banner279

AHİR ZAMAN İŞLERİ: TAHRAN-RİYAD İTTİFAKI’

ABD’NİN KIRMIZI KİTABINDA O KORİDOR İÇİN NE YAZIYOR?

AHİR ZAMAN İŞLERİ: TAHRAN-RİYAD İTTİFAKI’
 Amerika’nın Türkiye’nin güneyinde bir koridor kurmak istediğine ve bunun için gerekirse o hattı kuracakların üniformalarını bile giydiklerini görmüyor muyuz?..  Yanıt “evet” ise, bunun adı müttefik ihanetidir. Aynın sevgilinin bu koridorun üreteceği kuranderin bölgedeki dört ülkeye birden kan tükürtecek ince hastalıklara sürekleyeceğini görmeyen tek kul var mı?
Yenişafak/Nedret ERSANEL
En kibar ifadeyle, 15 Temmuz ihanetinin bir yerinde ABD’nin bulunduğuna ilişkin kanaate yönelik artık pek fazla kimsenin şüphesi bulunmuyor…
Aynı inanç, Türkiye ile Rusya arasında 15 Temmuz’un faillerinin kimliği ve bölgesel dengeler noktasında bir “mutabakat”, hatta yol haritası olduğunda da mevcut.
Washington ise şu an o denli dermansız ki, özellikle son 5 yıldır sıkça kullandığı “eksen kayması” iddiasını dahi dillendiremiyor.
Ama kaygılı olduğunu biliyoruz.
Hem Ortadoğu planlarının hem Rusya’ya yönelik hesaplarının sendelediğini görüyor. Fakat ABD Başkanlık seçimleri var ve Washington’da kimi “hazır kıt’a”lar hariç genel bir “sandık felci” hakim.
Esasen, 15 Temmuz’un “ertesi günü” hatta kimi iddialara göre aynı gün “limon suyuyla” imzalanan Ankara-Moskova ittifakı, ne yapılacağını şekillendirirken, ABD’nin dört yılda bir tekrarlanan paralize olma periyodunu hesaplamış görünüyor…
Yine de… Bunların hiçbiri veya hepsi Türkiye-NATO yani ABD ilişkilerinin geleceği konusunda kimseye “bu iş buraya kadar” cümlesini kurma cesaretini ver(e)miyor.
Bunun bir nedeni, yarım yüzyılı çoktan aşmış “süper güçle dans alışkanlığının” bağımlılık ve karşılıksız aşk öyküsüne evrilmiş olması.
‘Sade sorular’ kurabildiğinizde, bu uzatmalı ilişkinin hep tek yönlü olduğu, partnerizin de sizi hep aldattığı ortaya çıkıyor…
ABD’NİN KIRMIZI KİTABINDA O KORİDOR İÇİN NE YAZIYOR?
Amerika’nın Türkiye’nin güneyinde bir koridor kurmak istediğine ve bunun için gerekirse o hattı kuracakların üniformalarını bile giydiklerini görmüyor muyuz?..
Yanıt “evet” ise, bunun adı müttefik ihanetidir.
Aynın sevgilinin bu koridorun üreteceği kuranderin bölgedeki dört ülkeye birden kan tükürtecek ince hastalıklara sürekleyeceğini görmeyen tek kul var mı?
Bu Amerika için her dört veya sekiz yılda yapılan seçimlerle değişen, Cumhuriyetçi veya Demokrat partinin programlarına bağlı bir plan değil ki!
Türkiye’nin temel ve orta sütun olduğu Büyük Ortadoğu’ya yönelik, bir “devlet ulusal güvenlik planı”…
Onların “kırmızı kitabında” da bu yazıyor.
Değişmez. Değişmeyecek!
O halde?
Kimsenin, “kesip atın bu kolu, neyse ödeyin diyeti bitsin” dediği yok. Ankara dış politikada-hep suçlandığı-romantizmden müstesnadır.
OYUN BOZMA GÜCÜ, SAHİBİ TARAFINDAN DA DURDURULAMAZ
ABD sıradan bir süper güç değil.. Anlamak adına uzun ve teknik analizlere savrulup, zaman/akıl enerjisi tüketmeyin. O ordu ellerinde bulunduğu sürece her ülke hatta üst üste konmuş diğer süper güçler dahi o namlulardan gözlerini alamayacak.
