banner279

25 Nisan siyasi operasyonu

Hüseyin Erdal

25 Nisan siyasi operasyonu
 Hidayet Karaca ve tutuklu polisler hakkındaki tahliye kararlarının hukuk alanında değil, siyaset alanında değerlendirilmesi gerekmektedir.

25 Nisan’a kadar yaşanan süreci hatırlamakta yarar var:

İhdas edildiği günden bu yana sulh ceza hakimlikleri hakkında yoğun bir itibarsızlaştırma kampanyası başlatıldı.

Sulh ceza hakimlerinin iktidarın emrinde olduğu söylemi sürekli olarak canlı tutuldu.

Hedef tahtasına konulan sulh ceza hakimlerinin her kararı, hatta sıradan davranış ve sözleri bile iktidarla ilişkilendirildi.

Böylece psikolojik operasyon önemli ölçüde tamamlanmıştı.

Sıra, hukuku araç olarak kullanmaya gelmişti.

Reddi hakim yapmak suretiyle soruşturma dosyası sulh ceza hakimliğinin elinden alındı. Asliye Ceza Mahkemesi, reddi hakim talebini kabul etti ve dosyayı tahliye talebi yönünden bir karar verilmek üzere bir başka asliye ceza mahkemesine gönderdi.

Asliye Ceza Hakimi hafta sonu- gece yarısı tahliye kararı verdi.

Sonrasında; Cumhuriyet Başsavcılığı tahliye kararının yetkisiz mahkeme tarafından tesis edildiğini tespitle, kararın yok hükmünde olduğunu ifade eden bir karar verdi. Tahliyeler önlendi.

Üzerinde iyice çalışıldığı anlaşılan tahliye operasyonuyla ilgili izlenimlerimiz şunlardan ibarettir:

1-Karaca'yı himaye eden güç gol attı, ancak ofsayta düşmüş oldu.

2-Medya-yargı-siyaset ittifakıyla kotarılan başarısız tahliye operasyonunun organize işlerden olduğu bir kez daha tescillendi. Paralel yapı söylemlerinin vehim olduğunu iddia edenlerin en azından devlet içinde otonom ve örgütlü bir yapının varlığını bundan sonra kabul etmeleri beklenir.

3- Paralel Yapı söylemine tepki duyanların, en azından kendini feda etmeye hazır kesin inançlı yargıçların varlığını kabul etmeleri beklenir.

4-Cezaevlerinde güvenlik açığının yeni bir türü ortaya çıktı: Tünel kazarak firar etmek yerine, yasaları kullanarak aynı sonucu elde etmek.

5-Mahmut Tanal'ın gece yarısı adliyeye gelişini göz önüne alırsak; CHP-Cemaat ilişkisinin organik düzeyde olduğunu inkar edenlerin, en azından platonik düzeyde bir ilişkinin varlığını kabul etmeleri gerekir.

6-Tahliye kararları nedeniyle Cemaat bir kez daha sokağa inmiş oldu. Güvenlik görevlileriyle yaşanan arbede, Cemaatin şiddete başvurabilme potansiyelini test etmiş oldu.

7-Olayı canlı yayınla duyuran Samanyolu Haber TV, avukatların darp edildiğini vurgulayarak ajitasyon yaparken; canlı yayından haberi olmayan bir avukat "avukatların darp edildiği haberlerinin yalan olduğunu" söyledi. Algı oluşturmak için kolayca yalan üretildiği, kendiliğinden açığa çıktı.

8-Tahliyeye yönelik bir operasyon yapılacağı sosyal medyada aylardır yazılıp çizilmesine rağmen, tedbir almayarak seçim öncesi hükümetin zor durumda kalmasına yol açan bürokrat ve danışmanların bundan sonra teyakkuzda bulunmaları gerekmektedir.

9-Tahliye kararının gerekçesinin sıkça bahsedildiği üzere manifesto niteliğinde olduğu yerinde bir tespittir: Demek ki ihtiyaç hasıl olduğunda manifesto niteliğinde kararlar da yazılabiliyormuş. Yargının aynı duyarlılığı sıradan vatandaşların dosyalarına da yansıtması temennimizdir.

Ayrıca, cumartesi gecesinden bu yana Samanyolu Haber televizyonunu takip edenler tanık olmuştur:

Tahliye kararlarını uygulamayanların örgütlü suç işlediğinden binlerce kez bahsedildi. Fuat Avni jargonuyla konuşanlar zamanı gelince hükümetin ve tahliye kararını uygulamayanların hesap vereceğini söyleyerek tehditler savurdu.Hükümet ve tahliye kararını uygulamayanlar hakkında eleştiri sınırlarının ötesinde yorumlar yapıldı.Diktatörlük eleştirilerini diline pelesenk edenler, adil yargılamayı etkileme sonucunu doğurabilecek yorumlar yaptı, yapmaya devam ediyor.

Yine aynı haber kanalında, bir savcının tahliye kararını uygulayamadığı için ağlayarak vicdan azabı çektiğinden bahsedildi.

Eleştiri ve savunma sınırlarının ötesinde hükümeti itham eden yorum sahiplerine nasıl bir cevap verileceği, haklarında idari-hukuki işlem yapılıp yapılmayacağı da merak konusu.

Neticeten ve içtimaen;

Cemaat, devlet içindeki kıyasıya mücadeleyi güçlü olduğu bir cepheye (yargısal alana) taşıyarak lehe sonuç almak istedi.

25 nisan operasyonu mahiyeti itibarı ile siyasi ve ideolojiktir. Bu nedenle tahliye kararlarının uygulanmamasına dair verilecek her hukuki cevap tuzağa düşmek sonucunu doğurmaktadır.

Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2015, 10:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241