banner279

Dolayısıyla, AK Parti hareketinin yeni dönemde

Bu ihanet o kadar derin izler bırakmış ki,

Dolayısıyla, AK Parti hareketinin yeni dönemde
 Partilerin aday listelerinin seçimde alacakları sonucu hemen hemen hiç etkilemeyeceğini biliyoruz. Seçmenin, hele böylesi bir politik kutuplaşmanın varlığında, adaya değil partiye oy vereceği aşikâr. Ama listeler bize seçim sonuçlarıyla ilgili olmasa da, partilerin gelecek dönem stratejileriyle ilgili bazı ipuçları veriyor. Tabii en önemli ipuçları da seçim sonrasında da iktidar partisi olacağı neredeyse kesin olduğu için, AK Parti listelerinde gizli. 

AK Parti listelerini inceleyen bütün yorumcuların üzerinde birleştikleri nokta şu: 
AK Parti’nin girdiği ilk seçimlerde yaptığı listeler Milli Görüş Hareketi’nden gelen öz güçlerinin yanı sıra, yaptığı çeşitli ittifakları yansıtıyordu. Partinin o dönemde hem topluma “birleştirici” bir imaj vermek açısından; hem Batı dünyası nezdinde daha güven verici bir tablo çizebilmek açısından; hem de yetişmiş siyasetçi ve entelektüel kadro eksikliği açısından ittifaklara ihtiyacı vardı. Öz güçlerinin yanına, 28 Şubat’a karşı birlikte mücadele ettiği demokratik kesimleri, entelektüelleri, merkez sağda yetişmiş kimi siyasetçileri ve cemaat mensuplarını da katarak eksikliklerini gidermeye çalışmış, daha “kucaklayıcı” listelerle çıkmıştı toplumun karşısına. 
13 yıllık iktidardan sonra bugünkü AK Parti listelerine baktığımızda ise,  artık çok büyük ölçüde kendi gücüne dayanma kararlılığı görüyoruz. Açıkça görülüyor ki, AK Parti “Yeni Türkiye”ye partinin kendi ocağında pişen, siyasi ve ideolojik çizgisinden emin olduğu, 13 yılda yaşanan krizlerde “sıkı durmayı” başarmış, sadakatinden şüphe etmediği kadrolarla ilerlemeyi seçmiş. 
Bu tercihte 2000 başlarında girişilen ittifakların büyük ölçüde hayal kırıklığıyla sonuçlanmasının önemli bir payı var. O zamanlar birlikte yürüdüğü birçok demokrat aydının daha sonraki yıllarda resmen diyet ister hale gelmesi ve bugün birçoğunun yeminli düşmana dönüşmesi AK Parti’nin “taşıma suyla değirmen döndürülemeyeceği’ düşüncesine varmasında önemli rol oynamıştır kuşkusuz. Merkez sağdan gelen kadroların eski siyaset yapma anlayışını AK Parti’ye de taşımaları; bu hareketin ruhunu ve dönüştürücü misyonunu bir türlü anlayamamaları bir başka hayal kırıklığı sebebi olmuş olabilir. Ama partinin kendi kadrolarına yönelme kararında en önemli etkenin uğradığı büyük ihanet, Gülen Cemaati’nin ihaneti olduğunu söyleyebiliriz... Bu ihanet o kadar derin izler bırakmış ki, sadakat beklentisi aday seçiminde birinci kıstas haline gelmiş.  Yeter şart değilse bile kesinlikle gerek şart! 
***
Tabii  “kendi güçlerine dayanma” tercihini yapmak sadece bir arzu değil, aynı zamanda imkân meselesidir. O güçlerin genişlemiş ve belli bir tecrübe birikimine ulaşmış olması gerekir ki, AK Parti iktidar olduğu 13 yılda bunu büyük ölçüde gerçekleştirmiş bulunuyor. 
Doğrusu 13 yıllık iktidarın AK Parti açısından ciddi bir kadro okulu olduğunu söyleyebiliriz. Bugün listelerde baş sıralara oturan danışmanların birçoğu bu dönemde yetişti. Şu anda AK Parti’nin elinde genç yaşlarında ciddi bir entelektüel birikim ve politik tecrübe sahibi olmuş geniş bir kadro var. Ayrıca, yüzde 50’lik tabandan partiye sürekli taze kan akıyor ki, kadro kaynağı açısından başka hiçbir partiye nasip olmayan büyük bir nimet bu... 
Dolayısıyla, AK Parti hareketinin yeni dönemde “geçici yol arkadaşları”ndan ziyade kendi kadrolarını ön plana çıkarması anlaşılabilir bir tercih. Bütün mesele, bu yeni siyasi elitlerin parti içi fikir üretimi yapabilmeleri, vizyon geliştirebilmeleri için gereken özgürlük ortamını bulup bulamayacaklarında; bir başka deyişle partinin “sadakat- özgür tartışma” dengesini doğru bir biçimde kurup kuramayacağında... 
Zira, hepimiz biliyoruz ki, muhalefetin “düzeltme” fonksiyonundan mahrum kalan hâkim parti, bu eksikliğini tamamlamak için deyim yerindeyse, “kendi muhalefetini de kendisi üretme” durumunda kalır. Kendi içindeki fikir hayatını canlı tutabilmesi, dinamizmini koruyabilmesi ve yenilenebilmesi bunu ne kadar iyi yapabildiğiyle orantılıdır.  Dileyelim de parti, siyasete yeni giren gençlere bu ortamı sunabilsin. Sadakat sınavında sınıfta kalma korkusu bu genç beyinlerin parlaklığını söndürmesin. 

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2015, 11:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241