banner279

AYNADAKİ HÜZÜN

MEHMET MORTAŞ

AYNADAKİ HÜZÜN
 Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?Benim mi Allahım bu çizgili yüz?Ya gözler altındaki mor halkalar?Neden böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Cahit Sıtkı Tarancı
Aynalar kaç yüzyıl dünyaya hüküm sürdünüz bilinmez. Ne kadar suret saklarsınız içinizde, öyküsüz, hayalsiz, acı çekmemiş yüreksiz. Kaç medeniyet sığdırdınız ışığa bakan yüzünüzle, korku korkar, gülmek ne kadarda yalancı tutarsız. Aynalar ötekileştirilmiş benlikler ile yaşarsın bilirim, duygusuz, suskun ve hayalsizdir parlak yüzün. Cilalanmış tenler barındırırsın, masum yüzlerin donuk yüzüne karşı sinsi gülmelerin vardır bilirim.
Ne zaman sırlarımı dökmeye çalışsam sonbahar öykünmelerimde, kuyudaki Yusuf kadar uzaksın bana, sesimi duymaz hoyrattır baharların. Ne zaman yaklaşsam yanına kıyısız kalır ruhum, tuvalle yapılmış bir yüzle bakarsın, gözlerimin renginden bir dünya kurarsın kendine. Ne zaman korkularımı anlatmaya çalışsam, kıyamet sayfalarından çaldığım kelimelerin içini doldurur bir napalm bombası gibi atar kendim gibi görünmeye çalışırsın. Kendim gibi görünmeye çalışmak ruhumun kıyısız kalmış cilalı yüzünde kaygan zamanlar üzerinde saatlerimi saniyelerimi tahterevalli gibi kullanırsın, hiç umurunda dahi olmaz korku dolu bakan ölüm günleri. Aynalar yüzümdeki kırışıklıkları izlerisin bir gölge gibi, peşimi bırakmazsın her camekânın yanından geçerken, korkunç gülersin ürperir bütün bedenim, titrerim parmak uçlarıma kadar hayal dahi kuramam kelimeleri yontulmuş medeniyetin üzerinde. Hayallerimi göstermezsin ey ayna, hislerimi, dualarımı, korkularımı öylece bakarsın gerçek madde dünyasına. Bakarsın donuklaşmış parlak camın arkasından ama hiçbir sır vermez, ele vermezsin düşüncelerini.
Aydınlık üzerine yavaş yavaş süzülmeye başladığında sevimli görünürsün bazen, sessizce takip edersin beni, konuşmaz bana cevap vermezsin. Ne zamanki karanlık çöktüğünde tenimin üzerine yavaş yavaş karanlık ışığı kendine çektiğinde, anlaşılmaz ürkütücü, çekilmez, sıra dışı bir hal alırsın. Karşına gelmek durmak, saçlarımın beyaz kalmış taraflarına usulca bakmak ve korkunç yüzümü göstermekten hiç kaçınmaz, karanlığın boğumları arasında saklarsın beni. Ben sende bedenimi görürüm, ben benden kaçar, tuhaf hareketler ile sana caka yaparım. Fakat en ince ayrıntısına kadar taklit edersin beni. Ben kendimden bıkar, yorulur, ter dökerim alacakaranlığa karşı, fakat ey ayna sen halen benimle dalga geçersin oralı dahi olmazsın.
Dünyayı sığdırırsın içine ama çok hafiftir senin oralarda hayat, çokta lümpendir yaşadıklarımız hiçbir anlamı yoktur amellerimizin. Sığdırırsın hayatları içine basmakalıp bana mısın demez, körkuyularda saklarsın benden çaldığın hayalden görüntüleri. Bilirim beni taklit etmekte ustasın, sinirlenirsem sinirlenir, gülersem güler, ağlarsam ağlarsın, dostmusun düşmanmısın bir türlü anlayamam fakat yinede gecenin karanlığında senden korkar kendimden kaçarım. Yüzüm sana dönüktür, yüzüme karşı bakarsın ser verir sır vermezsin ey ayna söyle bana hangi medeniyet beni bu hale getirdi, şiirlerimi talan etti gitti.
Hangi düşünceler düşüncelerimi tarumar etti başıboş kelimelerle ortada kaldım çaresiz. Söyle bana ayna yıllarca baktık birbirimize, ben konuşursam konuştun, güldümse güldün, bir günde sen konuş sırlarını dök ortaya ben susayım. Susayım ki, yüzümde birikmiş hüzünlerimi anlat, kaçamadığım zamana yenik düşen kırışıklıklarımı, okuduğum kitapların hayatta yeri olmadığını, bilgi diye dozunu kaçırdığımız bilgisizlerden olduğumuzu, bu dünyaya çakılı kalan duyarsız, hisleri ölmüş çaresiz insanlar olduğumuzu anlat. Haydi, ayna ayna güzel ayna dinliyorum. iktibas dergisi
Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2015, 11:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241