banner279

CEO’lar ya da başarılı üst düzey kamu yöneticileri niçin vali yapılmıyor?

Ahmet Ünlü

 CEO’lar ya da başarılı üst düzey kamu yöneticileri niçin vali yapılmıyor?
 CEO’lar ya da başarılı üst düzey kamu yöneticileri niçin vali yapılmıyor?
Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi birçok yeniliği beraberinde getirecek diye düşünüyoruz. Özellikle her alanda yenilik ve değişiklik yapılırken ne hikmetse ne kaymakamlık ne de valilik yönetim sisteminde neredeyse hiçbir değişikliğe gidilmemesi ya da gündeme alınmaması anlaşılması zor konular arasındadır. Daha önce bu köşeden bu konuları gündeme getirmemize rağmen maalesef yeterince yansıması olmadı.

Kendini iyi yetiştirmiş birikimli ve donanımlı özel sektör yöneticisinin veya çok başarılı bir bürokratın niçin vali olarak atanmadığını anlamak ve izah etmek mümkün değildir. Eğer ezber bozmak veya farklı bir yönetim sergilemek istiyorsak kalıplaşmış yönetim sistemlerinin dışına çıkarak farklı yönetici tiplerinin valiliklerde veya kaymakamlıklarda görülmesine zemin hazırlamak zorundayız.

Hem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun hem de 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile 1700 sayılı Kanun’un verdiği yetkiyi kullanarak klasik yönetim anlayışının dışına çıkarak vali ve kaymakam atamalarındaki tekdüzeliği ortadan kaldırmak zorundayız. Eğer ciddi bir kalkınma hamlesi gerçekleştirmek istiyorsak iyi yetişmiş özel sektör yöneticisinin veya bürokratın vali olarak atanmasını sağlamalıyız. Özel sektörde CEO olarak çalışmış ve her açıdan başarısını ispat etmiş bir yöneticinin niçin vali olarak atamasını sağlayamıyoruz? Özel sektörden müsteşar veya genel müdür transfer edilmesi düşünülürken niçin vali transfer edemiyoruz? Her açıdan yerli ve milli adaylar yok mu? Bu kişilerin vali olarak atandıkları illerdeki kalkınma hamlesini tasavvur dahi edemeyiz. Sadece ezberleri bozalım yeter. Bu kişilere verilecek azami iki aylık oryantasyon yeterli olacaktır.

Daha da ileri gitmek gerekirse çok başarılı belediye başkanlarının vali olarak atanması için ilk adımı atabiliriz. Nasıl ki bir siyasetçi cumhurbaşkanı olabiliyor ve partiler üstü bir konuma gelebiliyor aynı şey belediye başkanı kökenli valiler için de olabilir. Demokratik açılımdaki cesareti bürokratik açılımda da gösterebiliriz. Kanunlar müsait, tek engel oligarşik bürokrasiden gelebilir.

İstisnai kadrolar arasında bulunan valilerin atanma yöntemi

657 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesinde istisnai kadrolar belirtilmiş olup, bunlar arasında da valilere yer verilmiştir. Yine bu kanunun İstisnai Memurluklara Atanmada Aranacak Şartlar başlıklı 60’ıncı maddesinde; istisnai devlet memurluklarına 48’inci maddede yazılı genel şartları taşıyan kimselerden atanmalar yapılabileceği ve kuruluş kanunlarındaki özel hükümlerin saklı olduğu hükmüne yer verilmiştir. 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde ise memur olmanın genel ve özel şartlarından bahsedilmiştir. Yine bu kanunun İstisnai Memurluklara Atananlara Bu Kanunun Uygulanacak Hükümleri’ni düzenleyen 61’inci maddesinde; istisnai memurluklara atananlar hakkında bu kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümleri uygulanacağı belirtilerek istisnai kadrolara sınavsız atama yapılacağı belirtilmiştir.

Valiler nasıl atanır ve hangi şartlar aranır?

Valilerin nasıl atanacağı 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nda belirtilmiştir. 5442 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinde; “Valiler, İçişleri Bakanlığı’nın inhası, Bakanlar Kurulu’nun kararı ve Cumhurbaşkanı’nın tasdiki ile tayin olunurlar. Vali tayininde 3656 sayılı Kanun hükümleri cari değildir. Mülkî idare amirliği hizmetleri sınıfından vali olarak atanacaklarda; birinci sınıfa yükselmiş ve birinci sınıfa yükseldikten sonra birinci sınıfa yükselme niteliğini kaybetmemiş olma şartı aranır. Valiler, lüzumunda tayinlerindeki usule göre kadro aylığı ile merkez emrine alınarak İçişleri Bakanı’nın tensip edeceği işlerde görevlendirilebilirler” hükmüne yer verilmiştir.

