banner279

Buhara'dan, Semerkand'dan

Muhittin Kandırmaz

Buhara'dan, Semerkand'dan
 Beş günlük Özbekistan gezisinden gözlemler diyebiliriz. Taşkent, Semerkand ve Buhara... Öncelikle şunu belirteyim çok güzel şehirler; geniş caddeler, tertemiz sokaklar, hemen hemen çok yerde çöp tenekesi bile yok denilebilir. İnsan elindeki çöpü yere atamıyor utandığından. Gerçekten çok temiz. İnsanlar gayet medeni, şehir planlaması çok güzel, geniş meydanlar, her tarafı ağaclandırlmış yeşil alanlar oldukça fazla.  Özellikle Semerkand ve Buhara'da iki ya da üç katın üzerinde bina yok denecek kadar az. Hele Buhara'da her taraf tarihi medreselerle dolu ama hepsi derin bir sessizliğe bürünmüş, eski günlerini arar olmuş. Bir zamanlar ilmi olarak dünyaya yön vermiş, bir çok alanda (ilim, fikir, matematik, felsefe, tıp, fizik, astronomi vb.) ilim  merkezi olan şehirlerde ilimden eser kalmamış. Õzellikle dünyanın bilinen üçüncü rasathanesi olduğu varsayılan Uluğ Bey'in yaptırdığı yeri görünce biraz durup düşünmek gerekiyor. Düşünebiliyor musunuz taa on dördüncü yüzyılda yaşamış ve tarihi kayıtlara göre bin küsur yıldızın yerini tespit etmiştir. Ayrıca Uluğ Bey, Emir Timur'dan sonra hem devlet başkanı hem alim hem de bir bilim adamı.

Buhari, Semerkand yakınlarında yolda hastalanıp öldüğünde cenazesini  kendi memleketine almamışlar. Hani bizde de son Osmanlı padişahılarından olan Vahdettin'in cesedi kabul edilmemiş ve  Yunanistan'da öldüğü halde mezarı Şam'da ya. İşte bunun gibi İmam Buhari'nin başına da benzer bir şey gelmiş, şehre takriben otuz km mesafede bir yere tabiri caizse yetim  gömülmüştür. Bugün 'Buhari cökerse din çöker' diyen zihniyettir bu işi yapan malesef. Ha bir de Buhari (çökmüş) ölmüştür ama din ayakta çünkü dinin tarihi Buhari den eski. Lakin bu Buhari konusu araştırılmalı. Onu tekfir edenler eserinden iz bırakmış mıdır? 

Taşkent'te gördüğüm, ilk yazılan Kur'an nüshalarından olduğu söylenen yüce kitabımızın yazıları sade, hareke ve nokta yok. Kitabın dörtte biri kadarı kalmış. Yerel halktan gelenler şifa niyetine bir sayfa yırtıp almışlar zamanında. Yoksa tarihi kayıtlara bakınca bu mushafı ancak bir devenin götürdüğü görülüyor ama bu gün elde kalan herhalde kırk-elli kg kadar bir ağırlıktadır. Birileri hemen kendisine pay çıkarmasın. Orijinal musahaf örnekleri var ve bir tanesi de İstanbul'da elhamdülillah. Onu da gördüm. 

Buhara'da bulunan Nakşibendi Tarikatı'nın şeyhinin mezarı kısa bir zaman öncesine kadar insanlar tarafından Kâbe niyetine tavaf ediliyormuş. Şimdi bir tarafını kapatmışlar ve bu tavafı engellemişler. Buna benzer bir tavafın on yıl kadar da Kudüs'teki Kubbetüs-Sahra için de yapıldığı tarihi kayıtlara geçmiştir.

Maalesef ümmetin hali pürmelali bu. İnsan ne zaman vahiyden koparsa böyle oluyor demk ki. Başka birşey daha var ki, insanlar ibadet ihtiyaçlarını buraları ziyaret ederek gideriyor. Özellikle Nakşibendi Liderinin ve İmam Buhari'nin türbesini ziyaret etmeyi ibadet zannediyorlar. 

Ben burdan bir çağrıda bulunmak istiyorum, tüm tarikat ve tasavvuf ehli kardeşlere! Gidin de görün oraları ama kuru kuruya değil biraz araştırma ile bilgi sahibi olarak. Burada bir hatırlatma daha yapayım. Hz. Muhammed'in (sav) hayatında bir kere yaptığı şeyleri her gün yapmak gelenek haline gelmiş ama Rabbimizin Kuran'da sanırım sekiz yerde "Onlar yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı?" diye emrettiğini ne kadar yerine getiriyoruz? Gerçekten biz ne kadar da az geziyoruz, ibret nazarıyla okumak için!..

"Onlar hiç yeryüzünde dolaşmazlar mı ve görmezler mi kendilerinden önce geçip gitmiş olanların (feci) akıbetini? Onlar kendilerinden daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmıştılar. Buna rağmen Allah günahları sebebiyle onları cezalandırdı ve kendilerini Allah'a karşı koruyacak kimse olmadı." (Mü’min(Ğâfir) 40:21).

Selam, dua ve dua talebiyle.


HİLAL HABER

Güncelleme Tarihi: 12 Ekim 2018, 02:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner141

banner140

banner280