banner279

Batıniyye (Bâtınilik) (2)

Bekir Çöl

Batıniyye (Bâtınilik) (2)
 Bâtıniliğin çıkış noktalarından ikincisi:

 

2-) Ehlisünnet ve Mutezileye göre Bâtıniliğin menşe’i Mecusilik, Sabilik, Yahudilik gibi eski din ve kültürlerin karışımından oluşmuş İslam dışı bir iman ve hatta yeni bir dindir. Nitekim Bâtıniye’nin önemli simalarından Meymun b. Deysan el Kaddah Mecusiliğe, Hamdan Karmat ise Sabi’liğe mensuptur. 

İslam dininin yayılışını kabullenemeyen bazı eski din mensupları kılıçla engel olamadıkları yeni dini kültür değişikliğine uğratarak böylece temel hükümlerini bozup, onu içten çökertmek maksadıyla sözde Ehlisünnet sevgisi esasına dayandırdıkları gizli teşkilatlar kurmuşlardır. “Bâtıniye” bu teşkilatların en etkili olanıdır. Mecusilik ile Batıniyye’nin inançları arasında benzerlik bulunması en açık delilidir. Kadı Abdullah Cebbar ve Abdülkahir el Bağdadi “Batıniyye hiçbir dine bağlı olmayan materyalist fikirlere dayanan bir mezheptir” demişlerdir.

3-) Çağdaş bazı araştırmacılara göre Batıniyye’nin kaynağı Yeni Eflatunculuk, Pisagorculuk gibi gnostik felsefi akımlardır. İlk defa Yahudi Filozof Philon bu felsefi görüşlerden faydalanarak, Bâtıni tevili Tevrat’a uygulamış, daha sonra bu metot Batıniyye ile irtibatlı olan İsmailiyye’nin önemli kaynaklarından “İhvani Safa’nın” Risalelerinde aynen taklit edilmiştir. (Ali Sami el Neşşar, 11.289–291)

Bunların dışında bazı yazarlara göre Yahudilikteki ricat “Mehdi,” insanı Tanrılaştırma, Tenasüh ve başka inançların Batıniyye fırkalarında da görülmesi, Yahudiliğin bu guruplar içinde kaynak oluşturduğunu ispat eder niteliktedir. 

Batıniyye’nin ortaya çıkışını hazırlayan fikri hareketin kaynağını Yahudi asıllı asıllı olarak tanıtılan Abdullah b. Sebe’nin ortaya attığı aşırı görüşler oluşturur. İbn Hazm, kendi devrine kadar gelen Bâtınilerin fikir babası olarak Hz. Ali’yi İlahlaştıran Abdullah b. Sebe’yi gösterir. (el Fasl, 1. 326) Taberi’nin rivayetine göre “Sana Kur'an’ı farz kılan Allah muhakkak ki seni vade dilen yere yere döndürülecektir.” (el Kasas, 28/65)  Mealinde ki ayete “Hz. Muhammed’in ölmediği ve bir gün mutlaka döneceği “Recat” anlamını vererek, Kuran’ın Bâtıni tarzda ilk defa Abdullah b. Sebe tarafından tevili yapılmıştır. İbn Sebe’den sonra Muhammed b. Hanefi ile oğlu Ebu Haşim’in imamet fikri etrafında toplanan “Kasaniye” gurupları ve bilhassa harbiye doktorinlerini, Bâtıni tevil esasına dayandırarak İslam akaidine aykırı bazı aşırı görüşleri ileri sürmüşlerdir. Onlara göre Hz. Peygamber vahyin zahirini getirmiş, Hz. Ali soyundan gelen İmamlar ise onun Batınını ortaya koymuşlardır. 

