banner279

AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?

Elif Çakır

AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
 Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını gören AK Parti ne düşünmüştür?

Ne hissetmiştir?

Tamam, Devlet Bahçeli açıkladığı isim bütün kamuoyunu meraktan kurtarmış falan değil, AK Partinin gizli tuttuğu bir bilgiyi faş etmiş falan da değil...

Fakat, ittifak falan tamam da, bu kadarı da fazla dedirten bir tuhaflık yok mu sizce de...

Mesela AK Parti Genel Merkez... Mesela hükümet sözcüsü... Mesela  Cumhurbaşkanı’nın kendisi...  Şöyle düşünmemiş midir: Devlet Bey, tamam, malumun ilamından öteye bir önem taşımasa da, bıraksaydınız da en azından “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını biz kendimiz yapmış olsaydık.

İttifak, destek, ama bu kadarının da abartı olduğu hissine kapılmamışlar mıdır?

***

MHP lideri Devlet Bahçeli... TBMM’nin 40 sandalyesine sahip muhalefet partisi.

Fakat hal böyle iken...

MHP’nin Meclis’teki havasına bakan, iktidar partisi, Salı günleri partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmalara baktığında Devlet Bahçeli’nin başbakan falan olduğunu düşünür.

AK Parti MHP ittifakında ortaya şöyle bir fotoğraf çıkıyor:

AK Parti iktidar, MHP muktedir.

Baksanıza...

İktidara geldiği günden bu yana “başkanlık sistemi”ni hayata geçirmek isteyen AK Parti, tam “başkanlık sisteminden” umudunu kesmişti ki, Devlet Bahçeli çıktı “varsa bir teklifiniz getirin bakalım” dedi... Gündem bir anda değişti. AK Parti teklifini getirdi, Bahçeli anayasa teklifine son halini verdi...

AK Parti, Devlet Bahçeli’nin istemediği hiçbir maddeyi Anayasa paketine yazmadı.

TBMM’de 40 milletvekili olan MHP istediği için 16 Nisan referandumuna gidildi. Referandum tarihini belirleyen isim yine Devlet Bahçeli oldu.

Bir dönemler ‘analar ağlamasın’ diye yola çıkan, akil insanlar heyeti oluşturan AK Parti, ki nihayetlendirmiş olsaydı, toplumsal barışı, uzlaşıyı beraberinde getireceği politikalardan MHP ittifakını bozmamak için vazgeçti. Güvenlikçi politikalara dönüş yaptı.

Bahçeli, AK Parti’ye verdiği desteğe ‘milli mutabakat’ adını verdiğinde, ‘milli mutabakat’ oluyor. ‘İttifak’ dediğinde ittifak, ‘cumhur ittifakı’ dediğinde ‘cumhur ittifakı’ oluyor, ittifak resmileşsin, yasal zemine kavuşsun dediğinde komisyonlar kuruluyor.

MHP AK Parti ile ittifak kurduğu için siyasette ittifaklar dönemine geçiliyor. 

Bahçeli ‘Cumhurbaşkanlığı uyum yasaları’ için çalışmalar başlatılsın diyor. Peşinden AK Parti’ye ‘uyum yasaları’ talimatı geliyor.

Arada AK Parti’ye emeği geçmiş isimleri hoyratça kıtır kıtır doğruyor. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu.

Katıldığı canlı yayınlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, fikrini beğenmediği danışmalarını görevden almasını istiyor.

Tamam, MHP köklü bir geleneğe sahip bir parti. Her zaman aldığı oy miktarından bağımsız bir güce sahip olduğu bir gerçek.

Fakat, MHP’nin adeta “muktedir” gibi davrandığı, iktidar partisine bu kadar sözünün geçtiği, her dediğini yaptırdığı bir dönem var mı?

Dünya siyaset tarihinde böylesi bir örnek var mı?

***

Sahiden AK Partililer ne düşünüyordur “erken seçim” çağrısıyla ortaya çıkan tablo hakkında?

Mesela...

“Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimlerini yerel seçimlerden önce yapalım” teklifi götürdüklerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Erken seçim yapmayacağız, bu tartışmaları gündemden çıkartın, çünkü bu en çok ekonomiye zarar veriyor” cevabı alan AK Partili siyasetçiler...

“Bu şartlarda Türkiye’nin 3 Kasım 2019’a kadar dayanması mümkün değil” diyerek “erken seçim” çağrısında bulunan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamasının üzerinden daha 24 saat geçmeden partilerinin “erken seçim” kararı almasını nasıl değerlendiriyordur?

Partisine tertip var vehmine kapılmış erken seçim istemiş

MHP lideri Devlet Bahçeli ilk erken seçim çağrısını 2002’de yaptı. Türkiye DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti ile yönetildiği dönem. Yani Devlet Bahçeli ilk kez erken seçim çağrısı yaptığında aynı zamanda iktidar ortağı idi. Başbakan Ecevit’in sağlık sorunları vardı. Aynı zamanda Türkiye ağır bir ekonomik krizden geçiyordu.

Devlet Bahçeli çıktı ve hükümet ortaklarına  “Gelin hep birlikte seçime gidelim” çağrısında bulundu.

Ve Türkiye 3 Kasım’da erken seçime gitti. 

Ecevitleri uzun yıllar aile dostu ve gazeteci olarak yakından izleyen Mehmet Çetingüleç Ecevit’in anılarını “12 Yıl Saklı Tutulan Veda Sohbetleri” ismiyle kitaplaştırmış.

Bülent Ecevit’in anlatımı ile Bahçeli’nin 2002’de erken seçim çağrısında bulunmasının sebepleri şöyle:

Hükümetin daha bir buçuk yılı vardı. Bu süre içinde de kamuoyuna iyi mesajlar verebilecek konuma gelmiştik.

Ağır ekonomik sorunları göğüslemek pahasına çok cesur adımlar atmıştık.

Ekonomini yapısını temellerini düzeltecek şekilde adımlar attık.  Tam bunların sonuçlarını alacak duruma geldiğimizde, MHP Lideri Bahçeli erken seçim çağrısında bulundu.

Halbuki, kısa bir süre önce koalisyon ortağı partiler olarak  “erken seçime gerek yok” diye karar almıştık.

Sayın Bahçeli bu süreçte kendi partisine yönelik birtakım tertipler düzenlendiğine dair izlenim edinmiş ve erken seçim çağrısı kararı vermiş. Kimse içyüzünü bilmiyor. Ne tertibi olduğunu ben de bilmiyorum, kimse de bilmiyor. Bir türlü dedikodular dolaştı. Sonra erken seçime gittik.  (Ecevit’in Anıları, Doğan Kitap, Sh.30)

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2018, 07:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241