynayan, yaşayan bir sosyal varlık, kaybettiği kimliği bulamamanın sıkıntısını gün be gün yaşamaktadır. Dün ile yarının arasındaki köprünün bizzat kendisi olduğunun farkındalığını da fark edememektedir.
Hoş ya! Başkası yapıyor! Yaşıyor! ediyor, eyliyor.. Hayatın büyük bir bölümü sipariş! Hale bakın; Güdüsel faaliyetlerin dışında sanki hiç bir şey yok. Belki “Modern Köle” yat kalk, ye iç, getir götür.. Düşünmek senin işin değil.. Efendilerin düşünür. Onların insanüstü özelliklerini halen anlamadın mı? Anlatırlar, anlatıyorlar, anlattıkları gibi(!)
Kendisinin hakiki Efendisi, “Düşünmesini” isterken, Sahte efendilerin sözünü dinlemekle hayatın iki tarafını da kaybettiğinin de farkına varamamaktadır. Bu minvalde düşünme korkusu tüm benliğini sarıyor olmalıdır ki; Düşünmemek için hayatın süslerine oyuncaklarına oyun ve eğlencesine dalarak bu boşluğu doldurmaktadır.
Maksat; Düşünmemek olsun da ne olursa olsun
Ne güzel ve masrafsız değil mi? Dedelerimizin reçeteleri ile tedavi oluyoruz! İtiraz mı ediyorsunuz? Sakın ha siz onlardan daha mı iyi bilirsiniz? Atalarımızın üzerinde olduğu yol (Sıratı Şirk) eleştirilmeyen tetkike izin verilmeyen sağlamasının yapılması yasak olan yol da esas; “düşünmemektir”..
Hele hele bir de bin yıl yaşaması için dua ettiklerimiz var? Küfür, Şirk özgürlük adı altında bana dokunmuyorsa! bin değil on bin yıl yaşasın!!  Misyonu bitik vizyonu konfora endeksli, hayat yaşadıklarınızdan ibarettir’e bağlı Rasyonalize olmuş akılcılığın  etki alanına girmiş insan! mı değil mi? Tartışmaları düne kadar devam ederken. Yaşasın mı yaşar mı ?.
Sende mi? Bürütüs’e gerek kalmadı! Bende mi Sezar.. Şirkten sakındıran Peygamberin ümmeti Şirk’e koşuyorsa Samiriye rahmet okutturacaklar türemiş demektir. Koşun benim için de yanın…!
“İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysaki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.” 3/66
Elinizde kalanlara bakın; itikatta Yahudi. Amelde Hıristiyan, Söz de Müslüman!.  İllet birliktelikleri Şeytanca kurulmuş. Müthiş bir teslis (üçü bir arada)!. Neyi seçtiğinizin farkında mısınız? Üçlü Tevhid(!) Son dönemin yıldızlı şirk dini!.
Düşünenlerin üzerine boca edilen pisliği görünce, düşünmeme nimetinden istifade edelim dedik, dokuz köyden kovmaya kalktınız, sizinle düşünülmez ki!
Faizi kaldırmaya kalksanız, içkiyi yasaklayacağım, zina edene yüz değnek (celde) vuracağım deseniz Size kim karşı gelir? Müslümanlar.(!) Şu batı hayranı teslis üçlü çeteci olanlar.. Sakın hâ Aklından bile geçirme, sen mi düzelteceksin..
Akif aldırmış ta ne olmuş. Bir ton sopa! El için değer mi dayak yemeye, İşte pragmatist batı tiplemesi, menfaatperest birey, ferdiyetçi toplum.. Allah rızası mı dediniz.!
Kurana uymayanlar! Kurana uyamayanlar, Kuranla uyanmayanlar, Kuranla uyuyanlar.! Kuranı kendilerine uyarlayanlar… Eee. Nerede Kuranı yaşayanlar!? Peygamber gibi olmaya azim edenler. Düşündün mü?
İşittikleri, duydukları, gördükleri halde, işitmeyen, duymayan görmeyenler, kalpleri ile hissetmeyip kalpsizlik edenler, görmezden, duymazdan işitmezden, hissetmezden gelenlere. Allah niye duyursun ki? Nankördürler, Haindirler. Aşağıların aşağısıdırlar.
Dinden uzaklaşanlar meydana gelen boşlukları kendi akıllarından ürettikleri ile doldurmaktadırlar.. Zamanla bunları “Din” varsaymaktadırlar! Hal bu ki; Din Allah’ın kitabında kayıt altına alınmıştır.. Dahası mı var, zorlamayın düşünmek istemiyorum..
Çünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demiş, o da: Âlemlerin Rabbine boyun eğdim, demişti. Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Ya’kub da, «Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz» (dedi)2/131-132.
İnsanın Allah’a kulluk dönemi bitmiş, kula kulluk dönemi başlamış, iken; Demokratik Laik Şirke iman ve kulluğu ispat sadedini yaşamayanlara selam olsun. Pardon.! Anladınız siz.
Yeni hidayet sürecinde Rabbiniz Laik şirke olan imanınızı muhafaza etsin, Vahiy ile tedip ve terbiye edenlerden korusun! Demokrasi dininizi iç ve dış düşmanlardan! Kapitalist hidayete ermiş milleti Yüce meclisin yüzü suyu hürmetine global zalimlerden geri bırakmasın!.
Neyse narkozun etkisi geçmeden yol almakta yarar var bunlar uyanıkken söylenecek şeyler değil. Birde uyumayan topluma söylerseniz ‘Taş’lanabilirsiniz  aman hâ! Laik Taşlara dikkat.  İKTİBAS DERGİSİ
Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2015, 11:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241