bayan escort bursa escort escort gaziantep istanbul escort escort izmir escort izmir izmir escort istanbul escort denizli escort escort bayan

banner259

Batı'nın İslam ile savaşı (2)

HAYRETTİN KARAMAN

Batı'nın İslam ile savaşı (2)
 Batı islam'a ve Müslümanlara karşı savaşını birkaç şekilde/yoldan yürütüyor:

1.Soğuk savaş dönemi sona erince, Sovyet İmparatorluğu sözde dağılınca, yine sözde demokrat olan ülkeler karşısında komünizm tehlikesi sona erince uluslararası politika ve örtülü sömürgecilik için gerekli olan bir araca ihtiyaç duyan Batı (Avrupa ve ABD) aradığını buldu, Haçlı Seferleri'nden, Viyana Kuşatması'ndan beri güçlenerek devam eden İslam düşmanlığı 'İslamofobi (aslı olmayan İslam tehlikesi ve korkusu) adıyla piyasaya sürüldü. 11 Eylül olayı Batı için önemli bir fırsat oldu (muhtemelen bunu da onlar tertip ettiler), o kadar ki Buch, Hristiyan dünyayı Müslümanlara karşı birleşmeye davet ederek bilmem kaçıncı 'Haçlı Seferleri'ni' başlatmak istedi. Bugün bütün gayr-i müslim dünyada 'bir vehimden ibaret olan' İslam korkusunu ve tehlikesini yaymak için büyük gayretler sarfediliyor. Müslümanların da bir kısmını kandırmak maksadıyla İslam'ı, 'radikal/kökten ve ılımlı' diye ikiye ayırıyor, kötü maksatlarına engel olmayacak şekle getirilmiş bir 'sözde İslam'a müsamaha gösteriyor, radikal dedikleri kâmil İslam'a ise savaş açıyorlar. Bu savaşı da meşrulaştırmak veya kabul edilebilir kılmak için ya bazı marjinal grupları kullanıyorlar veya kendileri böylelerini icad ediyorlar.

İslamofobi öyle bir cinnet seviyesini yükselmiş olmalı ki, İsviçre'ye şu kararı aldırabiliyor:

'9 Ekim Cuma gününden itibaren ülkede bulunan tüm İslami grup ve kuruluşlarının faaliyetleri yasaklanmıştır. Bu faaliyetler arasında ekonomik, insani yardım gibi çalışma faaliyetleri de vardır. Bu karara uymayan grup ve kuruluşların yöneticilerine 3 yıldan az olmamak üzere hapis cezası verilecektir'.

Gerçi bu haber sonradan yalanlanmış ve kararın IŞİD ile ilgili olduğu açıklanmıştır, ama hem orada hem de diğer Avrupa ülkelerinde İslâmî hayat ve faaliyetlerin önünde ne kadar engel bulunduğunu herkes biliyor.

2.Filistin'e, Afganistan'a, Irak'a, bazı Afrika ülkelerine yaptıkları gibi doğrudan silahlı kuvvetlerini kullanarak savaşıyor, İslam ülkelerini işgal ediyor, maddi ve manevi değerlerini imha ediyor, amaçlarına ulaşınca veya rezil olunca çekiliyorlar.

3.Kendi değerlerine yabancılaşmış, aklı az, hırsı çok diktatörlere 'akıl' ve destek vererek bir İslam ülkesinin bir başka İslam ülkesini işgal etmesi veya bir parça toprağını alması için savaş açmasını sağlıyorlar.

4.İslam ülkelerinin hemen tamamına yakınında görüldüğü gibi etnik farklılık, mezhep farkı, ideoloji farkı, imkan ve fırsat farkı gibi amilleri kullanarak Müslümanların 'birliğini' bozuyor ve iç savaş çıkarıyorlar.

5. İslam ülkelerini demokrasi ve insan hakları eksikliği yüzünden suçlayan Batı, işine geldiği sürece dikta yönetimlerini destekliyor, halkın canı tak edip isyan ile diktatörler yıkıldığında ise halkın iradesi ile işbaşına gelen veya gelecek olan iktidarları engelliyor, orduyu kışkırtarak 'islami demokratik' yönetime karşı darbe yaptırıyor ve işin gülüncü 'darbeye darbe bile demiyor, diyemiyorlar'.

Allah Teala müminleri şöyle uyarmıştır: "Onların inanç ve kültürlerini benimseyip asimile olmadığınız sürece Yahudiler ve Hristiyanlar asla sizden hoşnut olmayacaklar'.

Peki çare nedir?

Çare yine Kitabımız'da gösterilmiş: Ümmetin birlik ve dirlik içinde dayanışması, her alanda güçlü olması, böylece kimsenin onlara saldırmaya cesaret edememesi ve gücün 'herkese adalet' için kullanılması.

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2014, 16:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner141

banner140

banner255