banner279

6-8 EKİM OLAYLARI AYDINLATILMASI GEREKİYOR

6-8 Ekim Kobani bahaneli saldırıların 2. yılında açıklamalarda bulunan HÜDA PAR GİK Üyesi M. Mehdi Oğuz, 6-8 Ekim olaylarının aydınlatılması gerektiğini söyledi.

6-8 EKİM OLAYLARI AYDINLATILMASI GEREKİYOR
 

6-8 Ekim tarihlerinde Kobani olayları bahane edilerek, HDP yöneticilerinin kışkırtmasıyla sokaklara salınan PKK’li çeteler tarafından çıkarılan olayların üzerinden iki yıl geçti. 

6-8 Ekim tarihlerinde Kobani olayları bahane edilerek, PKK’li çeteler tarafından çıkarılan olayların 2. yılında  konuşan HÜDA PAR GİK Üyesi M. Mehdi Oğuz, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki güçlerle hesaplaşmak isteniyorsa 6-8 Ekim olayların da aydınlatılması gerektiğini söyledi. 

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş tarafından yapılan eylem çağrısından sonra halkın sokağa çıktığını hatırlatan Oğuz, yapılan çağrı üzerine 3 gün boyunca Doğu ve Güneydoğuda Kürt illerinde olayların çıktığını ve Kobani’de cereyan eden olaylarla hiçbir ilgisi bulunmayan masum insanların katledildiğini söyledi.

Oğuz, “6-8 Ekim olayları tamamen ABD tarafından planlanmış ve burada Selahattin Demirtaş’ın verdiği talimatlar sahada uygulanmıştır. Bu saldırının arkasında ABD’nin olduğunu biz görüyoruz. ABD’nin talimatıyla PKK tarafından tamamen İslami değerlere IŞİD bahane edilerek Müslüman halka ve inançlarına, camilerine, medreselerine topyekûn bir saldırı girişimi olduğunu gördük. Burada temel amaçlanan da bölgede tüm İslami unsurların bertaraf edilerek bölgeden sökülüp atılması girişimiydi.” dedi.

“6-8 EKİM OLAYLARINDA HÜKÜMETİN DE BİR İHMALİ VAR”

6-8 Ekim olaylarında polisin olaya müdahale etmemesi ve Diyarbakır Valisi’nin yaptığı açıklamayı anımsatan Oğuz, olaya mülkü amirlerin göz yummasında hükümetin de bir ihmali olduğuna dikkat çekti.

Oğuz, “Yasin Börü ve arkadaşları mahsur kaldıkları evde defalarca polis karakolunu aramalarına rağmen oradaki yetkililer biz müdahale edemeyiz demişlerdi. Yine dönemin Diyarbakır Valisi bu olaylardan sonra basına verdiği demeçte 6-8 Ekim olaylarında ‘Eğer biz polisi sokağa çıkarsaydık şehit verirdik’ demişti. Burada apaçık bu olaylara güvenlik güçlerinin, mülkü amirlerinin göz yumduğu görülüyor. Güvenlik güçleri, valilik, kaymakamlıklar hükümetten emir alıyorlarsa burada hükümetin de bir ihmali olduğunu söyleyebiliriz.” diye konuştu.

“6-8 EKİM OLAYLARI AYDINLATILMASI GEREKİYOR”

15 Temmuz darbe girişimi her yönüyle ortaya çıkarılmak isteniyorsa, 6-8 Ekim saldırılarının ciddi bir şekilde aydınlatılması gerektiğini dile getiren Oğuz, “2013 yılında Gezi Eylemleriyle başlayan bir süreç vardı. Toplum ciddi anlamda karıştırılmak istendi, bir kaosortamıoluşturulmak istendi. Bu başarılı olmayınca da 6-8 Ekim olayları devreye sokuldu. Bu da başarılı olmayınca 7 Haziran seçimlerinden sonra çukur siyaseti üzerinden, dağlardaki çatışmalar şehir merkezlerine taşındı.

Ve şehir merkezlerinde çok büyük patlamalar meydana getirildi. Bu patlamalar sonucu birçok insan hayatını kaybetti. Bütün olarak bu süreci göz önünde bulundurduğumuzda adeta darbeye bir zemin hazırlandığını görüyoruz.

Hem 6-8 Ekim olayların arkasında ABD’nin olması, hem de FETÖ darbenin arkasında ABD’nin olması, darbeye giden zeminin ABD istihbarat teşkilatları ve yerli uşakları tarafından hazırlandığını görüyoruz. Dolayısıyla eğer gerçekten 15 Temmuz darbe girişimi her yönüyle ortaya çıkarılmak isteniyorsa 6-8 Ekim saldırılarının da çok ciddi olarak aydınlatılması gerekiyor.” şeklinde konuştu. 

