banner279

Daha boynuz da takacaklar!

Abdurrahman Dilipak

Daha boynuz da takacaklar!

Bu iş beyne chip takmakla kalmayacak. Turkcell’in logosundaki gibi, kafamızın iki tarafına, minik boynuzlar da takacaklar. “Küçük Şeytancıklar”a dönmemiz isteniyor çünkü. Hastalara şifa veren ve sesi her yerden duyulan bir “Deccal” var sanki artık!

Cellocan” artık “Emocan” oldu ya.. Siz ille de öyle bir “boynuz” seçmeniz gerekmiyor. Siz boynunuzu kendiniz seçeceksiniz. Her renk ve ebatta. Bir takı gibi, bir aksesuar gibi düşünün.. Bugün betalar deneniyor, bir ileri adımda çok farklı uygulamalar söz konusu olacak. Bu boynuz “e-boynuz” olacak tabi. Bu sistem kendi modasını, diğer aksesuarlarını da beraberinde getirecek. Kol saati, kolye, yüzük, piercing gibi. Hepsi elektronik. Ve tabi bir de yanınızda akıllı bir telefon gibi, bu sistemin uzaktan kumandası için bir cihaz kullanacaksınız.

Ona tanımlanan bir fonksiyon var. O micro chip’ler zaman içinde kendini beyin enerjisi ile şarj edecek ama şimdilik dışarıdan desteklenmesi gerekiyor. 

Zaten bu chipler, aslında Raspbery Pi’nin minimize edilmiş hali. Yani, data transferi için bir “Connect card” özelliği taşıyor. Asıl sistem dışarıda. Her şey mikro olunca, hafızası da mikro, orada da sadece mini bir işletim sistemi bulunuyor. Sisteme erişim ve sistemden data transferi “uzaktan kablosuz erişim” tekniği ile çalışacak. Kafanıza bir de fiş takacak halleri yok. Daha yüksek kapasitede bir erişim için bu boynuzlara ihtiyaç olacak. Artık okula da gerek yok. Kafanızdaki gereksiz bilgileri silecek, arzu ettiğiniz yeni bilgileri yükleyebileceksiniz. Ne güzel değil mi? Siz artık bir biyonik robotsunuz, daha doğrusu Siborg, ya da çizgi film kahramanı gibi Cyberman. Şehrin üzerinde uçamayacaksınız ama şehrin üzerinde uçan bir drone’un kamerasına bağlanıp, “biraz mutluluk, biraz adrenalin hormonu salgıla” komutu ile, artırılmış bir sanal gerçeklik yaşayabilirsiniz.

Sahi, Milli Eğitim Bakanımız ne düşünüyorlar bu hususta. Ya da Eğitim Bir Sen’deki kardeşlerimiz. Tehlike kapıda. Bu okul binalarını ne yapacağız, bu kadar öğretmeni ne yapacağız? Bu öğrencileri ne yapacağız? Bizim Siber Dönüşüm Ofisi bu “yeni normal” dönem için hazırlıklarını tamamladılar mı? Sanırım önce şu Yunanistan krizi ve Covid sorununu çözüp, sonra bu işlerle ilgilenecekler. Ya da “Zaten işte alçak irtifa uydusu da yaptık, 5G için de çalışıyoruz, belki de bu iş tamam” diye düşünüyorlardır. Bu Raspbery Pi’yi anlatmak için çok uğraştım ama anlatamadım. Boynumuza takacaklar derken, adamlar beynimize takmaya başladılar. Türkiye’de ilk uygulama Sivas’ta Kangal üretim çiftliğinde başlatıldı. Amerika’da Domuz’lara, bizde Kangal’a, chip takıldı kimsenin de bu konuda bir tepkisini görmedim..

Yeni teknoloji ile beyin ve vücut fonksiyonlarınızı düzenleyebileceksiniz. Dahası beyninize bilgi de yükleyebileceksiniz, bazı bilgileri de silebileceksiniz. Beyninizin back-up’ını da alabileceksiniz.

