banner279

Ama okullarımız da okullarımız…

Türkiye Gazetesi yazarı Melih Altınok, Gülen grubu okullarının kapatılmasına karşı çıkanlara paralelcilerin yaptığı ihanetleri hatırlattı.

Ama okullarımız da okullarımız…

İşte Altınok’un yazısı:

İddialar ciddi…

Milyonlarca Türkiyelinin tehdit ve şantaj amacıyla yasa dışı yöntemlerle dinlenmesi söz konusu…

Bazı meşhur otellerin duşlarına konulan kameralarla, kimi siyasetçilerin eşlerinin mahrem görüntülerinin kaydedildiği konuşuluyor…

Çözüm Süreci’ne yönelik provokasyonlardan çekiniliyor…

İşçileri, emekçileri, orta sınıfı yoksullaştıracak “ekonomik suikast planları” tartışılıyor…

Türkiye’ye katma değer sağlayacak dev yatırım projelerini sekteye uğratma planları ortaya çıkartılıyor…

Güvenlik ve yargı bürokrasisinde otonom hareket eden paralel yapılanmadan korkuluyor. Jandarmaya, yardım TIR'larına refakat eden MİT’çilere silah çektiriliyor… Gazeteciler, yazarlar “dava kıskacına alınmakla” tehdit ediliyor…

Devletin en tepesindeki isimlerin kriptolu telefonları, en stratejik toplantıları gizlice dinleniyor. Ele geçirilen sırların Suriye’ye mi, İsrail’e mi yoksa diplomatik gerginlik yaşadığımız başka bir ülkeye mi sızdırıldığı tartışılıyor. Ulusal güvenlikle ilgili bilgiler gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor…

Tüm bu somut gelişmelerin muhatapları ise, sanki yukarıdakiler söz konusu bile değilmiş gibi, eleştirileri kendilerini daha meşru gördükleri bir alanda savuşturmaya çalışıyorlar.

En revaçtaki girizgâhları ise “hizmet aşkıyla yanıp tutuşan ve maddi imkânları önemsemeyen gönüllülerle dünyanın dört bir yanına okul açan bu camia…”

Evet, kendileriyle tartışırken bu absürt savunmaları karşısında “kamera nerde el sallamak istiyorum”dan fazlasını söylemek komik olur. Ne var ki bu akla ziyan savunmayı artık kendilerini “tanıyanlara” karşı yapmıyorlar. Hedefleri, isyan etmelerine

ramak kalmış tabanları.

İşte sırf bu yüzden eziyete katlanıp usanmadan anlatmak gerekiyor. Zira sosyal medyadan mesaj atan, e-posta gönderen pek çok Cemaat destekçisinin ruh hâlinden anlaşıldığı üzere, tabanın algısı düzenli olarak manipüle ediliyor.

İyi niyetlerle bu yapıya maddi manevi destek sunan insanlar, sanki ortaya çıkan bunca somut skandal mevzu değilmiş gibi, “okul açan hizmetten” bahsediyor. Tekrar tekrar anlattıkları fedakârlık hikâyeleriyle, kriminal alanda cereyan eden bu tartışmayı anlamaya çalışıyorlar.

Haklısınız, bu “oysa okul açmıştık” savunması, cinnet geçirip müşterilerine saldıran bir kasabın mahkemede, ödediği vergilerle kendini aklamaya çalışmasına benziyor.

Kaldı ki illa “okullarımız da okullarımız” diyorsanız da, emin olun orası da pek öyle sandığınız gibi pirüpak değil. Zira yıllarca Cemaat’te, üstelik bizzat Fethullah Gülen’in en yakınında bulunmuş isimlerin anlattıkları yabana atılacak cinsten değil.

En iyi okullarda eğitim aldıktan sonra, üç otuz paraya fedakârca dünyanın ücra köşesine

giden inanmış insanların çalıştığı bu okulların, “hizmet standardı” üzerine de konuşulmalı mesela. Yakın zamana kadar Cemaat’in en üst katlarında bulunmuş bir ismin tabiriyle âdeta “paralel devletler topluluğu” için çalışan bu okulların network’u biraz deşilmeli.

Ama dedik ya, ona gelene kadar…

Güncelleme Tarihi: 09 Nisan 2014, 11:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241