banner279

ABD VE SUUDİ ARABİSTAN BOŞANACAK MI?

Merve Şebnem ORUÇ

ABD VE SUUDİ ARABİSTAN BOŞANACAK MI?
 
Suudilerin de mevcut dünya düzenine doğrudan katkıları nedeniyle Amerikalılar gibi yatacak yeri yok. Ama Petro-Dolar sisteminin sona ererse ne olacak, mesele bu. ABD küresel finans sistemini yönetmekten vazgeçecek mi? Size de hiç inandırıcı gelmiyor, değil mi? O zaman yerine ne ikame edecek? Doların hegemonyasını sürdürmek için hangi modele geçecek?
Sanıyorum ABD-Suudi Arabistan ilişkisi, ilginç ve bir o kadar da kirli ve derin ikili ilişkilerin en önemlilerinden biridir. Bunun nedeni, bugün Amerikan Doları’nın dünyanın en yaygın rezerv para birimi olma sebebinin ve mevcut küresel finans sisteminin temellerinin, bu iki ülkenin ilişkileriyle doğrudan bağlantılı olmasıdır. 2. Dünya Savaşı sonrasından 70’lerin başına kadar geçerli olan Bretton Woods para sisteminin yerini alan Petro-Dolar (döngü) sistemi, Suudi Arabistan’la ABD arasında 70’lerin ilk yarısında yapılan anlaşmayla hayata geçmiş, ABD dolarının hegemonyası ve ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrası başlayan dünyayı yöneten ülke durumu bu sayede perçinlenmişti.
Hatırlayalım, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz, 1973’te ABD ve diğer Batı ülkelerine, Yom Kippur Savaşı’nda İsrail’i destekledikleri için petrol ambargosu başlatmış; OPEC ülkeleriyle Mısır ve Suriye’yi de peşinden sürüklemişti. Batı merkezli büyük bir petrol krizi baş göstermiş, petrol fiyatlarındaki artış borsanın çöküşünü ve beraberinde büyük bir ekonomik krizi getirmişti. Kral Faysal bu hamlesiyle Arap dünyasının gözünde kahraman olmuştu olmasına, ama Suud hanedanı, Richard Nixon yönetiminin Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger’la yaptığı bir dizi görüşme sonrası Petro-Dolar sistemini başlatan anlaşmayı imzalayacaktı. Yom Kippur Savaşı uzamadı ve Ekim 1973’te bitti, petrol ambargosu Mart 1974’te kalktı, Petro-Dolar Anlaşması Haziran’da imzalandı.
Suudi Arabistan ve ABD bu anlaşmayla evlenmişti. ABD, Suudilerin petrol satışlarını sadece ABD Doları üzerinden yapmalarına karşılık, hanedanı koruma sözü verdi. Suudilere silahtan arabaya ve uçağa ihtiyacı olan her şeyi sağlayacak, Suudiler de petrol gelirlerini ABD Hazine tahvillerine yatıracak ve burada saklayacaktı. 1975 yılında diğer OPEC ülkeleri de Suudi Arabistan’ın bastırmasıyla aynı sistemi benimsedi. Yani onlar da petrolü yalnızca ABD doları karşılığında satmaya, gelirlerini de ABD tahvillerine yatırmaya başladı.
Suudiler için Petro-Dolar anlaşması şaşırtıcı derecede ‘ballı’ydı. Amerikalılar onlardan ne para ne de petrol istiyordu; sadece petrol satışını hangi para birimiyle yapacaklarını söylüyordu ve karşılığında bolluğun ve zenginliğin kapılarını açıyordu. ABD tarafı içinse bu anlaşma feci derecede kurnazcaydı. Altının sadece dolarla satın alınabildiği Bretton Woods’dan sonra oluşan boşluğu, Petro-Dolar sistemiyle kapatmışlardı; bundan sonra tüm dünyada petrol sadece dolarla satın alınacaktı. Ancak dünyanın geri kalanı, özellikle de gelişmekte olan için bu hiç de sevindirici bir haber değildi.
