banner279

KCK Kürt sorunun çözümüne hep engel olmuş ve birilerine maşa olmuştur!

KDP: PKK/KCK’nin mücadele tarzı, Kürt kamuoyu gözünde her zaman için kuşku ve şüpheyle karşılanmıştır.  Daha önce yaşanan hadiselerde PKK sürekli Kürt sorunun çözümü önünde engel olmuş ve bölgesel güçlerin emellerine maşa olmuştur”

KCK Kürt sorunun çözümüne hep engel olmuş ve birilerine maşa olmuştur!

Rudaw sitesinde yer alan habere göre; Mesut Barzani'nin Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), ​​​​Aydınlanma ve Medya Kurumu Gazetecilik Bölümünden, KCK’nin 23 Ağustos tarihli bildirisine yönelik yapılan açıklamada, sözkonusu bildirideki ifadelerin “yalanlar üstüne kurulduğu” belirtilerek, PKK’nin yaşadığı askeri ve siyasi çıkmazın sorumlusunun KDP olmadığı vurgulandı.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) KDP Aydınlanma ve Medya Kurumu Gazetecilik Bölümü, KCK Yürütme Konseyi’nin 23 Ağustos tarihinde yayınladığı bildiriye yazılı bir açıklama ile yanıt verdi.

KCK’nin “kendi başarısızlıklarını KDP’ye yüklemeye çalıştığı”na vurgu yapılan açıklamada, “KCK, 23 Ağustos 2020 tarihinde yaptığı açıklamada, son birkaç yılda yaşanan siyasi, coğrafi, fikri ve toplumsal alanlardaki başarısızlıklarının sorumluluğunu Kürdistan Demokrat Partisi’nin omuzlarına yüklemek istiyor. Esasen KCK’nin mücadele tarzı, Kürdistan halkı ve Kürt kamuoyu gözünde her zaman için kuşku ve şüpheyle karşılanmıştır.  Daha önce yaşanan hadiselerde PKK sürekli Kürt sorunun çözümü önünde engel olmuş ve bölgesel güçlerin emellerine maşa olmuştur” denildi.

“Halklar için demokrasi adına Kürdistan Bölgesi dağlarında saklanmayı tercih ediyorlar”

Açıklamada, “KCK, Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin bağımsızlığı için çalışmak ve savaşmak yerine, kendi siyasi yöntemini kullanarak, ‘halklar  için demokrasi’ adına Kürdistan Bölgesi dağlarında saklanmayı tercih etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

“Şengal’de Heşdi Şabi milislerine destek verdiler ve 13 yaşındaki çocukların beyinlerini yıkayarak, ‘halkların kardeşliği’ adı altında ellerine silah verdiler” denilena çıklamanın devamında, son 10 yılda PKK’nin Türkiye güçlerini Kürdistan Bölgesi sınırına doğru çektiği ifade edildi.

Açıklamada, “Zaho, Amediye, Hacı Omeran, Kandil ve Halepçe’nin sınırına kadar bu işgal genişlemiştir. KCK, sivil bir yer olan Mahmur Kampını kullanarak Güney Kürdistan şehirlerinde karışıklık çıkaracak birimler örgütlemiş, komiteler kurmuştur. Heşdi Şabi 140 madde kapsamında kalan Kürdistanî bölgeleri işgal ettiğinde KCK Heşdi Şabi ye yardım ediyordu. Heşdi Şabi’ye dayanarak Şengal de yerini sağlamlaştırdı” denildi.

“Türk ordusunun bölgeye girmesine yol açıyorlar”

“KCK, çalışma tarzındaki süregelen başarısızlıklarına rağmen, Kürdistan Bölgesi’ndeki devletlerin 140. madde kapsamında siyasi ve istihbarat hedeflerine her zaman destek olmuştur” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“KCK İdeolojik olarak uluslararası düzeyde ve Kuzey Kürdistan da kabul edilmiyor. Sürekli siyasi fanteziler peşinde koşmaya devam ediyorlar. Hayali isimlerle örneğin; Haftanin, Xınere, Avaşin ve Kandil’de medya savunma alanları adı altında yerler kuruyor ve esas savaş vermesi gereken Kuzey Kürdistan’ı terk ederek gelip bu sınır bölgelerine yerleşiyorlar. Bu alanlarda halktan vergi toplanıyor ve gümrük çalışmalarını yürütüyorlar. Bu çalışmaları Türk ordusunun bölgeye girmesine yol açıyor. Beraberinde köylerin terkedilmesine, uydurma gerekçelerle insanların kaçırılmasına, hava saldırıları ile halkının şehit düşmesine yol açıyor. PKK aynı bu bölgede Kürdistan bayrağına karşı hakaret ve saygısızlık yapıyor. KCK buna rağmen geçen yılların tüm suç ve sorumluluğunu tüm bu yaptıklarını PDK’nin omuzlarına atmak istiyor.”

