banner279

Batı kafalıların başımıza sardığı bela: Çocuk icrası!

Ali Karahasanoğlu

Batı kafalıların başımıza sardığı bela: Çocuk icrası!
 Dün sosyal medyada bir video paylaşılınca, feministler de, olayın vahametini görmüş olmalılar..

7 yaşlarındaki bir kız çocuğu..

İcra memurunun elinden tutması ile..

Zorla alınıp götürülmek isteniyor..

Annesine teslim edilecekmiş!

Tanımadığı icra memurunun zorlaması ile gideceği annesini..

Nasıl “anne” olarak görebilecek ise..

Veya..

Geri döndüğünde..

Kendisini çok daha olumlu şartlar oluşturarak annesine teslim etmesi gereken babasına, nasıl “Baba” diyebilecek ise..

Bu vesile ile.. 

Bir not düşeyim..

Anne olsun.. Baba olsun..

Çocuğu, anne babasından koparan her kim olursa olsun..

Çocuğu, anne ya da babasına göstermek istemeyen her kim olursa olsun..

Her türlü hakareti hakediyor demektir..

Çocuk üzerinden..

Karısına veya kocasına güç gösterisi yapan.. 

Kadın da olsa.. Erkek de olsa..

Hem dine aykırı hareket etmiş olur.

Hem örfümüze..

Hem de insanın doğasına aykırı hareket etmiş olur..

Ama kanunlar böyle..

Kanunlar, dini kavramlara önem vermiyor..

Türk örflerini öncelemiyor..

İnsanın doğasını, hareket noktası kabul etmiyor..

Anne ile baba arasında bir ihtilaf olduğunda..

Çocuk ile anne baba arasındaki ilişkiyi..

 Evlilik sırasında edinilen bir mal gibi düşünüp..

Olaylara maddi bakış açısı ile yaklaşan zihniyetle çözüm getiriyor..

Daha doğrusu, çözüm getirdiğini sanıyor..

Buyrun, kanundaki maddeleri size aktarayım..

İnsan olmanın yüce değerleri..

İnanç değerleri..

Ailenin, toplumun temeli olduğu ilkesi..

Bu kanun maddelerinde ne kadar hayat bulmuş, birlikte değerlendirelim:

2004 sayılı, 1932 yılında çıkarılan İcra ve İflas Kanunu’nun “Çocuk teslimi”başlığı altındaki maddeyi veriyorum:

“Madde 25.  Çocuk teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde çocuğun teslimini emreder.

Borçlu bu emri tutmazsa çocuk nerede bulunursa bulunsun ilam hükmü zorla icra olunur.”

Kim ne derse desin..

Bakış açısı şık değil..

Çocuğun psikolojisine uygun değil..

Anne-babanın kısır tartışmalarını çözmelerine katkı sunacak bir düzenleme değil..

Prosedüre bakın:

İcra emri gönder..

Çocuğu iste..

Sanki borçlundan, alacağın olan parayı istiyorsun..

Kafa, kapitalist kafa..

Maddeye önem veren kafa..

Her şeye, madde gözü ile bakan kafa..

Çocuğa da, madde muamelesi yapan kafa..

Bir sonraki maddeyi vereyim..

Bu maddenin kanuna girme tarihi, 1965..

“Çocukla şahsi münasebet tesisine dair ilamın icrası” başlığı ile, konuyu biraz daha ayrıntılı olarak, 25/a maddesi bakın nasıl düzenlemiş:

“İcra memuru, küçüğün ilam hükümleri dairesinde lehine hüküm verilen tarafla şahsi münasebette bulunmasına mani olunmamasını; aksi halde ilam hükmünün zorla yerine getirileceğini borçluya 24’üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri ile tebliğ eder. Bu emirde ilam hükmüne aykırı hareketin 341 inci maddedeki cezayı müstelzim olduğu da yazılır.”

Mani olma..

Yoksa zorla ifa edilir..

İyi de.. 

Bu bir çocuk..

Bu bir mal değil ki!

Alıp- bir başkasına vereceğiniz.. Sonra tekrar eski bulunduğu yere götüreceğiniz, kullanılan bir eşya değil..

Bir insan..

Hem de..

Duyguları, düşünceleri yeni yeni oluşan..

Anne-babası arasındaki kavganın/davanın şahidi olan bir çocuk.. 

Bu çocuğun, anne-babadan birisinden alıp, diğerine verilmesinin ifadesi böyle mi olmalıdır: 

Borçlu bu emri tutmazsa ilam hükmü zorla yerine getirilir. Borçlu alacaklının şikayeti üzerine ayrıca 341 inci maddeye göre cezalandırılır.”

Ne borçlusu?

Ne alacaklısı?

Çocuğu diğer tarafa vermesi gereken borçlu..

Çocuğu alması gereken ise, alacaklı imiş.

Onun için, kanun maddesinde, “borçlu” ve “alacaklı” ifadeleri geçiyor!

Heyhat!

Neyse ki..

AK Parti iktidarı döneminde..

Bu maddelere birazcık değişiklikler yapılarak.

Kısmen de olsa..

Çocukların “mal” gibi görülmesi uygulamasından..

Tam değil.. Bir nebze iyileştirme yapılmış..

2003’deki değişiklik ile 25. maddeye b fıkrası eklenmiş..

Madde, “Çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilâmların icrasında uzman bulundurulması” başlığını taşıyor..

“Çocukların teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilâmların icrası, icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması suretiyle yerine getirilir.”

Yani kanun, çocuğun psikolojisi için, bir uzman bulundurma şartını getiriyor ama..

Eğitimciyi hazır bulunduruyor ama..

Zorbalıktan, yine taviz vermiyor..

Yine tarafları “borçlu” ve “alacaklı” sıfatı ile görüyor, araya da “icra memuru”nu koyuyor..

Batı kafalıların Türk aile yapısına verdiği zarar, işte burada net olarak ortaya çıkıyor..

Anne ile baba arasındaki ihtilaf..

Kapitalist zihniyet ile..

Çocuğa da sirayet ettiriliyor..

Kadın lehine kanunlarda düzenlemeler yaptırmak için hükümeti abluka altına alanlar..

Sıra çocuk merkezli bakış açısına gelince, sorunları görmezden gelerek, hükümeti de yanıltıyorlar..

Neyse ki.. Yeni dönemde.. Bu maddelerin tümü ile değiştirileceği müjdesi verildi..

Umarım ki.. “İstemezükçü”lerin itirazlarına boyun eğilmez.. Yapılması gereken düzenlemeler yapılır, “çocuk teslimi” icra memurunun elinden alınır!

Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2018, 10:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241