banner279

AMERİKA GERÇEKTEN MISIR’DAKİ DEMOKRASİYİ ÖNEMSİYOR MU? -

Abdullah Ali İbrahim

AMERİKA GERÇEKTEN MISIR’DAKİ DEMOKRASİYİ ÖNEMSİYOR MU? -
Defalarca ve açıkça şahit olundu ki, Amerika’nın çıkarlarını ve yeryüzündeki pozisyonunu korumak için demokratik değerlerin ikinci plana düşürülmesinde herhangi bir sorun görülmüyor
18 Ağustos’ta, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü John Kirby, Mısır’daki terör savaşının bir parçası olarak gerçekleşen insan hakları ihlallerini kınadı. Fakat Kirby, bu kınamaya rağmen Amerika’nın Mısır’ı desteklemeye devam edeceğinin de altını çizdi.
Bu gelişme sonucunda, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry geçtiğimiz günlerde, Mısır’ın, bir yandan insan haklarını korurken diğer yandan terör ile mücadelesine devam edebilmesini sağlayacak orta yolu bulmak için Kahire’nin yaptığı daveti kabul etti. Bunun için güçlü bir stratejik düşünce gerekmektedir ki böylelikle hükümet ve halk arasında güven inşa edilebilsin.
Amerika’nın Mısır’da barışı sağlamaya yönelik sığ yaklaşımı, insan hakları ve demokratik değerler için lobi faaliyetlerinde bulunan aktivistleri dehşete düşürdü. Bu aktivistlerin birçoğu, dünyada demokrasiyi yayma amacı güden ABD’nin, ülkelerine daha ideal bir demokrasi uygulanması için yardım etmesine yönelik umutlarından vazgeçti. Bu Amerika’nın Mısır’a yönelik tutumundan dolayı yaşanılan ilk hayal kırıklığı değil. Çünkü şu anda tüm bölge, dış politika ajandasının uygulanabilmesi için, iç ilişkilere yönelik yabancı müdahaleden kaynaklanan bir kargaşa içinde bırakılmış durumda. Aslında ABD, halk iradesinin yanında olan duruşu nedeniyle, 2011’de devrimci fikirlerin yayılmasından beri Mısır’da demokrasiyi desteklemiyor.
O zamandan beri, Amerika’nın Mısır’da yeni yeni oluşan demokrasinin uygulanmasına olanak sağlamaya yönelik her çabası, halkla ilişkiler bakımından bir felakete yol açtı. Yine de Washington’ın öncelikli kaygısı, demokrasi. Defalarca ve açıkça şahit olundu ki, Amerika’nın çıkarlarını ve yeryüzündeki pozisyonunu korumak için demokratik değerlerin ikinci plana düşürülmesinde herhangi bir sorun görülmüyor. Arap ilişkileri ve Başkan Obama’nın Orta Doğu politikası (Dış İlişkiler, Eylül-Ekim 2015) uzmanı olan Brett Stephens, ABD’nin duruşunu anlatırken, Amerika’nın demokrasiye çok değer verdiğini ama bunun maalesef ABD’nin bölgedeki çıkarlarını tehlikeye attığını söylemesiyle, bunu kısa ve öz bir şekilde ifade etmiş oldu.
Yukarıdaki etmenleri göz önüne aldığımızda belki de Amerika’nın Mısır’daki olaylar üzerine bugünkü pozisyonunun sebeplerini ve şu anda ABD’nin ulusal çıkarlarının Mısır’daki demokrasiyle neden kesişmediğini saptayabiliriz. Mevcut durum Obama ve yönetimi tarafından çok iyi yansıtılamıyor. Obama, kurucuların liberal değerlerini uygulamaya çalışıyor. Ve hal böyleyken, Kahire’de aktivistleri eyleme geçiren ünlü 2009 konuşmasında Mübarek rejimini eleştirmeyi başaramamıştı. Mısır’daki birçok insan hakları aktivisti, demokrasiyi herkes için devredilmez ve vazgeçilmez bir hak olarak görüyor. Bu nedenle ABD başbakanının Mübarek rejiminin tirancı yapısını eleştirmemesi üzerine aktivistler harekete geçmişti.
