banner279

BİZ MUSUL MASASINDAN KALKMAMIŞTI Kİ…

‘TRUVA ATLARI’NIN İÇİNDEKİ İNLER!

BİZ MUSUL MASASINDAN KALKMAMIŞTI Kİ…
 Biz DEAŞ’ın bir Truva atından ibaret olduğunu, istenirse kısa sürede etkisiz hâle getirilebileceğini gayet iyi biliyoruz. Ülkemizin Musul operasyonunun dışında tutulmaya çalışılması, orada da DEAŞ bahanesiyle kurulmaya çalışılan mezhep çatışması kapanını bozacağımız bilindiği içindir.
Yenişafak/Nedret ERSANEL
Türkiye’nin, bölgeye ve kendisine hem Irak hem Suriye’den kaynaklanan tehdit algısı alarm düzeyinde devam ediyor…
Bu zaten normal değil mi?
İkisi de çökmüş, bölünme/parçalanma tehlikesiyle yüz-yüze, savaş ve iç-savaşlar yaşayan, en az iki süper, en az 10 orta ve 60 ülkenin koalisyon çatısı altında fiilen bulunduğu iki komşusu olan kaygılanmaz mı?..
Kaldı ki, bu risklerin/dertlerin ‘kısa listesi’…
Etnik ve mezhebî obruklar da açılıyor her an…
Ankara aydınlatma fişekleri atarak üzerlerinden atlıyor, pusuları görmeye çalışıyor ama…
Asıl mesele yine de bu değil…
‘TRUVA ATLARI’NIN İÇİNDEKİ İNLER!
“DEAŞ bahane edilerek Suriye ve Irak büyük bir yıkıma maruz bırakılıyor. Suriye’de biz Cerablus Operasyonu’nu başlattıktan sonra görüldü ki bu örgütle mücadele etmek için Suriye’nin yakılıp yıkılması gerekmiyormuş. Biz DEAŞ’ın bir Truva atından ibaret olduğunu, istenirse kısa sürede etkisiz hâle getirilebileceğini gayet iyi biliyoruz. Ülkemizin Musul operasyonunun dışında tutulmaya çalışılması, orada da DEAŞ bahanesiyle kurulmaya çalışılan mezhep çatışması kapanını bozacağımız bilindiği içindir. Biz oraya onun için sokulmak istenmiyoruz. Ama biz Sünni-Şii çatışmasına evet diyemeyiz.”
Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri Irak’taki Truva Atı ve kapanları tarif ediyor.. Suriye’deki Truva atını zaten biliyoruz; “İşte PKK/PYD/YPG terör örgütü DEAŞ bahanesiyle destekleniyor. PYD’ye verilen silahların bir kısmı da nereye gidiyor? DEAŞ’a. Çok önemli bir kısmı PKK’ya giderek bize karşı kullanılıyor. Bu konuda yaptığımız itirazlar kelimenin tam anlamıyla yalan söylenerek dikkate alınmıyor”…
Yani, Türkiye’nin komşularından algıladığı tehditler konvansiyonelken, “müttefiklerinden” gelen tehdit stratejik…
Komşularımızda etnik ve mezhep kapanları kuran, Truva atlarının içine sinmiş karanlık askerler ise “dost ülkelerin”…
“Dostlarımız” boğazımıza saldırıyor.
Türkiye’nin teyakkuz hali budur…
AHŞAP KOLAY YANAR
Perşembe günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları stratejik saldırıları tarif ederken, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un takiben anlattıkları, sahada olanları/olacakları yani ‘A Planı’nı anlatıyordu…
Ama Kurtulmuş’un, “Musul, Suriye ve Irak’ın geleceğini etkileyecek” sözleri ile ayın 16’sında Rusya lideri Putin’in, ABD ve Fransa’ya yönelik, “Musul, Halep’le paralellik gösteriyor” uyarısını da akıllarda tutarak okuyalım…
