banner279

BİZ, DÜN GAZZE’DEYDİK(1)

D. Ferhat Dizdaroğlu

BİZ, DÜN GAZZE’DEYDİK(1)
 O gün, gün batıp hava kararıncaya ve gerilerden akşam ezanları duyuluncaya kadar devam eden boğuşma sonucu, savaş yeri kan gölünde yüzen cesetlerle dolmuştu.

Sayıca çok fazla İngiliz kuvvetleri inatla yükleniyor, buna karşılık bir avuç Osmanlı kahramanı ölmeyi, geri çekilme veya teslim olmaya tercih ediyordu. 

Fırka Kumandanlığından gelen telsiz telgrafta emir kat’i idi: “Gazze müdafilerine selâm… Sabaha kadar sabır!”

Kahraman 125. Alay bağlı olduğu fırkanın, fedakârlıkla, her türlü yardımda bulunacağına emindi.

Fakat İngiliz de bunu düşünmüş olacak ki, Türk fırkasını 125. Alay’dan kopartmak üzere büyük bir kuvvet ayırmıştı.

Bu suretle çember içinde kalan 125. Alay’ın kendi imkânlarıyla direnmesi, sebat etmesi gerekiyordu.

Nitekim, hilafet ordusunun 125. Alayı, bütün gece, durup dinlenmeden, Gazze’yi, sokaklarına varıncaya kadar tahkim etti.

Kumandanlarından neferine, son nefeslerine kadar savaşmaya kararlı idiler.

Nihayet alay kumandanı, Trablusgarp ve Çanakkale’de İngilizle defalarca çarpışmış, nişanlarla süslü gazi sancağını açtı ve:

- Arkadaş, dedi. Karşımızdaki düşmanı hepimiz tanırız. Sayıca bizden çok kalabalıktır. Ama unutmayınız ki, Allah’ın yardımı elbet bütün kuvvetlerden üstündür. Bu şerefli sancak düşmanın eline geçmeyecek! Ya düşman mağlup olacak, ya da Gazze 125. Alaya mezar olacak!..

Şafak sökmüş, büyük birlikler uzaktan seçilmeye başlanmıştı.

Gittikçe yaklaşan İngiliz sürüleri, dün beceremedikleri işi, bugün iki misli kuvvetle başarmak istiyordu.

Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2017, 08:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140