banner279

Ehli sünnet kim?

Şii sünni siyasi ayrışması ümmetin belini kırdı. Süleymancılar da ehl-i sünnet olduklarını iddia ediyorlar. Ehl-i sünnet ümmete düşmanlık eder mi?,Ehl-i sünnet darbe gecesi aldığı emirle 4 gün evinde çakılı kalır mı? İşte bu soruların yanıtı...

Ehli sünnet kim?

Süleymancılarla ilgili yaptığımız haber oldukça ses getirdi. 

Öncelikle cemaatten gelen tepkiler, aldıkları eğitimi ortaya koyarcasına manidardı. Cevap vermek yerine hakaret, küfür, tehdit ve şantajlarla dolu kendilerine yakışan bir tepki verdiler.



Kendilerini sorgulamak yerine bizi sorgulamayı tercih ettiler. Kim bilir belki ölmeden önce duyacakları son uyarı idi bu hatırlatmalarımız…

Süleymancılarla ilgili olarak zikrettiğimiz bir çok konu ehli sünnet adı altında yapılanan bir çok cemaatin ortak özelliği.



Cemaatin tepkisini bir noktaya kadar anlamak mümkün iken cemaat dışından “Fitne çıkarmak, ümmeti bölmek, cemaatlerin ehlisünnetin kalesi olduğu…” gibi ithamlarla inhirafçı cemaatlerin çıkardığı safsatalarla hareket edenler de dikkatimizden kaçmadı.

MÜSLÜMANLARIN EN BÜYÜK YANILGISI

Müslümanların en büyük yanılgıları maalesef Şii Sünni siyasi ayrımından yola çıkarak mevzilenmesinden kaynaklanıyor.

Şia’ya göre Sünni olmayan en makbul Müslüman iken kendini Sünni mahallede konumlandıran bir kimseye göre de Şii olmayan veya Şia’ya karşı olan herkes en makbul Müslüman…


Oysa Kur’an üstünlüğü,Müslümanların ortaya koyduğu siyasi perspektife göre değil takvaya bağlamıştır. Kur’an,Peygamberimizden Müslümanların siyasi çekişmelerinden kaynaklanan Şii ve Sünni şeklinde bir tanımlamayı yapmadığı gibi her iki tayfanın haklı veya haksız olduğuna dair sarih bir tanımlama da yapmamaktadır.

ÜMMETİN FETÖ KÖRLÜĞÜ HATALI EHLİ SÜNNETTEN TANIMINDAN KAYNAKLANDI

Allah indinde Ehli Sünnet üstünlüğü veya haklılığının ötesinde “takva” üstünlük olarak yegane ayırdedici özelliktir. Takva, Kur’an’ın emir-yasaklarını yerini getirmek ve Kur’an’ın onlarca ayetinde buyrulduğu şekliyle rehber olarak tayin edilen Peygamber efendimiz Muhammed (as)’ın hayata aktardığı şekliyle Kur’an’ı anlamak, yaşamak ve tebliğ etmekten teşekkül eden İslami olgudur.

Kur’an ve Sahih Sünnetin kıstasları birinci planda olmayınca ait olduğu grubu haklı çıkarma adına ayetleri nefsince tevil etme ile var olan sahih veya mevzu hadislerden işine geleni alma genel karakter olarak karşımıza çıkıyor.


Şİİ-SÜNNİ TASNİFİ YEGANE KRİTER OLUNCA HATALAR ARDI ARDINA GELDİ

Oysa az dikkat edilecek olursa Şii-Sünni şeklinde yapılan tasnifin Müslümanlar için kurulan büyük bir tuzak olduğu görülecektir.

FETÖ’nün 17 Aralıktan önce konuşlandığı kesim malum Sünni mahalle idi. 17-25 Aralık darbe girişimine rağmen FETÖ birçoklarınca Sünni mahallenin masumu idi.Hatta iktidarla hesabı olan bazı cemaatler, FETÖ üzerinden iktidarı, “cemaat düşmanlığı yapmak ve cemaatleri ortadan kaldırma amacında olduğu” gibi suçlamalar ile FETÖ savunuculuğuna geçmişlerdi. 

EHLİ SÜNNET VE SÜNNİ OLAN FETÖ’NÜN BARİZ HATALARI NEDEN GÖRÜLMEDİ?

