banner279

CHP'li Sağlar; “İlle de 'barış' diyeceğiz“

CHP milletvekilleri Fikri Sağlar, Mustafa Akaydın ve Ali Şeker Van'daki ziyaretleri kapsamında önemli açıklamalarda bulundular. Kenti ziyareti kapsamında Vangölü Gazeteciler Cemiyeti'ni de ziyaret ederek gazeteciler ile buluşan CHP'li vekiller önemli açıklamalarda bulundular. Mersin Milletvekili Fikri Sağlar; "Biz 15 yıldır doğrudan doğruya bu bölgeden çekildik. Bu bir gerçek. Ama şimdi yeni bir sürece gidiyoruz. CHP olarak biz de illede barış diyerek halkın desteğini alacağımıza inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

CHP'li Sağlar; “İlle de 'barış' diyeceğiz“
 Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Antalya Milletvekili ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, İstanbul Milletvekili Ali Şeker Van'da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Van Valiliği, Van Büyükşehir Belediyesi, Van TSO, Van ESOB gibi önemli STK'lar ile buluşan CHP heyeti Vangölü Gazeteciler Cemiyetini de ziyaret ederek gazetecilerle buluştu. 
Ziyarette ilk konuşan Mersin Milletvekili Fikri Sağlar oldu. Sağlar şunları söyledi; "Biz 15 yıldır doğrudan doğruya bu bölgeden çekildik. Bu bir gerçek. Ama Sayın Kılıçdaroğlu ile başlayan süreçte artık bir şeyler değişiyor. Son yapılan seçimlerde ortaya çıkan tabloyu iyi okuduk. Dolayısıyla şimdi yeni bir sürece gidiyoruz. 1 Kasım'da seçim var. Dolayısıyla 31 Eylül'den itibaren de takvim başlıyor. Biz de CHP milletvekilleri olarak tüm Türkiye'ye yayıldık. Biz de Van'da olmak istedik. Van'da büyük STK'lar ile bir araya geldik, Vali ve Belediye Başkanlarını ziyaret ettik. Van'la ilgili bilgiler topladık. Ve önümüzdeki seçimlerde de bu veriler doğrultusunda ciddi işler yapacağımıza inanıyoruz. Bu seçimlerde 30 yıl öncesi seçim stratejisine geri dönerek her seçmen ile birebir buluşacağız. Kendilerini daha inandırıcı kılacak temaslar kuracağız. Biz 13 yıldır demokrasiyi yok eden bir anlayışı yok etmek istiyoruz. 7 Haziran'da da amacımız buydu. Ama Türkiye 7 Haziran'da da yine kandırıldı. Tabi bunun suçlusu halk değil. Bizim de yanlışlarımız var. Belki de bir şeyler anlatılamadı. Siyasetçilerin anlaşabilenleri de vardı ama demokrasi isteyen, özgürlükten eşitlikten yana olan siyasi partileri de halk desteklemedi. Bunun sorumlusu sadece siyasetçi değil. Tamam kendini ifade edemediği için örgütlenemediği için eksiğiz ama yurttaş da gerçekle yalanın arasına ayırabilecek bir noktada bulunmuyor maalesef. Burada da ciddi bir algı oyunu var. Burada da halk kullanılıyor işte. Biz şimdi örgütümüzü 30 yıl önceki gibi yönlendiriyoruz. Her eve gireceğiz, her sokağa gidip kendimizi anlatacağız. Bu ülkede barış olmazsa ekonomi, kültürel gelişme, sosyal yaşam olmaz. Bunu anlatacağız işte." 
Çatışmaların Van ve bölgeye ciddi zararlar verdiğini de söyleyen Sağlar, bölgede yaptıkları tüm görüşmelerde 'barış' söylemlerinin eksik olmadığını gördüklerini vurguladı. Seçime giderken siyasilerin silahları susturacak politika uygulaması gerektiğine değinen Sağlar, bölgede sandık güvenliğinin değil bu ortamda can güvenliğinin konuşulması gerektiğini vurguladı. Sağlar; "Burada gördüğümüz esas sıkıntı tahriklerin olduğu. Burada insanların arasında çatışma çıkarılmaya çalışılıyor, uyuşturucu, silah kullanımı arttı. Van kendine hiç yakışmayan bir konuma girdi. Tüm bunlar bize aktarıldı. Son zamanlarda ha keza İran ciddi bir Pazar yaratıyorken, iyi bir ekonomik döngü varken birileri bir anda düğmeye bastı ve her şey bir anda bozuldu. Şimdi yine ölümler var, kan var, göz yaşı var. Siyasi partilerin bu savaşı durduracak politikayı hemen hayata geçirmesi lazım. Bu noktada HDP'nin amasız, fakatsız silah bırakmayı, devletin de kışkırtan değil güvenliği sağlayan ve vatandaşının yanında olan bir tutum sergilemesi lazım. Aksi takdirde ne ekonomi olur ne turizm olur. Şimdi hükümet diyor ki önceliğimiz sandıkları korumak. Ya bırakın sandık korumayı burada insanların önce can güvenliğini sağlayacaksınız. Eğer demokrasiyi sağlayamazsanız bu seçimlerde sandığı korumanın bir anlamı yok. Yani burada insanlar neredeyse sandığa bile gitmeyeceğini söylüyor. Hal böyle olunca ortaya nasıl bir demokrasi çıkacak ki?" dedi.