Şöyle anlatalım: petrol üreten bir ülke değilseniz ve başka enerji kaynaklarınız yoksa dışarıdan petrol ithal etmeniz gerekir. Petrol ihraç eden ülkeler, Petro-Dolar sistemiyle beraber, ödemeleri sadece ABD Doları üzerinden satın almaya başladıkları için, petrol almak için önce dolar bulmanız gerekecektir. Dolar almak için ABD’ye onu memnun edecek fiyata onu memnun edecek bir teklif sunmanız gerekir. Eğer ABD teklifinizi beğenmezse, size dolar vermez. Eğer size kızgınsa, başkalarının da size dolar vermesini istemez ve engeller. Ama eğer ABD’nin sizden çok istediği bir şey varsa, sizin de petrole ihtiyacınız var ama dolar alacak imkanınız yoksa, kredi kullanabilirsiniz. İşte burada devreye IMF, Dünya Bankası, uçmuş faiz oranları vs. girer ve borç batağına saplanırsınız. Basit bir örnek, sadece 1973-77 yılları arasında gelişmekte olan 100 ülkenin dış borçları %150 oranında artmış; gerisini siz tahmin edin.
Peki bu konu neden bugün önemli? Malumunuz, geçtiğimiz aylarda ABD Senatosu’nda Suudi Arabistan’ın 11 Eylül saldırılarında rolü olduğunu vurgulayan ve ABD’de yargılanmasının önünü açan bir yasa tasarısı gündeme gelmişti. Suudiler bu tasarıya yoğun tepki göstermiş ve ABD’yi 750 milyar dolar değerindeki varlıklarını çekmekle tehdit etmişti. Pek çok kişi, bu tasarıya ‘Nasılsa ABD Başkanı veto eder’ gözüyle baktı ve üstünde durmadı. Evet, Obama tasarıyı veto etti etmesine ama ABD Kongresi JASTA kısaltmasıyla bilinen yasayı yine de geçirdi. Hatta bir ABD vatandaşı geçenlerde ilk davayı açtı bile; ve bu sadece başlangıç.
JASTA, ABD’nin Irak’ı işgali, Suriye politikası ve İran’la flörtü sonrası, Suudi Arabistan için bardaktan taşan son damla. Yani altın çift, boşanmaya doğru giden şiddetli geçimsizlik sürecinden geçiyor. Ancak ayrılmaları, aynı zamanda Petro-Dolar sisteminin de çökmesi demek. ‘Olmaz’ demeyin. Neden oluyor ve ABD bunu neden yapıyor; esas soru bu. Cevaben ‘demokrasi’ ya da ‘çevre kirliliği’ falan da demeyin. Zira yıllardır gelin-güvey olduğu Suudi Arabistan, eskiden çok demokrattı da şimdi değişmiş değil. Öte taraftan, petrol endüstrisinin büyümesinde bayrak taşıyıcısı olan ABD’nin son dönemde artan küresel ısınma endişeleri dikkat çekmiyor değil ancak bunun nedeninin sadece çevre hassasiyeti olduğunu düşünecek kadar naif olmamalıyız. Dahası petrol sanayisinin oluşumuna yön veren dünya devi Rockefeller ailesi de geçtiğimiz aylarda fosil yakıtlar ve hidrokarbon kaynaklardan çekeceğini açıkladı. G7 ülkeleri ise 2025’ten sonra kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlara devlet desteği vermeyeceklerini söyledi. Açıkçası, gün gelir fosil yakıtlar yasaklanırsa şaşırmayalım.
Suudilerin de mevcut dünya düzenine doğrudan katkıları nedeniyle Amerikalılar gibi yatacak yeri yok. Ama Petro-Dolar sisteminin sona ererse ne olacak, mesele bu. ABD küresel finans sistemini yönetmekten vazgeçecek mi? Size de hiç inandırıcı gelmiyor, değil mi? O zaman yerine ne ikame edecek? Doların hegemonyasını sürdürmek için hangi modele geçecek? Bretton Woods 2 mi gelecek? İşte bunlar, biz dünya düzeninin adaletsizliğini, onlar ise sürdürülemezliğini konuşurken, kafa yormamız gereken konular. Dünya düzenini kim, nasıl revize edecek? Buna kafa yoruyorsanız ama Suudi Arabistan-ABD gerilimi şu ana kadar radarınıza takılmadıysa, bir an önce takılsın derim.

Yenişafak/Merve Şebnem ORUÇ

Güncelleme Tarihi: 09 Ekim 2016, 12:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140