“6-8 EKİM OLAYLARININ AYDINLATILMASI 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE KATKI SAĞLAYACAK”

6-8 Ekim olaylarının aydınlatılması, 15 Temmuz ABD destekli darbe girişimine büyük katkılar sağlayacağını vurgulayan Oğuz, “Maalesef bugüne kadar bu saldırılara ilişkin olarak yapılan yargılamaların çok basit, çok yüzeysel bir yargılama sürecinin olduğunu görüyoruz. Sokakta yakalanmış birkaç çapulcunun hâkim önüne çıkarılıp cezalandırmak suretiyle bu olayları kapatılmak istendiği izlenimi var.Davanın yargılanma sürecine baktığımızda bu durum dikkatimizi çekiyor. 

Gerçekte de 6-8 Ekim olaylarının aydınlatılması, 15 Temmuz darbe girişimine de çok büyük katkılar sağlayacaktır. 6-8 Ekim olaylarının talimatını veren bu olayların azmettiricisi olan HDP yöneticilerinin, gerek PKK/KCK yöneticilerin gerek ise uluslararası güçlerin, gerekse de emniyet ve yargı içerisinde mülkü amirler içerisindeki FETÖ mensupların ortaya çıkarılması son derece önemlidir.

Burada gerçekten adalet tesis edilmek isteniliyorsa hem olayı fiilen gerçekleştiren, hem azmettirenler, hem de bu olaylara göz yuman güvenlik güçleri ve mülkü amirlerin de ciddi anlamda soruşturulması lazım. Eğer soruşturmalar bu şekilde genişletilirse 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim.” ifadelerini kullandı.

“6-8 EKİM OLAYLARI HAKLILIĞIMIZI ORTAYA KOYAN BİR OLAYDI”

6-8 Ekim olaylarından önce çözüm sürecinde PKK ile pazarlık yapılmasının yanlış olduğunu dile getirmelerine rağmen, hükümetin mevcut çözüm sürecinin bozulmaması adına bazı olaylara göz yumduğunu hatırlatan Oğuz, bu şekilde 6-8 Ekim’de yaşan olayların kendilerini haklı çıkardığını söyledi.

Oğuz, “Kürt meselesinin çözülmesi noktasında PKK ile pazarlık yapılmasını son derece yanlış olduğunu, çözüm sürecinde PKK’nin daha da güçlendirdiğini, silahlı unsurlarının halk üzerinde ciddi anlamda baskı oluşturduğunu ve PKK’nin özellikle şehir merkezlerinde yoğun bir şekilde silahlandığını söyledik. 6-8 Ekim olayları, bizim haklılığımızı ortaya koyan bir olaydı.

Günlerce şehirlerin nasıl ateşe verildiğini gördük, ama bütün bunlara rağmen hükümet, çözüm sürecinin bu kadar yanlışlıklarına rağmen, bozulmaması adına maalesef 6-8 Ekim olaylarında HDP/PKK’ye göz yumdu olayların üstüne gitmedi. Yani eğer çözüm süreci o haliyle devam etmiş olsaydı devlet yetkililerinin 6-8 Ekim olaylarına ilişkin olarak, yeni bir soruşturma başlatması da söz konusu olmayacaktı.” diye belirtti.

“YASİN BÖRÜ BU TOPLUMUN VİCDANIDIR”

Son olarak 6-8 Ekim 2014 yılında kurban eti dağıtırken PKK/HDP’liler tarafından katledilen Yasin Börü, Hüseyin Dakak, Riyad Güneş ve Hasan Gökgöz'ün devam eden dava sürecini değerlendiren Oğuz, “Yasin Börü katliamı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerek rejim tarafından, gerek ise örgüt tarafından işlenmiş olan katliamların iyi anlaşılması bakımından son derece önemlidir. Özellikle PKK’nin 30 yıllık çatışma süreci içerisinde Kürt halkına çektirmiş olduğu acıların, gözyaşının, kanın simgesel bir örneğidir.

PKK’nin geçmişte yaptığı birçok vahşet vardı. Yasin Börü aslında bütün vahşetlerin bir arada tecessüm ettiği bir simgedir. Burada Yasin Börü davasına sahip çıkılması, bu katliama karşı vicdan sahibi bütün kesimlerin biraraya gelip, sorumlulukları karşısında tek yürek olmaları böyle cinayetlerin bir daha yaşanmaması noktasında da son derece önemlidir.” şeklinde konuştu.

Yılmaz Sönmez-Sedat Karatay/Vanolay

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2016, 19:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241