Açıklamanın devamında KCK’nin tarihsellikten, siyasi hakikat ve mantıktan uzak açıklamalarla kendini meşrulaştırmaya çalıştığına vurgu yapılarak, “Oysaki ki KCK’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi kanunlarında adı yoktur, meşru bir güç değildir. Şu ana değin Güney hattındaki varlıkları Güney Kürdistan halkının ve özelde de sınır bölgelerindeki yerleşim yerlerinin yıkımına ve kaosa neden olmuştur” sözlerine yer verildi.

“Kuzey Kürdistan halkı PKK'yi kabul etmedi”

Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

“KDP ulusal bir sorumluluk duygusu ile Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü için, tarafların siyasi uzlaşması için gerekli çabayı gösterdi. Fakat KCK bazı olaylarla bu barış sürecini maalesef gömdü ve üstüne kanlı bir elbise attı. Barış çabaları yerini savaşa bıraktı. Bu durum Kuzey halkının çok kötü bir süreç yaşamasına yol açtı. Kuzey halkı bu süreçten sonra PKK‘nin gerçek niyetini halkın çıkarları olmadığını daha iyi anladı. Bu süreçten sonra Kuzey Kürdistan halkı PKK'yi kabul etmedi. PDK her zaman için PKK’nin siyasi yanlışlarından dönmesi ve sivil bir parti gibi hareket etmesi için elinden gelen çabayı göstermiştir. PKK sürekli olarak halkların kardeşliği sloganı etrafında bir siyasi algı yaratmaya çalışıyor. Her kesi aynı ideolojik çerçeveye sokmak istiyor ve bizi de bağımsız Kürdistan davasından uzaklaştırmayı amaçlıyor. Şu anda Kuzey, Başur, Rojava ve Rojhılataki halkımız KCK’nin bölge devletlerinin elinde ki bir kılıç gibi Kürdistan bölgesel yönetiminin geleceğini bozmaya çalıştığını görüyor.

KDP her dört parça Kürdistan’da ki siyasi, toplumsal ve coğrafik koşullarının akıl ve mantık çerçevesinde değerlendirilerek Kürdistan halkının çıkarları ve ulusal mücadele için kullanılmasından yanadır. Ayrıca tüm siyasi partilerinde Kürdistan halkının meşru çıkarları için çalışmasından yanadır. Onlarca isim, flama ve sembollerle uluslararası alanda dar ve radikal siyasi taleplerle Kürtlerin meşru taleplerine gölge düşürülmesini kabul etmemektedir.”

“PKK’nin Kuzey Kürdistan dağlarına gidip savaşmasını engelleyen, KDP midir?”

KCK’nin bildirisinde, Kürdistan hükümeti ve Kürdistan Parlamentosu’nun onayıyla sınır muhafız birliklerin ve Kürdistan Parlamentosundan bir komisyonun rapor yazmak için bölgeye gitmesini kendisine karşı bir saldırı olduğunu iddia ettiği ifade edilen açıklamada, tüm bunların kendisine “Türkiye Cumhuriyeti ile savaşmaktan vazgeç” demek anlamına geldiğini savunduğu belirtildi.

Açıklamada, “Bu sözler anlamsız sözlerdir eğer PKK’nin savaşma iradesi olsaydı Kuzey Kürdistan’da savaşarak bir karış toprak kurtarırdı. PKK’nin Kuzey Kürdistan dağlarına gidip savaşmasını engelleyen, KDP midir? PKK’nin Güney Kürdistan dağlarına ve yerleşkelerine yakın üslenmesi ve buradan Kuzey Kürdistan halkını kurtarmak için midir? Yoksa Kuzey Kürdistan’da veremediğiniz savaşı Güney Kürdistan’a taşıyarak buradaki parlamento ve hükümeti işlevsiz kılmayı mı amaçlıyorsunuz? Eğer PKK Türk ordusuna karşı savaşmak istiyorsa bunu Türkiye’den yüzlerce kilometre uzakta yapamaz” denildi.

“Kürdistan halkı gerçekleri biliyor ve görüyor”

Zine Werte olaylarına ilişkin KCK’den KDP’ye yöneltilen suçlamalara yanıt verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“KCK bildirisinde, Peşmerge Güçleri’nin Zine Werte’ye yerleşmesine yönelik doğru olmayan bilgiler verilmiştir. Zine Werte Kürdistan Bölgesi’nin bir parçası değil mi? KCK bildirisinde ‘Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin kararıyla Peşmerge Güçleri’nin Zine Werte’ye yerleşmesi, PKK’nin haklarını ve sahasını ihlal etmek’ gibi ifade edilmiş. PKK kendi mantığına göre Kürdistan Bölgesi yönetimine sınırlar koyuyor, Kürdistan Peşmergelerine sınırlar koyuyor. PKK’nin bu tutumu ulusal birlik söylem ve siyaseti ile uyuşmadığı gibi kendini tek taraflı olarak Kürdistan Bölgesi yönetimine dayatması da kabul edilemez. Kürdistan Bölgesi vatandaşları da bu yalan söylem ve düşüncelere kanmaz, Kürdistan halkı gerçekleri biliyor ve görüyor.”

