banner279

CEMAATLERİN CENNETİNDE YAŞAMAK

…kendini Müslüman bilen, özellikle de belli bir müesses dinî yapıya intisap eden insanların çoğu niçin kendi dindaşlarını kendilerine benzetmeye çalışır? Allah’ın kendine atfetmediği bir işe kullar niye soyunur? Kendi din anlayışına yönelik bir eleştiri karşısında behemehâl hakaret taarruzu başlatıldığı halde, bir kez olsun, “Acaba bizde de hata olabilir mi?” deme ihtiyacı duyulmaz?

CEMAATLERİN CENNETİNDE YAŞAMAK
Karar/ Mustafa Öztürk
Faraza, “Cemaatlerin cenneti neresidir?” diye sorulsa, kendi adıma, “Türkiye” diye cevap veririm. Çünkü askeriye, mülkiye, hariciye gibi tüm kritik kurumları ele geçirip neredeyse devleti ve milleti paralel haline getireninden iktisadi alanda holdingleşenine, yakın geçmişte bazı siyasi figürlere mehdiliğin siyasi mümessilliği misyonu yükleyeninden sözde işârât-ı gaybiyye yoluyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Süfyan’ın dördüncü rüknü” gibi apokaliptik sıfatlar izafe edenine, Diyanet’i istiskal edeninden ilahiyata yeni bir nizam vermek isteyenine, tencereci tavacısından kendileri haricindeki tüm Ümmet-i Muhammed’i tekfir edenine varıncaya değin, binbir çeşit cemaatin mantar gibi bitip çoğaldığı bir ülke Türkiye…
Kur’an, Allah’ın dilemesi halinde tüm insanoğlunun tevhid inancını benimseyeceklerini belirtir; ama aynı zamanda akıl sahibi her insanın özgür iradesiyle iman ve inkâr etmesinin ilâhî yasa (sünnetullah) olduğunu da bildirir. Allah, iman ve inkârda insanoğlunu özgür iradeleriyle baş başa bıraktığı halde, kendini Müslüman bilen, özellikle de belli bir müesses dinî yapıya intisap eden insanların çoğu niçin kendi dindaşlarını kendilerine benzetmeye çalışır? Allah’ın kendine atfetmediği bir işe kullar niye soyunur? Kendi din anlayışına yönelik bir eleştiri karşısında behemehâl hakaret taarruzu başlatıldığı halde, bir kez olsun, “Acaba bizde de hata olabilir mi?” deme ihtiyacı duyulmaz?
Mesela cifr, celcelûtiye, hisâb-ı cümel gibi kaynak ve sıhhati son derece problemli bâtınîlik aygıtlarından hareketle, “Şu ayet benim adıma, bu ayet doğum tarihime, öteki ayet kitaplarıma, beriki ayet şakirtlerime işaret ediyor” gibi akla ziyan tevilleri kemkümlerle savunmaya çalışmak yerine, “Bu tür saçmalıkların dine, imana, ahlaka, hayata ne faydası var” demeye yanaşılmaz? Daha açıkçası Cemil Meriç’in, “ufukları dar, kafaları basık, ama büyük bir meziyetleri var, hayranlık. Putlarına saygısızlık etmediğiniz ölçüde sizi dinliyorlar” diye bahsettiği taife niçin, “Bildik Bâtınîyye’nin günahı neydi, onların bâtınî tevilleri de en nihayet, ‘Şu ayet bizim imama, bu ayet hüccete işaret ediyor’ kabilinden değil miydi?” demek gibi dürüst bir tavır ortaya koymaz?
Bu sakillik, “cemaatlerin ortak arızaları” başlığıyla yayımlanan yazımızdaki tespitlerin ne kadar isabetli olduğunu ispata kâfidir. Bir cemaate mensubiyet çerçevesinde dinin belli bir yorumunu benimsemek ile futbol takımı taraftarlığı arasında ciddi bir tutum farkı bulunmadığını söylemekte beis olmasa gerektir. Yeri gelmişken şunu belirtmeliyim ki, “tüm cemaatlerin kökü kazınsın, herkes Müslümanlık tecrübesini müesses bir dinî yapıdan bağımsız olarak bireysel düzeyde yaşamaya mecbur kılınsın” gibi faşizan bir düşünceyi hiç savunmadım, savunmuyorum. Çünkü böyle bir fikri savunmaya kendimi hak sahibi görmediğim gibi buna haddim olmadığını da biliyorum. Ancak kendi namıma cemaat mensubiyetini reddediyorum ve bireyselliği daha sağlıklı bir tercih olarak görüyorum. Ayrıca cemaatlere yönelik eleştiri hakkım olduğunu düşünüyorum.
Bütün bunların yanı sıra cemaatlerin kendi sivil alanlarına çekilmeleri, özellikle devlet kurumlarına tasallut etmemeleri, siyasi iradeye karşı baskı grupları oluşturup köpürtülmüş oy potansiyellerini koz olarak kullanarak siyasetten pay kapmak gibi mülevves işlerle iştigalden vazgeçmeleri gerektiğini söylüyorum. Ama bütün bu söylediklerimin devlet katında anlamlı bir karşılık bulacağını pek zannetmiyorum. Çünkü Türkiye’de “dindar/muhafazakâr” diye anılan kitlelerden herhangi bir cemaat angajmanı bulunmayan insan sayısının bir partiye iktidar imkânı sağlayacak nispette olmadığı kanaatini taşıyorum, bu yüzden de kendi kendime, “Cemaat cenneti olan bir ülkede siyasetçi ne yapsın?” diyorum. Diğer taraftan, dinî anlayış ve kavrayış tarzım sebebiyle cemaatler nazarında “heretik” olarak algılandığımı biliyorum. Hâliyle, cemaatlerin cennetinde cehennemi yaşıyorum. Bütün bunlara rağmen, cemaat cenneti yurdumun cemaatçi sakinlerinin biraz daha sakinleşecekleri, kendilerine yönelik eleştiriler karşısında ergen tavrıyla sövüp saymak yerine uslu başlı adam gibi mukabelede bulunmayı öğrenecekleri bir zamana erişmenin hayalini kuruyorum.
Güncelleme Tarihi: 15 Ekim 2016, 10:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241