banner279

Başörtülüler de Cumhurbaşkanı Olabilsin

`Türkiye`de herkes gibi, tüm başörtülü vatandaşların da devlet kademelerine gelebilmesi gerektiğini söyleyen Gazeteci-Yazar Mustafa Akyol, Kürt kimliğinin her yerde saygın olduğu bir Türkiye umut ettiğini kaydetti.

Başörtülüler de Cumhurbaşkanı Olabilsin
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) rektörlüğü tarafından 30. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Hayalimdeki Türkiye" konulu konferansın üçüncüsü, Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi Konferans Salonu`nda Gazeteci-Yazar Mustafa Akyol`un katılımıyla gerçekleşti.
 
Akyol hayalindeki Türkiye`den bahsettiği konuşmasında, başörtülü vatandaşların herkes gibi eşit haklara sahip olduğu, Kürt kimliğinin ise her alanda saygınlığının kabul edildiği bir Türkiye arzuladığını ve medreselerin de yeniden ihya edilmesi gerektiğini ifade etti.
 
"Kürt kimliği, Türkiye`nin her yerinde kabul görsün"
Türkiye`de yaşayan herkesin, olduğu gibi kabul edildiği bir Türkiye hayali kurduğunu söyleyen Akyol, "Bir insan `Ben Kürdüm` diyorsa, başım gözüm üstünde yerin var senin kimliğinin kardeşim. Dilin, senin kültürün saygımdır. Her yerde olsun bu kimlik. Tabelalarda okuyalım. Restoranlara gittiğimizde menülerde sırf Türkçe olmasın da Kürtçe de olsun. Kürt kimliği, Türkiye`nin her yerinde kabul görsün. Zaten o sürece de girmiş durumdayız" dedi.
 
"Dini kimliklerin yeniden serbest olduğu bir Türkiye umuyorum"
Arapça harflerine karşı bir alerjinin olduğunu aktaran Akyol, "Okulda hocalar `kargacık burgacık harfler vardı. Latin harflerine geçtik, kurtulduk` derlerdi. Arapçanın, eski yazının da aslında bin yıldır Türk alfabesi olan ve Osmanlı alfabesi olan yazının da saygınlığının ortaya çıkması gerekir. Ben isterim ki on yıl sonra liseyi bitiren çocuklar bilsinler, eski yazı dediğimiz yazıyı. Dedelerinin mezar taşların okuyabilsinler. İstanbul`da gezdiklerinde Nişantaşı dediğimiz yerdeki o taşı gördüklerinde Osmanlıca yazıyı okuyabilsinler. Bir camiye gittiklerinde hangi sultan tarafından inşa edildiğini bilsinler. Bu anlamda o bastırılmış kimliklerin, o etnik kimliklerin, dini kimliklerin yeniden serbest olduğu bir Türkiye umuyorum. Bu hem etnik çoğulculuk -Türklük dışındaki etniklerin- Burada tabiî ki en büyük meselenin Kürt meselesi olduğunu hepimiz biliyoruz, ama çünkü en büyük Türk olmayan gruplar Kürtler ve o nedenle de en çok onlar asimilasyona maruz kadı. En çok tepki de oradan geldi. Türkiye`de çok büyük bir siyasi mesele meydana getirdi. Bu meselenin barış içinde huzur içinde, kardeşlik içinde, ayrılmadan, bölünmeden, ama asimile de etmeden, tanıyarak, saygı göstererek kabul edildiği bir Türkiye umuyorum" ifadelerini kullandı.
 
"Başörtülü vatandaşlar tüm devlet kademelerinde olabilmeli"
Başörtülü vatandaşların herkes gibi eşit haklara sahip olması gerektiğini vurgulayan Akyol, bu anlamda bir başörtülünün devlet kademelerine gelebilmesi gerektiğini söyledi. Akyol, "Türkiye`deki Müslüman çoğunluğun, Sünni çoğunluğun din özgürlüğünün gerektirdiği bütün haklara sahip bir Türkiye olmazı lazım. Başörtülü vatandaşlarımızın tam anlamıyla eşit oldukları bir Türkiye. Öğretmen olabildikleri, devlet memuru olabildikleri, üniversite de okuyabildikleri, kaymakam, vali, cumhurbaşkanı olabilecekleri, kamusal alan diye bir yerin tarif edilip bazı vatandaşların uygun görülmemesi eğiliminin bittiği bir Türkiye hayal ediyorum" şeklinde konuştu.
 
"Medreseler eski vazifesine dönmeli"
Medrese ve tekkelerinde eski asli vazifesine dönmesi gerektiğini söyleyen Akyol, sivil toplumun da Türkiye`de daha fazla itibar sahibi olması gerektiğini belirterek, "Bu anlamda yine Türkiye de 1924`te tekke, türbe ve zaviyelerin kapatılması kanununun kalktığı ve tarikatların dini cemaatlerin alabildiğine serbest olduğu, kapılarına "Burası Nakşibendi Dergahıdır" yazabilecekleri, tarikatçı kelimesinin bir öcü sebebi olmadığı bir Türkiye. Medreselerin yasak olmadığı, insanların çocuklarına istedikleri değerleri verebilecekleri bir Türkiye arzuluyorum. Daha sivil toplumcu bir Türkiye. Sivil topluma daha fazla itibar edilen, daha fazla rol biçilen, daha fazla imkan verilen bir Türkiye. 70`ler Türkiye`sinde Kızılay`dan başka bir hayır kurumu yok idi. İslam devletlerine bakarsanız, bizim bugün devlete atfettiğimiz pek çok rolü aslında sivil toplumun üstlendiğini görüyorsunuz. Mesela hastanelerin, İslam medeniyetinde vakıflar tarafından finanse edildiğini görüyorsunuz" dedi.
 
"Devlet vatandaşına karşı güler yüzlü olmalı"
Devletin daha güler yüzlü, vatandaşın ise birbirine daha fazla güven duyduğu bir Türkiye arzu ettiğini söyleyen Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü: "Devletin daha güler yüzlü ve mütevazi olduğu bir Türkiye umuyorum. Geldiğinde teftiş eden, biraz azarlayan, insanların da kendinden korktuğu ve önünde ceket iliklediği bir insan figürü ne yazık ki var. Bu azaldı son dönemlerde. Devletin, vatandaşını yönetilmesi gereken, güdülmesi gereken değil de fikirleri kaale alınması gereken, kendisine hizmet götürülmesi gereken, saygı değer bir toplum olarak gören bir devlet adamı profili umuyorum. Bizimde toplum olarak insanların birbirine daha güven duyduğu bir toplum olmamızı umut ediyorum. Kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki Türkiye, dünyada insanların birbirine en az güvendiği toplumlardan bir tanesi. Yapılar bir araştırmada Türkiye`deki insanların birbirine güvenme oranının yüzde 7 olduğu ortaya çıktı. Biz biraz birbirimize az güvenen bir toplumuz. Az güvendiğimiz için de bizim siyasi kavgalarımız çok şiddetli oluyor."
 
Konferansın ardından YYÜ Rektör Danışmanı Doç. Dr. Erdal Baykan tarafından Gazeteci Yazar Mustafa Akyol`a bir plaket verildi.
(Fırat Arslan - İLKHA)
Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2013, 12:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140