banner279

Barışamamanın Psikolojisi

Zafer Burakmak

 Barışamamanın Psikolojisi
 Barışamamanın Psikolojisi

Bir deneyde gazete kupürlerini kesmek gibi sıkıcı bir iş yapan deneklere daha sonrakiler için bir not yazmaları istenir. Bu iş karşılığında 100 dolar alanlar şevki az şeyler yazarken, 1 dolar alanlar kupür kesmenin çok eğlenceli olduğuna dair tumturaklı cümleler kurarlar. Çünkü kendilerini 1 dolar karşılığında boşa çalışmadıklarına, emeklerine değdiğine ikna etmişlerdir.  Aslında beğenmediği bir konsere yüksek bir meblağ ödeyen kişi, bir süre sonra konserin o kadar da sıkıcı olmadığını ve hatta eğlenceli olduğuna kendini ikna edecektir.

Kürdistan’daki savaş ve barış söylemlerinin yoğunluk tonlarına göre haritalandırılmasına baktığımda zihnimden geçen psikolojik eğilimlerimizdeki zafiyet örnekleri…

Cizre, Bağlar, Suriçi, Yüksekova, Şemdinli… Bunlar 30 yıllık savaşın en ağır bilançolarını ödemiş yerler ve ödemeye devam ediyorlar. Ama savaş söylemlerinin en ağır tonu da buralardan yükseliyor maalesef. Diyarbakır’ın Diclekent’inde de savaş çığırtkanları, Cizre’de de barış söylemleri duyulmakta elbette ancak savaş jargonunu en ağır kullanan sosyolojiye sahip yerler, savaşı yaşamaya devam edenler. Çünkü bu savaşın en ağır bedelini ödeyenler onlar; Köylerini bırakıp kenar mahallelerde işsizlik içinde yoksulluğa saplanmış olanlar… Her evden bir iki kişinin yaşamını yitiren, her gülüp eğlendiklerinde odanın başköşesindeki resimlerine bakanlar… Yıllarca her gün ölüm haberini duyma endişesiyle beklenenlerin anneleri, babaları, kardeşleri, çocukları… . İyi de bunda bir tezat yok mu? Savaşın zorluğunu yaşayanlar, savaşın bitmesini istemeli değiller mi?

Eğer hala o savaşın içinde bedel ödemeye devam ediyorsanız ve karşılığını tam olarak alamadığınıza inanıyorsanız sürdürme isteğiniz muhtemel. Kayıplarınız karşılığında anlamlı bir şey elde edemediğinizi düşündüğünüz an, aslında kaybettiren sürecin anlamlı ve gerekli olduğuna dair bir sonuç çıkarabilirsiniz. Yani 1 dolar için berbat bir iş yapan kişinin “eğer 1 dolara bu işi yapıyorsam bu kesin eğlenceli bir iş olmalı” çözümüne yaklaşırsınız. Beyniniz elinizde olmadan, verdiğiniz emek karşılığında kazandığınıza anlam yükleyemiyorsa, yapmak zorunda kaldığınız işe anlam yüklemek zorunda kalır.

Kürdistan’ın varoşlarının psikolojileri biraz bunu yansıtıyor. Bir gün metropollerin en şaşaalı yerlerinde oturanlar, Cizre’ye, Bağlar’a bu savaşın artık geçerliliğinin kalmadığını belirtmeye başlıyorlar. Elde daha öncekilerin hedeflediği bağımsızlık da yok, çocuklarının hayal ettiği zengin, adil bir Kürdistan da, okullarda öğretilen bir Kürtçe de. Ama artık bunlar için ölmenin, öldürmenin anlamsız olduğuna, tüm bunların siyasi mücadelelerle elde edilebileceklerine dair ikna edilmeye çalışılıyorlar.

Kabul etmek gerek ki bu insanlar büyük bedeller ödedikleri hayallerine dair pek de bir şey kazanmadılar. Kayıpları, elde ettiklerine bedel sayılamayacak kadar büyük. Ve şimdi ödedikleri bedellerin kazandıklarına değmediğini hemencecik kabul etmeleri gereğine zorluyoruz. Ve bu da “evlatlarının, babalarının aslında bir hiç uğruna öldüğünü” düşündürüyor. Bu düşünce de daha fazla öfke ve nefreti…

Çözüm Süreci denen normalleşmede devletin “PKK şehitliği” gibi aslında yasalarına tamamen aykırı kimi eylemlere göz yumması belki bu psikolojiyi boşaltabilecek hamlelerdi. Ancak şuan geldiğimiz nokta, bu yerlerin bombalanması, tahrip edilmesinden tutun da, Cizre’de yaşananlara dair dile kadar kimi emareler bu hassasiyetin terk edildiğini gösteriyor. Ve maalesef bu koca bir kitlenin daha “şervan” olması dışında bir sonuç doğurmayacak. 

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2015, 11:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241