Ama-müellifi olduğum için sık kullandığım-Türkiye’nin oyun kurucu gücüne saldırırsanız, oyun bozucu gücünü devreye sokar ve sonuçları da önlenemez. Fırat Kalkanı en mütevazı örneğidir.
İşte bu yüzden Ankara, ABD ile ilişkilerini yeni, elle tutulur, prensipleri sıkı payandalarla bağlanmış, “daha bağımsız ve saygın” bir ilişkiyi tarif edip, şimdi hayata geçirmek zorunda.
TBMM’de yaptığı açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı’nın hat ve satıh belirleyen cümleleri şöyle; “Bilhassa son dönemde ABD’nin bölgemize yönelik politikalarında ciddi tutarsızlık ve çok başlılık işaretlerine şahit oluyoruz. Amerikan yönetiminin bir kısmı, ısrarla Suriye’de ve Irak’ta PKK/PYD-YPG terör örgütüyle ortak çalışma yürütürken, bir kısmı da bizim hassasiyetlerimize daha yakın politikalar izlemeye çalışıyor. Amerika’daki Başkanlık seçimlerinden kaynaklandığı anlaşılan bu sorunun, ülkemizin hayati çıkarlarına kalıcı zararlar vermeden çözümü için gayret göstermeyi sürdüreceğiz”…
Bu paragraftaki tüm diplomatik sıfatları günlük Türkçeye çevirirseniz, birinin suratına söylenmiş en ağır ifadelerle karşılaşırsınız…
Oyun bozma gücünün bir “başka ittifak” parçası olarak, o paragrafın son cümlesini de paylaşmak zorundayım; “Bu süreçte, ABD Kongresi’nin Suudi Arabistan’ın 11 Eylül saldırıları sebebiyle dava açılmasına imkân veren bir yasayı onaylaması da büyük talihsizliktir”…
Amerikan “sistemi” şimdi bu sersemliği temizlemeye çalışıyor ama…
KÜRESEL ADLİYELERİN MÜBAŞİR ÜLKELERİ…
Şimdi sormayacak mıyız; biz kimlere hangi davaları açalım, hangi mahkemelere başvuralım?
Son yarım yüzyılda ABD, uluslararası mahkemelerde sürüm sürüm sürünmesi gereken kaç siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, istihbari saldırıyı Ankara’ya ve tüm bölgeye yöneltti?
O mahkemelerde ABD’ye karşı tutunabilir misiniz? Uluslararası kurum ve adliyelerin sözde demokratik ve batılı mübaşirleri hangi ülkeler?
Bunun ne demek biliyorsunuz; FETÖ’nün ağababası zaten onlar.
Böylesi bir küresel akımın başlaması ABD için büyük felaket olur ve “demokrasi, hesap verebilirlik, insan hakları” ilkelerini dünyanın başında Demokles kılıcı gibi sallayan Washington’un da artık o yollardan geçmesi gerekiyor.
Ama biliyoruz.. Bunu engellemek için elinden geleni yapacak ve eskisi kadar uzun olmasa da kolları bunun için hâlâ yeterli.
O halde, S.Arabistan özelinde eklediğimiz o son satırın “oyun bozucu” kaç jokeri aynı ele topladını yazalım…
İran bile.. Evet, Suriye’den Yemen’e tüm Arap yarım adasında kanlı-bıçaklı olduğu Tahran bile Suudi Arabistan’ın yanında durabilir!
Dahası Suud da buna imkân sağlayacak kapıyı ona hiç bir komplekse kapılmadan açabilir..
Hatta..
Açtı bile!
“Detaylarını” yazacağız.
Ama şu kadarını paylaşalım…
Petrol hep onlara çalışacak değil ya..
Biraz da “bize” çalışsın!
Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2016, 11:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241