banner259

‘Siyaset böyle güzel’

Elif Çakır

‘Siyaset böyle güzel’

17 yıl önce televizyon ekranlarında AK Parti lideri Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal tartışmaya çıkmıştı. Moderatör Uğur Dündar’dı.

Bütün Türkiye’yi o gece ekran başına kilitleyecek olan programı, birinci sayfasından “Beklenen an geldi” manşetiyle duyuran Milliyet Gazetesi tartışmanın şartlarını ise Uğur Dündar’ın ağzından şöyle açıklıyordu:

“İkisine de aynı sorular yöneltilecek”

“Türkiye’nin sorunlarını nasıl çözeceklerini anlatacakları bir tartışma ortamı oluşturulacak”

“Canlı bağlantı olmayacak, sırasıyla söz hakkı verilecek ve sataşma olduğunda cevap hakkı tanınacak.”

Milliyet gazetesi 17’inci sayfasını iki liderin programa nasıl hazırlandıklarına ayırmıştı. Gazetede yer alan habere göre,

“Seçim Arenası”na A Takımıyla hazırlanan Baykal, AKP ile koalisyon ihtimalini  düşünerek fazla hırçın davranmayacak, kurmaylarının telkiniyle olumlu bir üslup kullanacak, Erdoğan’ın “İSKİ skandalını” hatırlatması olasılığına karşı “CHP kadroları yenilendi ve tüm adaylardan dokunulmazlıkların kaldırılması için noter tasdikli taahhütname aldık” diyecekti.

Erdoğan, “Seçim Arenası” programına, iki gün boyunca kurmaylarıyla çalışmıştı, Deniz Baykal kendisini sıkıştırırsa İSKİ’yi gündeme getirecek, tartışmada uzlaşmacı bir görüntü çizecekti. Erdoğan’ın imaj takımı özel olarak çalışmıştı ve giyeceği kıyafet stüdyodaki renklere göre aynı gün saptanacaktı.

***

Uğur Dündar 25 Ekim 2002 gecesi saat 22:00’de “Seçim Arenası” programını şu sözlerle açtı:

3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde tarihi buluşmanın gerçekleştiği ‘Seçim Arenası’ndan hepinize iyi akşamlar. Tarihi buluşma diyoruz, çünkü, iki siyasi partinin sayın genel başkanları ilk ve son kez sadece Seçim Arenasında buluşup ülke sorunlarını nasıl çözeceklerini anlatacaklar.”

Erdoğan ve Baykal’ın bir araya geldiği programı on yedi yıl sonra başından sonuna izledim.. İki liderde birbirine saygılı davranmış. 

Dündar programda ilk sözü, seçim yasağı konulan AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a vermiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun AK Parti’ye açtığı kapatma davasını sormuş.

Erdoğan, sık sık “hukukun üstünlüğü” ilkesine vurgu yaparak, AK Parti’ye kapatma davası açılmasını da kendisine konulan siyasi yasağı da eleştirmiş.  Ülkemizde yaşanan temel hak ve özgürlükler gibi alanlarda yaşanan sorunların antidemokratik kanunlardan kaynaklandığını, dolayısıyla AK Parti olarak  “hukukun üstünlüğü” ilkesine inandıklarını ve Türkiye’yi kanun devletinden hukuk devletine dönüştürme arzusunda olduklarını söylemiş. Daha da önemlisi, belki de “kararsız seçmenlerin” AK Parti’ye yönelmesini sağlayan Erdoğan’ın, iktidara geldiklerinde toplumsal kutuplaşmayı bitirerek toplumsal uzlaşmayı sağlayacaklarını söylemesidir.

Dündar’ın “AB yolunda ilerleyen Türkiye’de siyasi yasakların devam etmesini, AK Parti’ye açılan davayı ve Sayın Erdoğan’la ilgili gelişmeleri nasıl karşılıyorsunuz?” sorusunu Baykal şöyle cevaplıyor:

“Gerçekten yadırgatıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Dünya siyaset alanında başka bir benzeri var mı bilemiyorum. Bu hukuk ve siyaset alanındaki ilişkinin doğru bir şekilde kurulamamış olmasından kaynaklanıyor. Bu Türkiye’ye yakışmayan bir durumdur. Bu böyle gitmez, bunu böyle sürdüremeyiz. Bu sorunların çözülmesi için sorumluluk almaya talibiz.”