Görüleceği üzere, istisnai memurluklar arasında sayılan valiliğe atanmak için kanunlarda özel şartlar öngörülmemiştir. Dolayısıyla hükümetler şartları taşıyan güvendikleri herhangi birisini vali olarak atayabilirler. Uygulamada durumun hiç de böyle olmadığını söyleyebiliriz. Valilerin kökenlerine baktığımızda klasik devlet yönetim anlayışının dışına çıkılmadığını görürüz. Kaymakam ve Emniyet kökenli olmayanlar dışında vali ataması yapılmaz ve bu düzen böyle gelmiş böyle gider. Bu durum ise geniş yetkilerle donatılmış valilerin genellikle tek düze yönetim sergilemelerine yol açar. Elbette istisnalar vardır ve bu durum inkar edilemez bir gerçektir. Ülke kalkınmasında ciddi gayretleri ve başarıları olmuş kişiler vardır.

Kaymakamlar nasıl atanır?

5442 sayılı Kanun’a göre, kaymakamlar, İçişleri Bakanlığı Müdürler Encümeni’nin intihabı ve Bakan’ın tasvibi üzerine müşterek karar ve Cumhurbaşkanı’nın tasdikiyle tayin olunmaktadırlar. Ayrıca, kaymakam adaylarının 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu’ndaki şartları taşımaları gerekmektedir.

Kaymakam adayı olabilmek için; 1- Üniversitelerin Siyasal Bilgiler, Hukuk, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri ile bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtdışındaki en az dört yıl süreli fakültelerden mezun olmak. 2- 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu’nun 2 ve 2/A ile 657 sayılı DMK’nın 48/A maddelerinde yer alan şartları haiz olmak. 3- 35 yaşını doldurmamış olmak ve açılan kaymakam adaylığı sınavından başarılı olmak gerekmektedir.

Yine, 1700 sayılı Kanun’a göre, kaymakam adayı olarak tayin olunanlardan, altı ay adaylık süresi sonunda valilerce ehliyeti tasdik edilenler asil olarak maiyet memurluğuna tayin olunurlar ve maiyet memurluğunda bir buçuk yıllık kaymakamlık stajına ve bundan sonra da azami altı aylık kaymakamlık kursuna tabi tutulurlar. 1700 sayılı Kanun 1930 tarihinde yürürlüğe girmiş ve zaman içerisinde değişiklik olsa da mantığında değişiklik olmamıştır. Yani 88 yıllık bir kanunla yönetim sergilenip de bundan başarılı sonuç beklemek her halde akla ziyan olsa gerektir.

Bu kanuna göre, atanan bir yeni bir kaymakam bir ilçenin başına yönetici olarak atanmakta ve teorik olarak çok büyük yetkilere haiz bu yönetici ilçedeki her şeyden sorumlu tutulmaktadır. Haliyle biz de ondan büyük başarılar bekliyoruz. İşin garibi ise kimsenin bu konuyu sorgulama gereği dahi duymamasıdır.

Öncelikle sadece bu yöntemle kaymakam atamasından vazgeçilmesi gerekiyor. 2018 yılında 1930 yılının mantığı ile yönetim sergileyemezsiniz. Dolayısıyla yeni yönetim modelinde adeta tabu haline getirilmiş bu konulara mutlaka dokunulmalıdır. Aksi takdirde yönetimde başarı beklemek mümkün değildir. Yani kamu kurumlarındaki başarılı üst düzey yöneticilerinden kaymakam atanmasının yolu açılmalıdır. Yine başarılı belediye başkanlarından, başarılı il müdürlerinden şartları taşıyanlar ve istekli olanlar arasından kaymakam atanmasının önü açılmalıdır.

Neden 88 yıllık ve 69 yıllık kanunlara dokunma gereği duyulmaz?

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu 18.06.1949 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun 1924 Anayasası’na dayanılarak çıkarıldığını herhalde açıklamama gerek yoktur. Garip olan şu ki haklı olarak herkes 657 sayılı Kanun’u eleştiri yağmuruna tutarken bu 5442 sayılı Kanun’a laf eden bir kişi çıkmaz ve bu kanunun değiştirilmesi gündeme bile gelmez. Yine 1700 sayılı Kanun 1930 tarihlidir ve sürekli değişikliklerle yetinilmektedir.

Acaba bu kanunlar gerçekten çok güzel bir kanunlar mı? Yoksa zaman ilerledikçe gençleşen bir özelliğe mi sahipler? Birilerinin bu soruların cevabını vermesi gerekiyor. Modern kamu yönetimi kurallarını işleteceksek 1930 ve 1949 tarihli kanunlarla bu işi yapamayacağımız bu kadar tecrübeden sonra herhalde anlaşılmıştır.
Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241