Mısırlı gazeteci Abdel Halim Kandil daha sonra, ABD’nin Mısır’daki demokrasi konusundaki pozisyonunun Obama’yla ilgili olmadığını, Savunma Bakanı Robert Gates’e ait olduğunu anlamak gerektiğini vurguladı. Gates, Mübarek ile gerçekleştirdiği bir toplantıda, ABD’nin Mısır’a yardımının, insan haklarının gelişmesi için harekete geçmeye yeterli olmayacağını söyledi.
ABD’nin demokrasiyi desteklediği kısa süren balayı 30 Haziran 2013’teki darbeyle birlikte sonlandı. Obama, seçilmiş başkan Muhammed Mursi’nin ekarte edilmesi ve Rabia katliamından sonra, hakiki bir demokrasi konusunda Mısır’a yardım etme şansını heba etti. Artık, ABD-Mısır ilişkisini sürdüren şeyin, darbe ve demokrasinin yok edilmesi riski olduğunu biliyoruz.
ABD yönetimi, Mısır’da askeri bir darbe gerçekleşmesini uzun zamandır geri çeviriyordu, çünkü eğer olursa Kahire’deki rejime yönelik tüm ekonomik ve askeri desteğini askıya alacaktı. Ama yine de Mısır’a gidecek bazı askeri donanım sevkiyatlarını engelleyebilecek olan Birleşik Devletler’de lobicilerin ve insan hakları aktivistlerinin yoğun protestoları vardı. Fakat sonuç olarak politikalarda hiç bir değişiklik olmadı. Amerikalı gazeteci Paul Gitengeiger’e göre sadece Ekim 2014’te, ABD 150 milyon dolar değerinde silah ve 170 milyon dolar değerinde Apache helikopterini Mısır’a taşıdı.
Obama yakın dönemde, Mısır’da demokrasiye ve demokratik ilerlemeye yönelik desteğinin eksikliğinden dolayı utanç duyduğunu kabul etti. Bir gazetecinin bu konuyu açıklığa kavuşturmasına veya aydınlatmasına gerek yok, çünkü zaten yeterince açık. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü geçtiğimiz günlerde, ABD-Mısır ilişkilerinin uzun dönemli yapısından ötürü, Washington için, Mısır’a ekonomik desteğin durdurulmasını söz konusu söyledi. ABD hükümetinin, Mısır’da süre giden siyasi anlaşmazlığın sona ereceğine ve sivil bir hükümetin oluşacağına inandığını ifade etti. Amerika’nın Orta Doğu’daki çıkarları genel olarak İŞİD’e karşı koalisyonu yönetmek, Yemen’deki şiddete ve tabii ki İran’ın nükleer programı konusunda Tahran’la bir mutabakat yapmaya odaklanmış durumda. Öyleyse, Mısır’daki demokrasi sorunu ABD öncelikleri içinde en aşağıda.
Bu yılın Şubat ayında, Yemen’de Husi isyancılara karşı Arap koalisyonun şekillenmesinden sonra, Mısır’a silah ihracatı yasağı kaldırıldı. Birçok hukuk merkezi, ulusal güvenliğin temel prensiplerini dikkate almadığı için ABD hükümetini kınadı.
John Kerry geçen sene 12 Mayıs’ta, Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını korumak için, Kongre’nin Mısır’a yönelik ABD yardımını onaylamasını isteyen bir başvuruda bulundu. Kongre, Dışişleri Bakanı’nın talebinin yasamanın yabancı yardımlarla ilgili temel gereksinimlerini göz ardı ettiğine inansa bile, bazıları hala Mısır için Washington’un işbirliğinin devam etmesinin önemli olduğunu, çünkü bölgesel istikrar ve İsrail ile barışı sürdürme konusunda doğrudan rolü olduğunu düşünüyor. Kahire hükümeti de terör karşıtı operasyonlara katılmak için, ABD’den gelecek onayı neredeyse her zaman hazır bekliyor; nükleer silahların çoğalmasını engellemek, Amerikan ordusunun çabalarını desteklemek ve Süveyş kanalında güvenli deniz ulaşımını garanti altına almak için de öyle.