Sağlar; "Biz Kürt sorununun çözümünü demokratik parlamenter sistemde parlamentoda olduğunu söylüyoruz. Her konunun mecliste tartışılarak, yasalaşarak ve karşılıklı güveninin gerçekleşmesi ile olacağını düşünüyoruz. Ne konuşulduğunu bilmediğiniz görüşmeler Kürt sorununu çözmez. HDP'liler de dahil olmak üzere gerçekleri bilmiyorlar ki? Çünkü barış süreci diye adlandırılan süreç kişiler arasında geçen bir süreç. Oysa toplumun bildiği, kabul ettiği kucakladığı bir süreç olsaydı bir daha geri dönülmeyecek bir barış sağlanırdı. Niye bir anda düğmeye basılınca kan gölüne döndü? Çünkü kimse bir şey bilmiyor. Bizim kafamızdaki barış ile başkalarının kafasındaki barışı bilmiyorum. Meşru siyasette temsilci HDP ise bizim muhattabımız da HDP'dir. HDP de bunu bildiği için meclise parti olarak girdi. HDP oylarının üzerine yüzde 7 emanet koyarak meclise girdi. HDP'li olmayan insanların bile desteği ile HDP meclise girdi. Biz de bunu geçmişte SHP olarak HEP ile yaptık. Eğer o gün hatalar yapılmasaydı bugün de Türkiye yine kan gölüne dönmemiş olacaktı. Bu iş kanunla, yasa ile, anayasa ile olur. Biz bunu istiyoruz. Muhtemelen Öcalan'ın söylediklerinin dışında uygulamalar da oluyor. Ama bunu kimse bilmiyor ki? Siyaset arabulucu olmaktan çıkıp doğrudan yöneten olmalıdır. 1 Kasım bunu sağlamalı. 7 Haziran'da acaba barış sağlayacak HDP parlamentoya girer mi diye düşünülüyordu, gördük ki giriyor. Şimdi parlamentoda bu iş çözülebilir kararı verilmelidir 1 Kasım'da. Daha fazla milletvekili ile bu da sağlanmalıdır. Yani kafatasçı bir anlayışın, MHP'nin kandan beslenen anlayışının meclise girmemesi lazım." şeklinde konuştu.
Ardından açıklamalarda bulunan Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın ise HDP'nin silah bırakma çağrısını desteklediklerini ancak Demirtaş'ın gerçek bir Türkiye partisi, gerçek bir sol parti olarak bu seçimde daha iyi bir kazanım elde edebileceğini ifade etti. Akaydın; "CHP, Türkiye'nin en köklü partisi olarak daima aklıselimin yanında oldu ve barıştan yana oldu. Bakın Suruç'ta derin devlet kokan bir katliam oldu. Biz araştırma önergesi verdik, gelin araştıralım dedik ama iki partinin oyu ile bu reddedildi. Eskiden sorarlarlarsa Türkiye'nin en büyük sorunu ben Milli eğitim derdim, seçimden önce adalet derdim ama şimdi yine 90'lara döndük. Bizim ciddi bir şekilde barışa ihtiyacımız var. Van ne kadar barışa ihtiyaç duyuyorsa Antalya da o kadar ihtiyaç duyuyor. Herkesin aklını başına alması lazım. Biz bu 2 aylık süreçte ne kadar samimi olduğumuzu gösterdik. Tayyip Erdoğan yüzünden de bu çabalarımız maalesef görünmüyor. Şimdi yine 1 Kasım'da seçim var. Ama sağlıklı bir süreçte seçime gitmediğimiz için nelerle karşılaştığımızı bilmiyoruz. Çünkü at izi it izine karıştı! Bunun için de yapılması gereken barış. HDP lideri Demirtaş'ın 'Ne olursa olsun barış. Amasız fakatsız barış' sözü çok hoşuma gitti. Çünkü silahın olduğu yerde hiçbir şeyi konuşamazsınız. Bununyanında demokrasilerde çözüm yeri parlamentodur. Türkiye'de demokrasi yokken bile Atatürk savaşın en şiddetli yerinde meclisteki oturumlara katıldı, yeri geldi Sakarya'yı idare etti. Yani Dolmabahçe toplantısı, İmralı Görüşmesi, Oslo'nun demokraside yeri yok. Yıllardır HDP'nin meclise girmesi için barajın düşürülmesini savunan CHP'dir. Biz çünkü barış istiyoruz ve ölüme karşıyız. Bu kimin çocuğu olursa olsun." diye konuştu
Son olarak Milletvekili Ali Şeker ise; "CHP, adaylarının yüzde 85'ini ön seçim ile belirlemesi ile demokratikleşti ve halkın gerçek temsilcisini parlamentoya göndermesinin önünü açtı. Eskiden genel başkanlar merkezden gönderildiği için bölgeyi anlayamadı. Bu da bizim tabela partisi olmamıza neden oldu. Ama Kılıçdaroğlu'ndan sonra demokratikleşme adımları atıldı. Bunlar devrim niteliğinde kararlardı. Daha önce bizi buralarda göremezdiniz ama şimdi Van'a da geliyoruz, Zonguldak'a da gidiyoruz. Nerede bir mağduriyet varsa onu çözmeye çalışıyoruz.."

Kaynak / Editör: Prestij Haber Merkezi - Fazıl Erüş
Güncelleme Tarihi: 27 Ağustos 2015, 12:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241