banner259

Liderini Allah'ın ortağı ve Peygamber gören cemaat!

Aşağıdaki yazı Süleymancılarla ilgili bir alıntı yazı. Bu durumu ifşa etme, kınama, aşağılama gibi bir derdimiz elbette yok. Ama dikkat çeken taraf şu ki yazıdaki Süleymancı ve lideri olan Kemal Kacar yerine şu an herhangi bir cemaat veya liderini koymanız durumunda pekçoğunun aynı kategoride olduğu görülecektir.

Liderini Allah'ın ortağı ve Peygamber gören cemaat!

Bu yazıları yayınlama amacımız, bir sorunun okumama sorunumuzun görülmesi..

Okumadığımız için akletmiyoruz ve hep aldatılıyoruz.

Bakmayın siz piyasada birilerinin hadis savunuculuğu altında sizi Kur'an ve Peygambere çağıranlara karşı başlattıkları savaşa.. Emin olun ki, bu insanların hadisten bile haberi yok. Tek sıkıntıları sahip oldukları imkanların ellerinden gitmesi. Kurdukları devasa cemaat sektörünün bitmesi sonrasında geçim/maişet sıkıntısı..

Diyanet Din Görevlilerinin öncelikle kendilerini çok iyi okuyarak yetiştirmeleri sonrasında cemaat üzerinde etkin olacağına şüphe yok..

Din Görevlisinin ilmi yetersizliği nedeniyle zavallı halk para/kadın/imtiyaz için kurulmuş bir çoğu dış güçler tarafından kontrol edilen grupların eline düşüyor. 

Müslümanlar olarak okumadığımız nedeniyle bu haldeyiz...

Duymaya dayalı dinin sonucu ortalıkta yüzlerce birbirini tekfir eden cemaattir...

***

Süleymancılar fikir ve iddiâlarını Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’le hiç ispat edemezler. Kendilerine Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif okunduğu zaman asla kabul etmezler. Hep hikâye ve hurafe anlatırlar. Ağızlarından doğru bir söz çıkmaz.

Süleymancılık için her şeyi helâl sayarlar. “Yalandan iftiradan korkmayın, biz şimdi deccalin ordusuyla harp halindeyiz, harp hiledir.” diyerek müslümanlar arasına nifak sokmaktadırlar. Meydanı serbest bulmuşlar, atlarını oynatabilmek için her renge, her kılığa girerler.

Gittikleri ve yerleştikleri her yerde ikilik çıkartmışlar; imamla cemaati, cemaatle dernek üyelerini birbirine düşürmüşlerdir.

Kendilerini irfan ordusu, mehdinin askeri olarak görürler. Yahudilerin, yahudi ırkından olmayanları dinlerine almayıp insan olarak kabul etmedikleri gibi, bunlar da kendi dışlarındaki bütün cemaatlerin sapıklık ve küfür içinde olduklarına inanırlar. Süleymancı olmayanların arkasında namaz kılmazlar.

Yurtlarından ayrılan bir talebenin ayağının kaydığını, onun artık dünyada da ahirette de belini doğrultamayacağını telkin ederler.

Bulundukları yerlerde zengin ve nüfuzlu kimseleri elde etmek için her türlü çareye başvururlar. Yalandan rüyâlar anlatırlar, iftarlara ziyafetlere davet ederler. Kaz gelecek yerden ördeği esirgemezler.

Halbuki Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Bir kimse salih bir zengine, malı için tevazu gösterirse, dininin üçte ikisi gider.” buyurmuşlardır.

Madde için iltifat edenin durumunu siz düşünün.

“Hacı Süleyman Efendi’ye hatem-ül evliya derler. Kendilerinin irfan ve mehdi ordusu olduklarını, Hacı Süleyman Efendi’ye rabıta yapanın doğrudan doğruya cennetlik, sırlarını dışarıya çıkaranların katli vacip, iftira, hakaret, yalan söylemenin helal olduğunu söylerler. Sırrı söyleyen dinden çıkar, kâfir olur, manevi darbeyi yer. Gökten atılanın bir parçası belki bulunursa da, bizim sırrımızı söyleyenin dünyada ve ahirette bir parçası dahi bulunmaz, derler. Hacı Süleyman Efendi’nin mehdi olduğuna kati delille inanırlar.” (Vesikalarla süleymancılığın içyüzü, sh: 33, “Ben bir Süleymancı idim” isimli kitaba da bakılabilir.)

Nitekim Süleyman Efendi’nin yakın talebelerinden olan Hüseyin Kaplan Hoca onlardan ayrılmıştır. Yaptığı beyanlarda Süleyman Efendi’nin vefatından sonra, damadı Kemal Kacar’ın kendisini öne çıkartmak için bir takım saptırmalar yaptığını, peşinden gidenlerin makam, mevki, maddî menfaat ve garaz peşinde olduklarını söylemiştir. (5. 3. 1988)

Hilmi Türkmen ise şunları söylüyor:

“Diyorlar ki Kemal Kacar imamdır, onu tanımayan câhil olarak ölür. İşte bu tamamen sapıklıktır.

Kemal Kacar’a emirül-müminiyye diyorlar. Yani yalnız Türkiye’de değil, ne kadar müslüman varsa bunların hepsinin başı mânâsına. Bu tâbir, bir art niyeti ortaya koymaktadır.

Hocamız Süleyman Efendi’ye Mehdi-resul diyorlar. Biz kesinlikle kendi ağzından böyle bir şey duymadık. Yeni çıktı bunlar. Sebebi de şu: Kemâl Kacar’a İsâ’lık kapısını açabilmek için, Mehdi-resul, yani Süleyman Efendi geldi, ondan sonra da arkasında İsâ olarak Kemal Kacar geldi...”

“Telkin etmiş oldukları dinen sakat olan, Kuran’a ve Hadis’e uymayan fikirleri, kesinlikle dışarıya açıklamazlar. Kabule müsait olmayan kimseye katiyen söylemezler. Bu bir gizliliktir. Çünkü bilinmiş olsa, buna karşı geçilecektir.” (5. 3. 1988)

Yine bu ayrılanlardan Vahid Garib, Kemal Kacar grubuna yazdığı altı sayfalık mektubunda ezcümle şöyle söylüyor:

Bunlar bazı meselelerde İslâm’ın dışına çıkmışlardır. Bu derece İslâm’ın ve ehl-i sünnetin dışına çıkmış insanlarla İslâm’a ve ehl-i sünnete hizmet etmek, elbette ki mümkün değildir. Mâturidî ile Eş’arî mezhepleri arasında onüç meselede ihtilâf vardır, bu ihtilafların hiç birisi İslâm ve ehl-i sünnet dışı değildir. Buna rağmen ayrı birer mezhep olmuşlardır. Bu duruma göre bunlar mensubu bulunduğumuz ehl-i sünnet mezhebinden çıkmışlardır. Yeni mezheplerinin ismi ya henüz konmamıştır, veya kondu da biz duymadık, veyahut ileride millet tarafından konacaktır.”

Vahid Garib mektubunda sapma ve saçmalardan misaller veriyor:

“Şeriat Kemal Kacar abimizin emrine verildi, o ne yaparsa haktır.”

“Peygamberler hakkında bilinmesi vâcip olan sıfatlar vardır. Sıdk, emanet, fetanet, tebliğ, ismet. Bunların hepsi Kemal Kacar abimizde mevcuttur, abimiz için de geçerlidir.” (Mehmet Yufkayürek - Köln)

“Kemal Kacar abimiz Hazret-i üstadımızı bulmakla şereflenmedi, Hazretimiz onu kendine damat edinmekle şereflendi.” (Hüsnü Yılmaz)

“Kemal Kacar abimiz gelmiş geçmiş velilerin en büyüğüdür. Hatta Ebu Bekir Sıddık’tan daha büyüktür.” (Namık Hoca)

“Arkadaşlar! Kemal Kacar abimiz emirül-mümindir, halifedir. İtaat vaciptir, itaat etmeyen kâfirdir.” (M. Emin Hoca, Emekli Müftü)

“Dünyada vuku bulan hadiselerin hepsi zamanın sahibinden izin almadan meydana gelmezler. Bir yaprak dahi Kemal Kacar abiden izinsiz yere düşmez.” (Abdurrahman Akgül, Köln)

“Kemal Kacar abinin izin vermediği hizmetleri Allah kabul etmez.”

“Kemal Kacar abimiz ayda iki defa bütün peygamberlerin ruhuna, bir defa da meleklerin ruhuna başkanlık etmektedir.” (Hüseyin Karaosmanoğlu, İzmit)

“Bu bolluk Hazret-i üstazın hürmetinedir. Nereden ve nasıl eline geçirebilirsen yiyebilirsin, helâldir.” (Halit Aydemir, Bolu)

“Yahudi ve Hıristiyanlara selâm verilir, Kemal Kacar abiyi sevmeyenlere selâm verilmez.”

“Secdede iken Kemal Kacar abimizi hatırınıza getiriniz ki feyziniz artsın.” (Hasan Arıkan, Trabzon)

İsim isim bu sözlerinden anlaşılıyor ki, süleymancılar bu kıpkızıl küfre kayıp, küfrünü ilân edeni putlaştırmışlar ve hâşâ Allahlaştırmışlar.

Biz size dememiş miydik “O da küfrünü ilân etmiştir, ona uyanlar da küfrünü ilân etmiştir.” diye.

Vicdanınızla bu sözleri inceleyin, siz de kararınızı verin!

Hakikatburada.blogcu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner247

banner140

banner255

banner141

escort bayan bayan escort izmir escort porno indir türk porno anal porno