Kerry’nin, Mısır’da uzun süre demokrasi olduğu, mevcut durum hakkında ise söylenecek iyi şey çok azken, daha iyi bir resim çizme çabası içinde başka şeylerin vurgulandığına yönelik eski argümana itibar ettiğine şüphe yok. Mısır yönetiminin parlamentodaki kadın sayısını yükseltmesi, Kıpti’leri koruması ve Libya’da kilise inşa etmelerine izin vermesi, uluslar arası yatırımlar için koşulları geliştirmesi ve Abdülfettah el-Sisi’nin dini bayramlarında Hıristiyan cemaatleri ziyaret eden ilk Mısır başbakanı olmasına rağmen…
Orta Doğu’daki jeopolitik durumun ABD çıkarlarını birçok şekilde tehdit ettiği oldukça açık fakat Amerika’nın bu şekilde demokratik süreçleri uygulayacağı ya da etkileyeceğine yönelik tüm iddialar boşunadır. Mısır bu sorunlu bölgenin ortasında olmaya devam edecektir. Ama bu, Amerika’nın demokrasi değerlerini uygulama yöntemi nedeniyle tüm umutlarımızdan vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez.
ABD için Mısır’ı hazırlamak ve diyalog yoluyla demokrasiye yönlendirmek çok önemli. Daha da önemlisi, Mısır’ın ihtiyacı olan şey, demokrasi konusunda gururunu kırmaktır. Hükümet sisteminde terörle savaş için iktidarı paylaşmak gerekir. Mısır bağlamında Amerikan modelini başarılı bir şekilde uygulayabilmek için, ABD ve Mısır arasındaki diyalogu sağlamak ve aşağıdaki talepleri dile getirmek için, insan hakları örgütlerine ve lobilerine ihtiyacımız var:
1. Mısır için Müslüman Kardeşler’i terörist örgüt listesinden çıkarması. Çünkü geçmişte örgütleri gelişigüzel şekilde “terörist” olarak etiketlemekte tereddüt etmeyen ABD’nin bu örgütü eklemek için herhangi bir mantıklı nedeni yok.
2. Amerika için Mısır’daki demokratik süreci uygulaması ve Mısır’ı inşa etme bilincini teşvik etmesi ne gerekliyse yapması.
3. Mısır’daki insan hakları konusunda endişelenen kişiler için ülkenin gelişmesinde aktif rol alması ve buna yönelik bir ajanda oluşturulması için çalışması. Bu ajandadaki maddeler arasında Mısır’ın terör yasasında yapılacak olan yeni değişiklikler de olmalı. Bu yasa ile terörizm, ölüme ve devlete yönelik ciddi zararlara yol açan kişi ya da örgüt olarak tanımlanan BM tanımına benzemeli. Buna karşın, daha önce Mısır hükümeti terörizm için herhangi bir muhalif politik eylemi suç olarak kabul etme ve cezalandırmaya yönelik bir tanımlama yapıyordu.
Birçok lobi yanlış kullanımı engellemek için devlet ve yasa gözünde suçu neyin oluşturduğu konusunda insanların bilinçlenmesi gerektiğini vurgulayarak yukarıdaki yasaya tepki gösterdi. Kısaca, bu yasanın yeniden düzenlenmesi ve terörün uluslar arası tanıma göre yeniden tanımlanması gerekiyor.
Mısır’da böyle bir yasanın çıkmasının arkasındaki niyetin Müslüman Kardeşler’i toptan yok etmek olduğuna hiç şüphe yok. Bu nedenle Mısır’daki demokrasiyi sadece kendi çıkarları doğrultusunda desteklemesi Amerika’nın ihmalkarlığıdır.
Mısır hükümeti, İsrail ile barış anlaşmasını bozacak hiçbir şey yapmayacak. Ne şekilde olursa olsun bu ülkede var olan şeye “demokrasi” diyemeyiz. Bununla beraber, Amerika’nın başarılı olacağını iddia edenler, bu gerçekleşse bile hemen rahatlamamalılar, çünkü ABD İslami hareketlerin meşruiyetini hesaba katmıyor.
Dünya Bülteni için Çeviren: Cansu Gürkan
Dünya Bülteni/ Abdullah Ali İbrahim 
Güncelleme Tarihi: 04 Eylül 2015, 10:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241