banner259

Çıkarlar yüz bin cesetten büyüktür

HİLAL GÜVEN ÖZBEY

Çıkarlar yüz bin cesetten büyüktür

Çıkarlar yüz bin cesetten büyüktür

Uluslararası siyaset bugünlerde normatif bir yeniden değerlendirme sürecine girmiş durumda. Suriye'de isyan otuzuncu ayına girerken, kullanılan kimyasal silahlar küresel duyarsızlık çeperini bir anda paramparça etti. Bugüne dek tam da rejimin tehditvari açıklamaları ekseninde bir hareket tarzı benimseyen ve olası bir müdahalenin peşlerini bırakmayacak bir lanete dönüşmesinden endişe eden küresel aktörler önceden verilmiş sözlerin tahakkümü altında suskunluklarını bozdular.

Suriye'de rejimin 21 Ağustos'ta Şam'ın banliyölerinde gerçekleştirdiği insani kıyım, iki yıldır fasılalı şekilde gündemde yer bulan tartışmayı da bir kez daha alevlendirdi: Dünya siyasasının egemen devletler şeklinde bölünmesi ve bunun dışında kalan unsurların yaşanan her ne olursa olsun artık bir furuattan öteye geçemiyor oluşu.

Suriye krizinin başından bu yana pek çok aktör tarafından çözümün adresi olarak gösterilen ancak veto sistemi nedeniyle işlevsizleşen BM Güvenlik Konseyi bir süredir ABD Başkanı'nın bile felce uğradığını kabul ettiği bir uluslararası mekanizma. Kritik her başlıkta yaşanan bu evrensel normları bertaraf eden ulusal çıkar saplantısı, BMGK'yı kadük bırakarak adeta Kant'ın ruhuna 'rahmet' okutmaktadır. Bu nedenle BM yaşadığı işlevsizleşmeyle bugün artık Milletler Cemiyeti benzeri bir krize doğru sürüklenmektedir. Veto siteminin aşılması, yeni daimi üyelerin kabulü gibi reformlarla aşılabilecek bu krizle BM, ölümü ve zulmü körükleyen otoriteryen bir yapıya dönüşmüştür. Zira çıkarların adalete öncelendiği küresel okumalar referans alınarak temellendirilen bir tez, insan hakları ve evrensel hukuk formasyonunun oluşturduğu değerler sisteminin karşısına çıkarları, kimyasal silahları ve hatta soykırımı konumlandırmak 'işlevselciliğine' temayül etmekten çekinmeyecektir.

……

Rusya her ne kadar zalimane bir pervasızlıkla sorunun çözümü için BM'yi adres gösterme kurnazlığını sürdürmekte ısrar etse de, Güvenlik Konseyi şimdilik bu zulme dur diyebilecek kudrette bir karar organı değil. Tam da bu nedenle ABD müdahale sürecinin şüphesiz en görünür aktörü konumunda. Başkan her ne kadar ikinci dönemi resmen ilan edilmiş bir savaşa bulaşmadan tamamlamaya niyetlense de, sahadaki koşullar suskunluğa imkân tanıyacak cinsten değil. Washington için Suriye krizinin bu evresini hatırı sayılır bir çözümle noktalamak artık küresel bir gurur, dahası bir iç politika meselesi.

ABD'li karar alıcılar son iki haftada meşhur kırmızı çizginin sadece kendileri için değil tüm yeryüzü sakinleri için bir kaygı sahası olduğu savunusunu merkeze alan bir diskur benimsemeyi tercih ettiler. Bu zemin üzerinde yalnızca İsrail'in değil dost ve müttefik Ürdün ile Türkiye'nin güvenliği başlığına çok sık atıf yapılıyor olsa da, meselenin Kuzey Kore ve İran'ı da çerçeveleyen bir itibar ve caydırıcılık meselesi olduğu artık herkesçe malum.

Ancak Obama yönetiminin kurmaya çalıştığı oyun oldukça kafa karıştırıcı. Müdahale konusunda ikna düzeyine artık ulaştığını net ifadelerle vurgulayan ABD Başkanı, herhangi bir yasama faaliyetine gerek olmaksızın karar alma yetkisi bulunmasına rağmen 2-3 günlük bir müdahale için Kongre'den izin alma yoluna gitti. Irak'ın yarattığı travmayı aşmak pek kolay görünmediği için lobi faaliyetleriyle, ekonomik kriz sonrası içe kapanma yoluna giden Amerikalıların derin kuşkularını bertaraf etmeye çalıştı. Ardından Kongre oylamasını da erteleyerek Rusya'nın öneri haline getirdiği 'kimyasal denetim' planıyla ilgili yeni bir süreç için kolları sıvadı. Pazarlıklar hem içerde hem dışarıda sürerken yaşanan ikircikli hal, ABD'nin ve başkanının küresel inandırıcılığını da ciddi anlamda bir kez daha riske atmış gibi görünüyor.

Kartlar tam da Esed'i tasfiye etmeksizin kontrol edilebilir bir seviyeye çekmek amacıyla açılmışken, kurmaca olup olmadığı tartışılan sürpriz bir süreç bize cephedeki yeni ölümlerden haber veriyor.

……

Suriye'de endişeyle izlediği silahlı İslami cephelere karşı genelde bölgenin, özelde ise İsrail'in güvenliği için aleni şekilde rejimin devamlılığını talep eden Batı'nın bundan sonraki adımı muhtemelen yine çözümsüz bir diplomatik seçeneği zorlamak olacak. Aşikâr olan tek şey Suriye'de sürecin yine bir belirsizliğe evrilmiş olduğu.

Sahada savaş tüm gayrı ahlakiliğiyle sürüyor. Müdahaleyi meşrulaştırmak için günlerdir vicdandan, masum sivillerden dem vuran Batı ahlakıysa kendini yine reel politiğin, çıkarların ve katledilen çocukların kanında boğmaya devam edeceğe benziyor.

Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2013, 10:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

izmir escort escort izmir porno izle anne porno porno youtube magazin
escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno