banner279

Seçimi geride bırakıp geleceğe nasıl bakılır?

Mustafa Karaalioğlu

Seçimi geride bırakıp geleceğe nasıl bakılır?

31 Mart seçimi bitti mi henüz bilemiyoruz ama bitmesi ve ülkenin önüne bakması için vakit kaybedilmemesi konusunda ortak bir arzunun olduğu aşikar… Sokağın geleceğe bakmak tabiatı genel havayı belirliyor. İstanbul belediye başkanlığı seçim sonuçları için yapılan tartışmalar, iddialar, suçlamalar ne kadar heyecan verici olsa da artık yorgunluk emareleri görülüyor. Dosyanın Yüksek Seçim Kurulu’nda olması bile bu emareleri eksiltmiyor.

Tartışmalar geride kalsın, önümüze bakalım hatta yeni bir sayfa açalım talebi bütün tartışmalara galebe çalıyor. Bu görüşü en güçlü şekilde dile getiren de Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Cumhurbaşkanı şöyle diyor.

“Ülkemizin önünde 4.5 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunuyor. Seçim tartışmalarını geride bırakarak, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. Dönem, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi perçinleme dönemidir. Gayemiz, milletimizin refahını artırmak, güvenlik ve özgürlük dengesini koruyarak devletimizin bekasına yönelik tehditleri bertaraf ederek, Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmaktır.”

Erdoğan’ın seçim gecesinden itibaren kamuoyuna vermeye çalıştığı mesaj, seçim sonuçlarının yerelle sınırlı olduğu tezini içeriyor. Doğrudur. Her ne kadar kampanya döneminde bunun aksi bir tez işlenmiş olsa da gerçek budur. Ve başkanlık sisteminin merkezde farklı, yerelde farklı partilerle işlemesi Türkiye için bir fırsattır. Farklı siyasi partilerin sistemde bulunması çoğulculuk ihtiyacı açısından önemli ve değerlidir. İktidarı lideri olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son mesajı da bu önemi ve kıymeti teyid etmektedir.

İyimser sözler, bir dilek ve temenniler meselesi değildir. Tartışmaları geride bırakıp önümüze bakmak ülke için sıradan bir temenni olmanın ötesinde zarurettir.

Nedenini anlatalım…

1-) İçinden geçtiğimiz ciddi ekonomik problemlerin halli için daha az gerilime ve daha çok fikre ihtiyaç vardır. Türkiye’nin, yabancı yatırım çekebilmek, ucuz/kolay borçlanabilmek ve içeride üretimi hareket geçirmek için güçlü bir ekonomik program yazması gerekiyor. Art arda seçimler nedeniyle bütçe üzerinde oluşan tahribatın onarımının gecikmemesi şarttır.

2-) Ekonomi için ama daha önce herkes için acilen hukuk ve adalet duygusunun yeniden kazanımına ihtiyaç vardır. Öngörülebilir ve adil bir yargı sistemi olmazsa yeni bir başlangıç yapmak anlamlı olmayacaktır.

3-) Türkiye’nin acil çözüm bekleyen dış politika dosyaları da birinci ve ikinci maddeyle; yani ekonomi ve hukuklu yakından alakalıdır. S-400’den Suriye’ye, Avrupa Birliği sürecinden dünyayla ilişkilere kadar hangi karar verilecekse verilsin bunların öncelikle içerideki tabloyu etkileyeceği unutulmamalıdır.

4-) Musahafa; yani gerilimin düşürülmesi ülkenin önündeki en büyük hedeftir. Yolu da fikir özgürlüğü, tahammül ve empatiden geçmektedir. 

Şunu da ekleyelim… Yeni dönem demek siyasi magazin merakının gidermek demek değildir. Malum, herkes AK Parti yönetiminde ve kabinede revizyon merakının peşinde koşmaktadır.  Ama bunlar ikincil önemde konulardır. Önemli olan Erdoğan’ın yeni dönemden ne anladığı ve ülkenin geleceği nasıl bir perspektif ortaya koyacağıdır. Yönetim kadroları veya ekip değişikliği bu yaklaşımın yanında önemli değildir. Zira, sistemin tabiatı gereği Cumhurbaşkanı’nın rolü ve önemi ileri düzeyde tayin edicidir.

Böyle olduğu için de “artık geleceğe bakalım” dedikten sonra, Cumhurbaşkanı’nın şimdi de nasıl bir gelecek tasarladığını toplumla paylaşması revizyon meselesinden daha fazla merak konusudur.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241