banner279

Cemaatli Olmak ile Cemaatçi Olmak Aynı Şeyler Değildir

Sevtap Mendi

Cemaatli Olmak ile Cemaatçi Olmak Aynı Şeyler Değildir
 İnsan, ünsiyet kurmaya muhtaç bir varlıktır. Yeni doğan bir bebeğin annesinin yakınlığına ihtiyacı vardır. Bu yakınlığa muhtaçlık sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamak için değil, aynı zamanda sevgi ve şefkat gibi ruhsal ihtiyaçlarının giderilmesi için de geçerlidir.

İnsanoğlu ilkel komün dönemlerinden yerleşik hayata geçtiği medeniyet dönemlerine kadar bütün tarihi süreçlerde bir diğeriyle işbirliği kurarak hayatını kolaylaştırmış maddi ve manevi yanını diğeriyle ünsiyet kurarak beslemiştir.

Kainatta insan hücresinden, güneş sistemine kadar mikro alemden makro aleme bütün varlık sistemi düzenli bir işbirliğinin ve yaratılış amacına uygun hareket etmenin gerçekliğini sergilemektedir.

İnsanın yaratılış amacı bu dünyada diğer insanlarla birlikte insanca yaşayabilmeyi başarabilmektir. İnsanca yaşayabilmek öncelikle kendi gibi düşünmeyenlere saygı duyabilmek ile mümkündür.

Bugün kapitalizmin esaretinde, özgürlük nidalarıyla benlik anarşisinin yaşandığı toplumumuzda ne diğerine saygıdan, ne de farklı olana tahammülden eser kalmadığını gözlemlemek çok zor değildir. Özellikle insani değerler etrafında cem olması, güçlü bir cemaat oluşturması gereken Müslümanlar, çıkarların, egoların ilahlaştırıldığı tarikat, dernek, vakıf, mezhep, milliyet taassuplarıyla, biz en doğrusunu biliriz tavırlarıyla kendilerine küçük nuhun gemileri inşa etmektedirler.

Cemaat kavramı özellikle son dönemlerde toplumumuzda tarikatların tekelinde içi boşaltılmış ve korkulan bir kavrama dönüştürülmüştür. Halbuki cemaat kavramı islami bir kavramdır ve evrensel ahlaki değerler etrafındaki fikir ve amaç birlikteliğini ifade etmektedir.

Cemaatli olmak ile cemaatçi olmak aynı şeyler değildir. İslamiyet’te toplum içerisinde kurulması istenen cemaat birlikteliğinin özellikleri camide aynı hizada tek saf tutan namaz cemaati ile aynı özellikleri taşımaktadır. İslamiyet’teki cemaat modeli imamın bir adım önde olduğu, kimsenin kimseye takva dışında bir üstünlüğü olmadığı, akılların, duyguların, fikirlerin tek saf tuttuğu bir toplum modelidir.

Ne akılların birilerine ipotek ettirildiği cemaatçilikle, ne de yalnızlık adalarına çekilmekle sorunlarımıza çözüm üretemeyiz.

Cemaatli olmak; akıllı şahsiyetlerin aynı duygu ve düşünce etrafında ‘’bir elin nesi var, iki elin sesi var’’ misali düşmana ve sorunlarımıza karşı daha güçlü durabilmek demektir.

Cemaatli olmak; haddini bilmeyi, birbirine saygı duymanın sınırlarını koruyabilmeyi de beraberinde getirmektedir.

Bugün Müslümanların pür melali ortadadır.

Günümüzde Müslümanların akılları, duyguları, fikirleri cem olabilmekten, Müslüman toplumlar güçlü bir cemaat olabilmekten çok uzaktadırlar.

Özellikle son zamanlarda Kudüs davasını dahi aynı kalple, aynı coşkuyla savunamayıp böyle bir trajedi ortamında bile çelişik tavırlarla kavga halinde olan Müslümanlarla karşılaşabilmekteyiz.

Ahlakın, vicdanın ve vefanın tutunamadığı kişiliklerin, bilgili ve alim olmalarının hiçbir kıymeti yoktur.

En akılcı geçinen Müslümanların tespih taneleri gibi darmadağın olabildiği, benlik davalarının ve bilgi despotizminin hat safhada yaşandığı bir ortamda Rabbimden, basiretimizi ve kardeşlik duygularımızı bizlere en kısa zamanda kazandırmasını niyaz ediyorum inşallah.

HİLAL HABER

Güncelleme Tarihi: 19 Aralık 2017, 21:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241