Bizim Narkotikçiler buna hazır mı bilmiyorum ama artık Blackweb, Deepweb’e gerek yok, isteyen Whatsapp’tan arkadaşına uyuşturucu gönderebilecek. Biraz mutluluk hormonu, biraz adrenalin, biraz ağrı kesici, bir mesaj şeklinde beyninize yönlendirince uçacaksınız. Netflix’in geleceğini düşünün! Rüya siparişi vereceksiniz. Niye Pedofiliyi meşrulaştırmaya çalışıyorlar ki, artırılmış sanal gerçeklikle her şey mümkün. Siz talep edebilir ya da, bir promosyon olarak beyninize yükleyebilirler de. Ekranın karşısında porno izlemeyeceksiniz, fuhşiyat beyninize çakılıyor!

Bu sistem iki yanlı çalışır. Tamam, birçok engelinize çare bulabilirler. Bu işin bal yanı, bir de buna katılan zehir var. O hastalığı tedavi edenler, isterlerse sağlıklı bir insanı da hasta edebilirler. Sizin beyninize istediğiniz bir datayı yükleyenler, aynı zamanda subliminal yoldan verdikleri mesajlarla sizi intihara sürükleyebilir ya da kişiliğinizi değiştirebilirler. Onun için BİREY’leştiriliyoruz. Onun için GENDER diye tanımlıyorlar insanları. Bir teknik arıza ile ya da bir hacker üzerinden beyninizi hack’leyebilirler. Ya da “reset”leyebilirler. Siz biyonik bir robota dönüşebilirsiniz.

Biz eğitim adına ne düşünüyoruz, ne konuşuyoruz? Covid sürecinde uzaktan eğitim mi yapacağız, örgün eğitim mi? Örgün eğitim olacaksa maske takacak mıyız, takmayacak mıyız? Sınıfta ve servis aracında fiziki mesafe nasıl korunacak. Mekân ve el dezenfektesi nasıl olacak.

Bakın, bugün gelinen noktaya ulaşmak için birileri çeyrek asır öncesinden çalışmalara başlamışlardı. Çeyrek asırdır, onlar çalıştılar, biz baktık. Konuşmadık bile. Peki, şimdi ne yapacağız. Hâlâ bu okul düzenine devam mı? Hâlâ bu seçme ve yerleştirme sınavlarına devam mı?

Starlink ve 5G rezaleti hız kesmeden devam ediyor. Covid komedisi de! GPT3 açıklandı, Neuralink de. 2021’de Global Great Reset başlıyor. GENOM tüm hızı ile devam ediyor.

Gelecekte bu medya da yok. Enerji, sorunu da çözülüyor. Humanoidler NEOM’dan sokağa çıkınca emek de anlamsız hale gelecek. Para, o da yok. Zaten bu konuda Aralık ayını bekleyin. Yasama, yürütme, yargı, hepsi “Yeni norm”un “Rasyo”larına göre, GPT3’le çözülecek. Hepsi geliyor, “o zaman bu kadar insanı ne yapacağız” sorusuna. Onun için Covid ve kısırlaştırıcı aşı gündeme geliyor. Onun için cinsel kimlik konusu gündeme geliyor, onun için ailesiz toplum, “Birey” ve “Gender” gündem oluyor. Onun için 5G ve Starlink’e ihtiyaç var. Onun için bir tarihin sonunu getirecek bir medeniyetler savaşı, kıyamet savaşından söz ediyor birileri. Onun için “Yüzyılın projesi”ni konuşuyoruz. Ve yeni bir dünya kurulurken, bir “1 kelime” ve “1 harf”in kavgası ile oyalanıyoruz. Bana bu konuda “hayal kuruyor, rüya görüyor” diyenler, uykularında konuşuyorlardır belki de.. Biliyorum, birilerinin ayağına basıyorum, ama ilginç, ses başka yerden geliyor. 

Selam ve dua ile.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241