“Biz bütün bu şehirlerle ilgili modeli Suriye’de ortaya koyduk. Musul’u Musul halkı kurtarsın diyoruz. Buradaki sivilleri eğitelim/donatalım, bunlar ortaya çıksınlar mücadele etsinler. Aynı şeyi Rakka için söylüyoruz, Cerablus’ta uyguladık. Çünkü o adamların memleketi orası. Biz de Türkiye olarak lojistik destek verelim. Bunun dışında başka unsurlar da girerse Türkiye buna sessiz kalmayacaktır”…
Bu Türkiye’nin A Planı’ydı ve aslında Batı liderliğindeki koalisyona bir öneriydi. Daha önce Suriye’de reddedilmiş olsa da askeri ve ahlaki açıdan doğru plandı. Fırat Kalkanı’nda görüldüğü gibi!
Üstelik Musul operasyonunun başladığı gece daha büyük bir sağlama geldi bu planın işe yaradığı konusunda…
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter: “Suriye’nin kuzeyinde bulunan ve terör örgütü DEAŞ için sembolik öneme sahip Dabık’ın muhalifler tarafından ele geçirilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. ÖSO ve Türkiye’ye teşekkür ediyoruz”… (‘Dabık’ta sokaklara Erdoğan posterleri asıldı’, 17/10, Milliyet.)
Hatırlanmalı ki, bu açıklama Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığına ve önerilerine karşı zaman zaman kendi hükümetine dahi ayak diremiş Pentagon’dan geliyor.
Nihayetinde şöyle bir “akış çizelgesi” çıkarmak mümkün; A. Suriye-Truva atları (PKK/PYD/YPG/DAEŞ)-ÖSO ve Türkiye (çözüm) artı koalisyon. Çözüm buydu. Musul’daki karşılığı da, Irak-Truva atları (DAEŞ/PKK/mezhep çatışmaları)-Musul halkı/Türkiye ve Başika’da eğitti birlikler (çözüm) artı koalisyon.
Suriye’nin Musul’a emsal gösterilmesini şu sözlerden de anlayabiliriz; “PYD/YPG girmesin dedik, söz verdiler, sözlerinde durmadılar, biz de gerekeni yaptık!”
Bu paralel/klon saldırı planının zayıf halkası ne biliyor musunuz? Koalisyon. Yani ABD ve batılı ortakları. Truva Atı’nın içinde Türkiye’nin boş bulunmasını bekleyenler.
Şimdi, “Türkiye, Musul’a girmesin” deniyor.. İran’dan Akdeniz’e uzanan yıkımın anlamı Washington ve şebekesi için sadece “temizlik”. Ölen yüzbinler onlar için sadece rakam.
Temizlik çünkü kendi “devletlerini inşa edecekler”. Yani sadece Musul’a değil, tüm güney hattına Türkiye girmesin isteniyor. Onlar için, “inşaat alanına girmek tehlikeli ve yasak” levhası asmak yeterli. İçeride kalanlar ya da göç yollarında kalanlar önemsiz.
Türkiye Musul’da var. Hem eğittiği askerlerle hem hava kuvvetleriyle. İtiraz edenler engelleyebilmiş mi? Hayır. Neden? Çünkü Türkiye’nin Musul’la hukuku onların varolduğu tarihten eski…
Tabii asıl iş, “Türkiye Musul masasına oturmasın”da… Oysa, kalkmamıştık ki! Bize kalk diyenler kurulmadan biz o masadaydık.
Başbakan Binali Yıldırım’ın, “Musul’da Türkiye’nin işi yok diyenler cevaplarını almıştır” sözü o…
Herhalde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un şu “temennisiyle” bağlayabiliriz; “Umarım Musul operasyonunu hazırlayanlar, sonuçlarını da hesaplamıştır”…
Güncelleme Tarihi: 19 Ekim 2016, 10:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241