Maymun el Kaddah ile başlayan Bâtıniye, Abbasi Halifelerinden Memun devrinde başlayan, Mutasım Billâh zamanında yayılan ve Selçuklular dönemine kadar devam eden Bâtıniye hareketi Dımaşk civarında bulunan Selem iye’de Abdullah b. Meymun el Kaddah; Basra’da Hamdan Karmat ve Abdan; Küfe’de Muhammed b. Zekeriya; Bahreyn’de İbn Zekeriya, Ebu Sait el Cennabi ve oğlu Ebu Tahir; Yemen’de Ali b. Fazıl, İbn Havşep; Cürcan’da Ebu Ali ed Deylemi; Horasan’da Mukanna ve Hüseyin b. Ali el Mervezi; Sicistan’da Muhammed b. Ahmed en Nesefi; İran’da Memun b. Eşaş, Hasan Sabah; Mısır’da Ubeydullah el Mehdi; Mağrip’te Ebu Abdullah eş Şii ve daha pek çok Bâtıni, İsmaili şahsıyetlerce yörütüldü. Yaklaşık üç asır boyunca İslam dünyasının bu bölgelerinde huzursuzluk ve anarşi kaynağı olan Bâtıniye Daileri başta Selçuklu Veziri Nizamülmülk olmak üzere birçok devlet adamını ve birçok Sünni ulemayı katlettiler. Büyük Selçuklu Sultanlarının azimli mücadeleleri sonucunda İsmailiyye’nin gölgesi altında faaliyetlerini yörüten Bâtıniye hareketinin gücü kırılmış ve sönmeye yüz tutmuştur. İslam âleminin başına bela olanlardan, Moğol istilası sonucu halk içindeki yıkıcı etkileri de sona ermiştir. Ancak Bâtıniye fikri İslam akaidine muhalif fikirlerini ve inançlarını Nusayriyye, Dürziyye, sonraları ortaya çıkan Babiyye, Bahaiyye ve Kadıyaniye vasıtasıyla günümüze kadar yaymaya devam etmiştir. 

  Bâtınilerin genellikle Müslüman çoğunluğun benimsediği İslam akaidine uymayan inançları telkin ettikleri ve İslam ülkelerinde idareyi hedef alan siyasi faaliyetlerde bulundukları için daima gizli teşkilatlar kurarak gayelerine ulaşmaya çalışmışlardır. Bu gizlilik onlar hakkında bilgi edinmeyi zorlaştırsa da muhalif kaynaklardan elde edilen bilgilere göre Batıni teşkilatları şöyle şekillenir.

1-) İmam. Teşkilatın en yetkilisi olup Batıniyye’yi sevk ve idare eder. 

2-) Hüccet. Dördü İmam’ın yanında, sekizi de diğer faaliyet bölgelerinde olmak üzere on iki Hüccet’in her biri İmam’ın vekili durumundadır. Bunlara “Sahib’ül emir” de denir.

3-) Dai. Hüccetlere bağlı olan ve halkı Batıniyye’ye davet eden Misyonerler, “Mükellep” (Eğitilmiş avlanmaya hazır köpek) ve “Mezun” kısımlarına ayrılır.

4-) “Mümini Müstecip.” Bunlarda Batıniyye’ye giren zümrelerdir.

Görüşleri ve davet metotları: Batıniyye’nin aslında temel düşüncesi yoktur. Genellikle İslam dininin belli başlı esaslarını iptal etmek için tevillere başvururlar. Sistemlerinde iki türlü tevil yolu izlenir.

a-) Ayetleri Bâtıni manalarla yorumlarlar. (Mana tevili) 

b-) Ayetleri, ihtiva ettikleri harf sayısına göre “Ebced” hesabına göre dayanarak manalandırmak. (Hurufi tevil) Bâtınilere göre Nass’ların gerçek anlamı kelimelerin içinde saklı olup sadece kendi İmam’larınca bilinir. Bu manaları İmamlardan talim yoluyla öğrenenler, ayetlerin zahiri manasını terk ederler. Zira zahiri manaya uymak, Bâtıni manayı bilmeyenler içindir. Bâtıni manayı bilenlerin ise, zahire göre amel etmeleri haramdır.

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2018, 10:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241