banner259

Biri bana bu ‘takıntı’yı izah etsin!

Ahmet KEKEÇ

Biri bana bu ‘takıntı’yı izah etsin!

Meir Dagan MOSSAD’ın başına getirildiğinde Türkiye tepki göstermemişti... Türkiye’ye neydi!

Dagan, üstelik, “Türkiye karşıtı”bir istihbaratçıydı, Türk politikacılarının Filistin konusundaki hassasiyetinden rahatsızlık duyuyordu.

Derler ki, vaktiyle, “Türkiye’nin Filistin’e ilgisi devam ederse, Ortadoğu çok karışır” şeklinde bir laf etmiş... Bunu nerede söylediğini bilmiyorum. İnterneti tararken karşıma çıktı. Kolpa da olabilir ama, bu Dagan’ın “hususen” Türkiye karşıtı bir istihbaratçı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir istihbaratçının görevi, zaten, kendi ülkesi dışındaki her şeye karşı olmaktır.

Dagan gitti, Tamir Pardo geldi...

Bu da Türkiye’yi ilgilendirmiyordu.

Rivayet, Tamir Pardo’nun Türk kökenli olduğu yönünde... Buralardan kalkıp Filistin’e göç etmiş Musevi ailenin bir ferdi olabilir, muhtemeldir...

Pardo’nun Türkiye’ye nasıl baktığını bilmiyorum.

İyi bakmadığını tahmin edebiliyorum ama...

Bir devlet, “istihbarat başkanı” atarken, atadığı kişinin hangi ülkenin çıkarlarına uygun olduğuna bakmaz, öncelikle “Bu kişi bize uygun mudur?” sorusunun cevabını arar.

Pardo da, İsrail’in çıkarlarına uygun görüldüğü için o göreve atandı.

Bu atamaya, dediğim gibi, Türkiye’den bir tepki gelmedi.

Dünya’dan da bir tepki gelmedi.

Dünyaya neydi, Türkiye’ye neydi, sair ülkelere neydi!

Kaldı ki, uluslararası ilişkilerde böyle bir teamül bulunmuyor...

Fakat, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iç-hizmetler konusundaki bir tasarrufu, yani Hakan Fidan’ın MİT’in başına getirilmesi, İsrail’e dert oldu. (İlginçtir, İsrail’e dert olan, Hizmet camiasına da dert oldu.)

Önce, İsrail Savunma Bakanı bir açıklama yaptı...

“Fidan, İran ajanıdır” dedi.

Sonra İsrail gazeteleri devreye girdi.

Fidan’la ilgili, aslı astarı olmayan yüzlerce haber ve yorum...

Fidan’a yönelik bu olağandışı ilginin nedeni neydi?

Şuydu:

Bir NATO üyesi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bugüne kadar “ithal istihbarat”la gelmişti; kapılarını (ve arşivlerini) dost ve müttefik sanılan ülkelere açmıştı. Tek taraflı işleyen bu ilişkinin de zararlarını görmüştü.

Hakan Fidan’ın o göreve atanması, istihbaratta paradigma değişikliğine işaret ediyordu ve MİT’i “millileştirecek” bir hamle olarak görülüyordu. İsrail’in tepkisi buna idi...

Dün, Maocu Kemalistlerin internet sitesinde bir haber okudum.

Eski Türkiye Büyükelçisi Eric Edelman ve “Türkiye uzmanı” geçinen Alan Makovsky, Bipartisan Policy Center’ın düzenlediği bir konferansta, 17 Aralık sürecini masaya yatırmışlar ve Hakan Fidan’ın İran ajanı olduğuna karar vermişler.

Edelman, biliyorsunuz, Ankara’da görev yaptığı dönemde, bir Müstemleke Valisi edasıyla dolaşırdı ortalıkta... Azılı bir Türkiye düşmanıydı ve kötü bir insandı.

Makovsky’i anmaya gerek bile yok... Daha berbattır.

İki Neo-con, iki tescilli Türkiye düşmanı...

Edelman, konuşmasında, Hizmet’teki arkadaşların hoşlanacağı türden laflar etmiş; “17 Aralık”, “kara para”, “İran’a yönelik ambargonun delinmesi” şeklinde yüksek analizler yapmış.

Makovsky de şunları söylemiş: “Ehud Barak’ın savunma bakanı olduğu dönemde söylediğini reddetmediği bir şey var: O da Hakan Fidan’ın İran yanlısı olduğu. Gazze’ye silah taşıdığı gerekçesiyle geçen hafta İsrail tarafından el konulan ve İran’a ait olduğunu iddia ettiği geminin kaptanı bir Türk’tü. Bence bunu sadece bir tesadüf olarak göremeyiz.”

Makovsky bunları söylüyor ama o geminin Sina’ya malzeme götürdüğünü, bunun Amerika Birleşik Devletleri tarafından da bilindiği bilgisini gizliyor.

Bunu İsrail de biliyor.

Sina’daki faaliyetin, “İran aleyhtarı” bir faaliyet olduğunu da biliyor...

Biliyor ama maksat Türk istihbarat teşkilatı aleyhindeki algıya entelektüel destek sağlamak. (Geminin kaptanı bir Türk’se, Hakan Fidan da İran ajanıdır. Mantığı görüyor musunuz?)

Tesadüfe bakın ki, Hizmet camiası da Hakan Fidan’ı takıntı haline getirmiş durumda. Bir Fidan nefretidir devam edip gidiyor... En hafif suçlamaları, “İran ajanı...”

Soru şu:

Hizmet’e koşullanmış bir hareketin görevi midir devletin istihbarat konusunda tercihlerini sorgulamak ve uluslararası hüviyeti olan bir tartışmada “oyun kurucu” (ya da “oyun bozucu”) rolüne soyunmak?

Bütün o 7 Şubat, 17 Aralık girişimlerinin nedeni, Fidan’ın dış dünyada memnuniyetsizlik yaratması mıydı?

Bu muydu?

Güncelleme Tarihi: 05 Nisan 2014, 10:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner270

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

izmir escort escort izmir porno izle anne porno porno youtube magazin
escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno