banner279

Barış güzel de, barıştan sonra korucuların durumu...

PKK'ya karşı 1994 yılında görev verilen köy korucuları çözüm sürecine destek verdiklerini söyleyerek, "Devlet bizi de PKK ile barıştırmalı.

Barış güzel de, barıştan sonra korucuların durumu...

PKK'ya karşı 1994 yılında görev verilen köy korucuları çözüm sürecine destek verdiklerini söyleyerek, "Devlet bizi de PKK ile barıştırmalı. Diyelim ki barıştılar. Yarın devlet bizi PKK ile karşı karşıya bırakmasın. Biz de artık PKK’ya karşı savaşmak istemiyoruz. Biz de barışmak istiyoruz." dedi.

İmralı’da yapılan görüşmelerin ardından 23 Mart’ta PKK’nın ateşkes ilan etmesi ve ardından barış görüşmelerinin başlamasıyla, Doğu ve Güneydoğu’daki korucular barış sürecine destek vermelerine rağmen kan davasından endişeli olduklarını dile getirdi. Hürriyet'te yer alan habere göre, Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Bagok Dağı eteklerindeki Çağlar Köyü’nde, Bahçebaşı Köyü Korucubaşı Fikret Aslan, Tepealtı Köyü Korucubaşı Adnan Durak ve Balaban Köyü Korucubaşı Yusuf Badur, barış sürecine bakışlarını ve endişelerini anlattılar.

'Benim 22 şehidim var'

1984 yılından beri koruculuk yapan Korucubaşı Fikret Aslan, terörün bitmesini ve huzurlu yaşamak istediklerini ifade etti. 1987 yılında PKK tarafından köyleri basılarak 8 yakınını kaybeden Aslan, “Her tarafımız kameralarla dolu ve evimizde bile silahla oturuyoruz. Hepimiz huzur istiyoruz. Kim istemez ki. Huzur istemeyenin gözü çıksın. Güneydoğu’da korucunun fonksiyonu askerden daha önemlidir. Asker polis, birkaç yıl kalıp gidiyor. Ama biz hep buradayız. Benim 22 şehidim var. Bazı korucular hedef durumundadır. Kimi korucular rahatça gömlekle dolaşırken, biz ise silahla dolaşıyoruz. PKK polisi, askeri, kaymakamı serbest bırakıyor. Ama korucuyu bırakmaz. Bir kez hedef durumuna geldik. Kendi köyümde BDP’ye yüzde 60 oy çıktı. Barış güzel de, barıştan sonra korucuların durumu ne olacak” şeklinde konuştu.

'Pikniğe bile gidemiyoruz'

20 yıldır koruculuk yapan Tepealtı Köyü Korucubaşı Adnan Durak ise "Teröre teslim olsaydık korucu olmazdık. Birçok hedef halinde olan korucular vardır. Yarın barış olursa, silah bırakan birçok korucuya kimse bir şey yapmaz. Ama bazı korucular direkt hedeftir. Barış süreci gelirse kan davasına dönüşebilir. Bundan tedirginim ve endişe duyuyorum. Bu durum önümüze gelecek biliyorum. Ve sorunlar yaşanacaktır. Adamın oğlu dağda ölmüş, yarın karşılaşacağız. Tek tek dolaşıp ölenlerin yakınlarına giderek ‘Bizi affedin’ diyemem. Bunu devlet düşünmeli. Adamın oğlu dağda ölmüş ve biliyor ki biz o gün operasyondayız. Dolayısıyla bunu bizden biliyor. Peki barış oldu diyelim. PKK, devlet ile barışıyor. Tamam da bizi de karşı taraf ile barıştırsınlar. Ya biz ne olacağız? Hemen yanı başımızda Diyarbakır’dan Batman’dan Beyazsu’ya pikniğe gelenler var. Ben daha çocuklarımı Beyazsu’ya pikniğe götüremedim." ifadelerini kullandı.

'Halk ile yüzyüze kalacağız'

Balaban Köyü Korucubaşı Yusuf Bahadır, barışa karşı olmadıklarını, ancak detaylarının da düşünülmesi gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Asker, polis gelip geçicidir. Ama biz buradayız ve buradaki halk ile yüz yüze kalacağız. Biz bu bölgenin çocuklarıyız. Çocukları ölen bir sürü insan var. Ama bizi de herkes tanıyor. Göç etmemiz de kurtuluşumuz değildir. Devletin korucularla ilgili de bir projesi ve önlemi olmalıdır. Çünkü biz de bu sürecin bir parçasıyız. Başkaları meralarda hayvanlarını rahatlıkla otlatırken, biz bunu yapamıyoruz.”

'Ortada kalırsak ne olacak?'

1993 yılından beri koruculuk yapan Çınar ilçesi Korucu Derneği Başkanı Seyithan Karadağ "Kavga bitsin, yeter ki barış gelsin" dedi. Fedakârlık yapmaya hazır olduklarını söyleyen Karadağ, " Ancak, yarın barış sürecinden sonra bu sorun kan davasına dönüşürse can güvenliğimiz nasıl sağlanacaktır. Kan davasına dönüşmemesi için Devletin tedbir alması gerekiyor. Yarın bu süreçten sonra ortada kalırsak ne olacak bize. Sokak ortasında vurulabiliriz. Kan davasına dönüşmesinden tedirginiz. Çocuklarımızı okutamıyoruz, ben köyden ilçe merkezine gönderemediğim için liseden sonra çocuklarımı okutamadım. Kaçırılır diye korkuyordum. Bu sürecin en fazla mağduru da koruculardır. Yoksa hiçbir korucu barış sürecine karşı değildir. Devlet bugün silahı bırakın derse yaparız ama, PKK silah bırakmadan bizim silah bırakmamız doğru değildir" şeklinde konuştu.

'Biz de barışmak istiyoruz'

21 yıldan beri Midyat’ın Bardakçı Köyü’nde koruculuk yapan İsa Şahin "Devlet bizi de PKK ile barıştırmalı" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Barış olursa ticaret yaparım. Rahatlıkla gidip gelirim Irak’a. Doğuştan korucu değiliz. Sonradan olduk. 1992’de oldum. Amcam kaçırıldı, öldürüldü. Korucu oldum. PKK’ya karşı mücadele ettik. PKK bitti diyelim. 21 yılımı yedi. Korucu olmasaydım kim bilir nerede olurdum. Silah benden alındı diyelim. 40 yaşından sonra inşaatta çalışamam devlet bize yüz çevirirse destek çıkmazsa, devlet zarar görür. Korucu olmayan hiçbir Kürt bizi sevmez. Bundan dolayı bir tedirginliğimiz var. Böyle bir korkumuz var. Şu anda silahla kendimi koruyorum. Devlet bizi de PKK ile barıştırmalı. Diyelim ki barıştılar. Yarın devlet bizi PKK ile karşı karşıya bırakmasın. Biz de artık PKK’ya karşı savaşmak istemiyoruz. Biz de barışmak istiyoruz."

48 bin kişilik silahlı gücüz

Midyat Korucular Derneği Başkanı Şehmus Akbulut, çatışmalardan en fazla kendilerinin etkilendiğini, sosyal yaşamdan kopuk olduklarını, korucunun tarlasını ekemediğini ve pikniğe gidemediğini belirtti. "Kim huzur içinde yatmak istemez." diyen Akbulut, “Keşke bu süreç sağlam olsa çok seviniyoruz. Sağlam bir süreç olsa istemeyen nankördür. Yarın kan davasına dönüşebilir bunu devlet düşünsün. Önlem alsın. Biz yıllardır mücadele verdik. Devlet de korucuları yüz üstü bırakmasın. Bir çare bulacağına inanıyoruz. PKK bitti diyelim. Biz yüzüstü bırakılırsak devlete zararı olur. 48 bin sivil silahlı bir gücüz. Süreç yürüyor ama biz bu sürecin neresindeyiz. Devlet umarım bizi yalnız bırakmaz” diyerek kaygılarını dile getirdi.

Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2013, 13:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140