Sayın Baykal, bu antidemokratik durumun çözülmesi için öncülük yaptı ve Erdoğan’ın siyasi yasağı kalktı, milletvekili seçildi ve partisinin başına geçti.

Uğur Dündar’ın o akşam belki de o seçimlere yönelik olarak söylediği şey gerçek oldu: Siyasi parti liderlerinin karşı karşıya geldikleri “ilk” olmadı ancak “son” kez çıktıkları program oldu Seçim Arenası. 2002’den bugüne onlarca seçim ve o geceden sonra onlarca seçim özel programları yapıldı. Ancak siyasi parti liderleri bir daha karşı karşıya gelmediler.

Sayın Baykal ve Erdoğan’ı dinlerken şunu hissettim:

Dünden bugüne ülkemiz ne gerçek anlamda demokrasiye kavuştu ne hukukun üstünlüğü hakim oldu ne temel hak ve özgürlük alanlarındaki sorunlar çözüldü ne toplumsal kutuplaşma son buldu.

Ancak bugün hala bütün bu çözülmemiş sorunların arasında özlem duyulan bir şey var: Siyasi nezaket. Siyasetçilerin birbirleriyle saygı çerçevesinde konuşabilme ihtimalleri.

Çünkü bu yapılabilmiş. Ülkemizin en sorunlu olduğu dönemlerde siyasetçiler rakipleriyle yaptıkları polemiklerde, karşı karşıya geldikleri tartışma platformlarında birbirlerine karşı nezaket göstermişler, saygılı davranmışlar. Bir üslupları varmış.

Genel seçimler döneminde merhum Süleyman Demirelli, Turgut Özallı, Necmettin Erbakanlı, Erdal İnönülü, Bülent Ecevitli programları ya da yerel seçimler dönemlerinde siyasi partilerin İstanbul ve Ankara belediye başkan adaylarının karşı karşıya geldikleri tartışma programlarını izlediğinizde benimle aynı hissiyat içerisinde olacağınıza inanıyorum.

25 Ekim 2002’de CHP lideri Baykal ve AK Parti lideri Erdoğan’ın katıldığı program siyasi liderlerin karşı karşıya geldikleri son program olmuş.

Belediye başkan adayları en son 1994 yerel seçimler sürecinde televizyon programlarında karşı karşıya gelmişler. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkan adayı olduğu ve seçildiği dönemden sonra belediye başkanları karşı karşıya gelmediler desem abartmış olmam. 1994 yerel seçimlerinde SHP adayı Zülfü Livaneli, ANAP adayı İlhan Kesici, DYP adayı Bedrettin Dalan ve RP adayı Tayyip Erdoğan, 21 Mart tarihinde Kadir Çelik’in Star ekranlarında yayınlanan Objektif programında bir araya gelip tartışmışlar. Gazetelerin televizyon sayfalarında “Dört aday ‘Objektif’te” diye yer almış. Sonrası yok.

Yavaş yavaş bu gelenek bitmiş.

Belediye Başkan adaylarının karşılıklı televizyon programlarına çıktığı tarihi baz alacak isek, Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu ve Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım’ın 16 Haziran’da karşı karşıya gelmeleri 25 yıl sonra bir ilk olacak.

Umarım, geçmiş dönem siyasetçilerinde var olan siyasi nezaket ve saygı çerçevesinde gerçekleşir program...

Çünkü bu kadar kutuplaşmanın arttığı bu dönemde, rakiplerin medeni bir tartışma örneği ortaya koyması ülkemize iyi gelecek…

Karar’ın dünkü manşeti “siyaset böyle güzel”di. Gerçekten öfke ve kutuplaşmadan uzak, böyle medeni tartışma örnekleri ortaya koyduğu zaman siyaset gerçekten güzel...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner141

banner140

banner255