“Şengal’i de Türk ordusunun uçaklarına hedef yaptılar”

Açıklamada şu sözlere yer verildi:

"KCK bildirisinde 'Ezidi Kürtlerin yardımı için Şengal’e gittik' deniliyor. Oysaki gerçekler çok farklıdır. Peşmerge Güçleri ve IŞİD’e karşı kurulan Uluslararası Koalisyon güçleri birçok kez Koço’daki IŞİD kuşatması altındaki Ezidi Kürtleri kurtarmak için program yaptı, fakat bu plan gerçekleşmedi. KCK açık bir biçimde Kürdistan halkına hangi gücün bu kurtarma operasyonuna engel olduğunu açıklayabilir mi? Koço ve Şengal’deki kurtarma operasyonunun yapılmasına engel olanlar PKK’nin alandaki silahlı güçleriydi. Tüm bu süreçlerden sonra PKK güçleri, Şengal’de Peşmerge Güçleri’nin kahraman operasyonu ile kurtarıldıktan sonra Şengal ve çevresine gelip bir parçayı kopardılar, orada kanton ilan ettiler. Daha sonra Heşdi Şabi ile kol kola girerek Ala Rengin yerine kendi parti bayraklarını çektiler. Böylelikle de Şengal’i de Türk ordusunun uçaklarına hedef yaptılar ve Şengal için yeni bir felaketin kapısını açtılar.

Kürdistan Peşmerge güçlerinin temel görevi gerektiğinde Kürdistan’ın her karış toprağında halkı savunmaktır bunu da hiçbir zaman minnet konusu yapmamıştır, yapmayacaktır. Bir örnek olarak; Kobani’ye giden peşmerge güçleri Kobani kurtarıldıktan sonra Kobani’den bir parça toprak kopardı mı, toprak talep etti mi?  Kürt halkına karşı ulusal görevini yerine getirdikten sonra “ ben kendi bölgeme geri dönmüyorum” dedi mi?  Tekrar soruyoruz; eğer samimiyseniz ve Ezidi Kürtlerin savunması için Şengal’e gittiyseniz neden Şengal’den IŞiD çıkarıldıktan sonra Şengal’i Ezidi’lere bırakmadınız, neden Ezidileri kendi çıkarlarınıza kurban ediyorsunuz.”

“PKK değil miydi Ala rengini yakan?”

KCK bildirisinin bir bölümünde de “ulusal birliğe” vurgu yaptığına dikkat çekilen açıklamada, “PKK dalga geçer gibi gerçekten de kendine ulusal birlik konusunda konuşma hakkını görüyor mu? Kürt halkına çok net biçimde açıklıyoruz ve soruyoruz: Ulusal Kongre çalışmalarını baltalayan ve ulusal meclis oluşmasını engelleyen PKK değil miydi? PKK değil miydi Ala rengini yakan, Ala Rengin taşıyanları döven, aşağılayan? Ala Rengin KDP bayrağı mıdır ki siz onu yakıyorsunuz? O yaktığınız bayrak 1946 yılında Kürdistan Cumhuriyetinin kabul ettiği, işgal edilmiş bir ulusun, devletsiz bir ulusun tüm umudunu bağladığı bayrak değil mi?” sorularına yer verildi.

KDP Aydınlanma ve Medya Kurumu Gazetecilik Bölümü açıklamasının sonunda şu tespitlere yer verildi:

“KCK bildirisindeki yalanlar çok büyüktü, çok seviyesizdi bunun için cevap vermek ve bazı gerçekleri açıklamak zorunda kaldık. Tekrardan KCK’ye diyoruz ki kendine Kürt diyen, açık açık Ala Rengini yakarak kendi ulusunu küçük düşüren siyasi bir hareketin Kürt ulusal birliğinden, direnişten, Kürt halkının meşru haklarından bahsederken utanması gerekir. Ayrıca şunu da söyleyelim Kürdistan parçalarındaki fikri ve örgütsel yenilginizden KDP sorumlu değildir. Başurda, Bakurda, Rojava ve Rojhilatda halk sizin gerçek yüzünüzü gördü, artık biliyorlar ki halk adına yaptığınız çalışmalar dış güçlere hizmet ettiği kadar Kürd sorununa, hakiki Kürt orjinli bir iş için hizmet etmiyor.”

Kaynak: Rudaw

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140