Ehli Sünnet mahallesinde hem de Sünni olan FETÖ’nün bariz özelliklerini sıralamak gerekirse; 15 Temmuz darbe girişimine kadar FETÖ’cülerin“liderleri olan Fetullah’ı masum görme, Fetullah ve taraftarlarının tek kurtulan taife olduğuna inanç, hasımlarını delalet ile itham etme, kayıtsız lidere itaat, ayet ve hadisleri cemaat kültü içinde tevil etme, rüyalarla amel etme, Müslümanlara karşı intikam hırsı ile hareket etme, Müslümanlara karşı kafirlerle işbirliği yapma, mehdiyet inancı, gizlilik, takiyye ve gizlenme adına şer’i delil olmamasına rağmen ibadetleri askıya alma” ve saire…

Peki, bunların tamamı aynı şekliyle Şia’da da varken FETÖ nasıl Ehli Sünnet Ve’l Cemaat veya Sünni mahallenin bir sakini olabildi bu güne kadar. 

15 Temmuz’dan sonra bu gerçekler yine ters yüz edildi. Özellikle İslam alanında ilmi yetersizliği tavan yapan Yusuf Kaplan’ın başlattığı “15 Temmuz’un ikinci darbesi cemaatlere saldırıdır. Ehli Sünnet’in kalesi cemaatlerdir” safsatası ile bir başlayan tartışmada FETÖvari bazı cemaatler bir anda kendini ehli sünnetzırhı altında korumaya alıverdi. 


FETÖ 15 Temmuz’dan sonra ehlisünnet mahallesinden atıldığı gibi Şii mahalleye de yerleştirilemedi. Resmen hain, mürtet ve kafir ilan edildi. 

FETÖ İLE AYNI ÖZELLİĞİ TAŞIYAN BAZI CEMAATLER NASIL EHLİ SÜNNET OLUYOR?

Şimdi soru şu:

“FETÖ’nün Şia ile ortak birçok yönü olmasına rağmen ehli sünnetin kalelerinden biri olarak görüldüğü bir yerde aynı özellikleri taşıyan birçok cemaat nasıl oluyor da ehli sünnetin kalesi oluyor?”

Bu gerçekleri dile getirmek nasıl fitnecilik oluyor?

Ehli sünnet mahallesinde yuvalanmış Müslümanları kandıran bu teşekküllerin kirli yüzünü göstermek, Şia’dan bir farkının olmadığını söylemek neden olmayan birliği bozan eleştiri oluyor?

Ehli sünnet deyip Sünni mahalleye yerleşmiş ama Şia’dan farkı olmayan, FETÖ gibi serseri mayınlar gibi patlayacak yada patlatılacak günü bekleyen cemaatleri deşifre etmek nasıl fitnecilik oluyor?



Kullanılan bir cihazın arızalı parçası o cihazın amacına uygun kullanılmasına nasıl engel ise; bir fabrikada genel kurallara aykırı çalışan yönetim ve işçilerin sinsiliği o fabrikayı bir gün nasıl iflas ettirirse; bir ailede bireysel davranıp aile hukukuna aykırı gizli saklı işleri olan bir birey nasıl o aileyi bir gün rezil ederse bu gün sorgulanmayan, gündemi gizli olan, diğer Müslüman kardeşleriyle biraraya gelmeyen her cemaat, bir gün ümmete FETÖ gibi önü alınmaz zarar verecektir.

CEMAATLER ELEŞTİRİLMEKTEN KORKMAMALIDIR

Müslüman bir birey veya grup Kur’an ve sahih sünnete uygun iş ve davranışlarda bulunuyorsa sorgulamak ve sorgulanmaktan korkmamalıdır.

Eline geçirdiği imkanları kutsallaştırıp sahip olduğu maddi ve manevi varlıkları, Kur’an ve sünnete eşitleyip savunma durumuna girmemelidir.

Her grup, Kur’an ve sünnet doğrultusunda adam yetiştirecek ve bu adamlar bir araya geldiğinde birbiriyle uyumlu, iletişim içinde bulunacak bir şekilde İslam cemaatini oluşturacak kabiliyet ve kapasitede olmalıdır.

 

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140

banner306