banner279

Dilipak'tan önemli 'kenevir' uyarısı: Kanser olacaklar

Gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak, "Kenevir engellendiği için askerimiz, polisimiz, doktorlarımız, aşırı radyasyon etkisi ile kısırlaşacak ya da kanser olacaklar. Bütün o X-Ray cihazları, Jammer kullananlar, radar istasyonlarındaki kardeşlerimiz, röntgen ya da MR kullananlar, mayın arama cihazı kullananlar, telsiz muhaberat sistemleri kullananların sağlığı için kenevir tekstili kullanmaları gerekiyor. Geçen her gün bizim için bir kayıp." dedi.

Dilipak'tan önemli 'kenevir' uyarısı: Kanser olacaklar

Gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak, bugün yayınlanan yazısında, "Kenevir engellendiği için askerimiz, polisimiz, doktorlarımız, aşırı radyasyon etkisi ile kısırlaşacak ya da kanser olacaklar. Bütün o X-Ray cihazları, Jammer kullananlar, radar istasyonlarındaki kardeşlerimiz, röntgen ya da MR kullananlar, mayın arama cihazı kullananlar, telsiz muhaberat sistemleri kullananların sağlığı için kenevir tekstili kullanmaları gerekiyor. Geçen her gün bizim için bir kayıp." dedi.

İşte Dilipak'ın yazısı:

Bu gidişle Ekim’de başlayacak yeni eğitim döneminde de fazla bir şey değişmeyecek. Yani uzaktan eğitime devam. Üniversiteler, liseler, ilköğretim, hepsi kaldıkları yerden devam edecekler.

Bunun bir de faturası var. Okul ücretleri ne olacak. Yurtlar ne yapacak, burs verilecek mi? Servis araçları ne yapacak? Uzaktan eğitimde bu kadar öğretmene gerek yok. Öğretmenler ne yapacak?. Okulların idari personelleri ne yapacak?

İş dünyası için de durum farklı değil. Tarım, ticaret, hizmet ve imalat sektörünün durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerek. Esnafın durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerek.

Şimdi köye dönüşün yeniden düşünülmesi, planlanması ve teşvik edilmesi gerekiyor.

Kamu da istihdamı durdurmak zorunda. Yarın sistem çöktüğünde bu işten herkes zarar görecek.

Bu iş sadece yöneticilerin sorunu değil. TBMM, siyasi partiler, üniversiteler, meslek odaları, STK’lar hepsinin yeniden yapılandırılması ve herkesin elini taşın altına sokması gerekiyor.

Koronayı gözünüze çok yaklaştırırsanız arkasında bir ormanı kaybedersiniz.

Sanayileşme, kalkınma ve uluslararası ticaretin yeniden yapılandırılması şart.

Ailenin güçlendirilmesi için İstanbul Sözleşmesi, CEDAW gibi Allah’ın belalarından bir an evvel kurtulmamız gerek.

Tarım, sağlık ve sanayi alanında kenevir, bugün için dünyanın en stratejik ürünü. Ama bu kafa ile bu işi de mevzuat ve bürokratik oligarşinin engelleri ile yüzümüze gözümüze bulaştırmak üzereyiz.

Sakarya Belediyesi, eski çöp havzasının üzerinde hafriyat toprağı dökerek, üstüne kenevir ekmiş. Toprağın ıslahı, kanserleşmesinin ve çevreye zehirli gaz salınımının önlenmesi açısından harika bir çözüm. 100 dönümlük ekim alanı, 4-5 km çapında bir alana hayat verecek. Sakarya Belediyesi 19 ilin dışında, özel izinle ekim yapan bir ilimiz.

Kenevir konusunda, Erbakan’ın ABD’nin baskılarına karşı, CHP-MSP koalisyonu zamanında verdiği direnişi bugün gösteremiyoruz maalesef. Arkadaşlar daha önce Kılıçdaroğlu ile görüşmüşlerdi. Aslında herkesle görüşüp bu işi milli bir mesele haline getirmemiz lazım. THC ve CBD en az afyon kadar değerli ama işe bakın ki, bugün hâlâ bu alanda üretim yapmak mevzuat ve bürokrasi ile eli ile yasaklanıyor. Bu aklı kim veriyorsa, bu nasıl bir akılsa.

Her hafta kaçak kenevir ekimi yapılan alanlar tesbit edilip, operasyon yapılıyor ve kenevirler yakılarak imha ediliyor. Herhalde bu da mevzuat gereği. Bir bitkiyi yakmak nasıl bir akıl. Onu yakarken havaya, toprağa da, o topraktaki canlılara da zarar veriyorsunuz. Anız yakan ki bu iş de günahtır. İsraf haramdır. Bu ürünler ekonomiye kazandırılabilir. Yılda 10 milyar liralık kenevir yakılarak imha ediliyor. Bunda kamu yararı yok. Kamu yararı olmayan bir işlem suçtur. Bu ürünleri yed-i emin olarak TİGEM’e verin. Üniversitelerle beraber, gerekirse tarım kooperatif ile birlikte bu ürünler değerlendirilebilir. Bu ürün toplum sağlığı için olduğu kadar savunma açısından da önemli. Ekonomik açıdan da önemli.

İçişleri Bakanlığındaki yetkililer, Gıda Tarımdaki yetkililer insaf etsinler, merhamet etsinler. Valilerimiz, Emniyet müdürlerimiz illerdeki idari ve mülki amirler ve bunlara bağlı müdürler merhamet etsinler, bu zulme artık bir son versinler. Yaptıkları iş yanlış. Bu şekilde uyuşturucu ile mücadele edemezsiniz. Tiner, aseton yasak mı? Kimyasal, sentetik uyuşturucular, Bonzai kullanımı almış başına gidiyor. Oysa THC uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için çare olabilir.

Bir yandan teşvik yok, öte yandan engel çok. Sonra da üretip ne yapacaksınız, pazar oluşmadı diye olumsuz propaganda yapılıyor. Daha milli tohumumuz yok, ilk yapılan tohum çalışması, bu bitkinin en değerli ürünü olan THC ve CBD’si sınırlandırılmış tohumla ilgili. Bu nasıl bir akıl! Bu cinnetin arkasında hangi lobi var. Neden kimse bu konuyla ilgilenmez.

Siyaset kendi can derdinde, üniversitelerimizin birçoğu ilgilenmiyor bile. İlgilense de zaten 40 tane engelle karşılaşacak. CBD, THC bulmak isteseler zor.

Bakın bunu engelleyenler, kanser, şeker, Alzaymır, astım hastalarının ahını alacaklar. Bizde yüz liraya üretilecek bir şeyi Avrupa’dan 1000 liraya alırsanız sorun yok. Bunun bir mantığı, açıklaması var mı?

Bakın kenevir engellendiği için askerimiz, polisimiz, doktorlarımız, aşırı radyasyon etkisi ile kısırlaşacak ya da kanser olacaklar. Bütün o X-Ray cihazları, Jammer kullananlar, radar istasyonlarındaki kardeşlerimiz, röntgen ya da MR kullananlar, mayın arama cihazı kullananlar, telsiz muhaberat sistemleri kullananların sağlığı için kenevir tekstili kullanmaları gerekiyor. Geçen her gün bizim için bir kayıp.. Bu işi engelleyenleri Allah’a havale ediyorum. Ben ise konuşmaya, yazmaya devam edeceğim. Haksızlıklar karşısında susmayacağım. Selam ve dua ile.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241