banner279

Cumhurbaşkanı Erdoğan İlahiyat Fakültelerini niçin dikkate almıyor?

Mehmet Koç

Cumhurbaşkanı Erdoğan İlahiyat Fakültelerini niçin dikkate almıyor?

17-25 Aralık'ta tüm tarikatların Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'yi yalnız bırakıp Fetullahçılara destek verdiğini sağır sultan bile duydu. Ama AK Parti duymamış olmalı ki hala AK Parti'nin ileri gelenleri kendilerini tarikatları ziyaretten alamıyor. Tarikatların bir dediği AK Parti'de iki edilmiyor.

15 Temmuz darbesi sonrasında tüm okulları ellerinden alınan FETÖ'nün yerini AK Parti'nin de desteği ile tarikatlar doldurmaya başladı.

Şeyh Nazım Kıbrısi'nin İngiliz ajanı olduğu ve 70 adet tarikatı İsrail MOSSAD'ın beslediğini Dr. Ramazan Kurtoğlu açıklamışken bir tane mürid çıkıp da benim tabi olduğum tarikat, bu MOSSAD'ın beslediği tarikatlardan biri olmasın, demedi?

Diyemedi!

Çünkü şartlandırılmış bellekle müridler kimi nasıl ve ne ile eleştireceklerini bilmedikleri gibi tarikattaki itaat kültürü neticesinde kendi kendine karar verme yeteneklerinden de yoksun bırakılmış durumdalar.

Cübbeli Ahmet ile İflas medyanın dilinden düşürmediği namı değer "Dört mezhebin müftüsü Ali Haydar Efendi" dedikleri şahıs Işıkçıların içinde yıllarını geçirmiş gazeteci Sebahattin Önkibar tarafından İngiliz işbirlikçisi olarak açıklandı. Ehli sünnet tayfadan bu açıklama sonrasında tek itiraz dahi gelmedi.

Necip Fazıl Kısakürek merhum, Işıkçıların lideri Hüseyin Hilmi Işık'ın İslam ile alakası olmayan münafık, hain olduğunu ilan etti.

Tarihçi İhsan Süreyya Sırma, "İngiliz Ajanı Sömürü Misyonerleri" isimli kitabında İslam ülkelerindeki tarikatların haçlıların kontrolünde olduğunu açıklamıştı.

Irak, Kesnizani tarikatının çalışmaları sonucunda Amerika'ya teslim olmuş, direnmemişti.

Afrika, ümmetin bir ve beraber olma inancını kırıp bağnaz tipler yetiştirmekle ümmetten koparılan, kendi cemaatinin bekası için ülkeyi seve seve İngilize, Fransıza satan tarikatlarla haçlıların işgaline uğramıştı.

Osmanlı, tarikatların İngilizlerle işbirliği neticesinde karşılaştığı isyanlarla dört bir tarafta toprak kaybetmişti. Sadrazam ve Padişah kellesi isteyen Bektaşi kontrolündeki Yeniçeri isyanları meşhurdur.

Devleti bürokratik ve dış ilişkilerde zora sokan, İngiliz işbirlikçisi Nakşiler ile uzantısı Halidilerin ihanetlerini gören 2. Mahmut medreseleri Kur'an kursu seviyesine indirip modern okullara yönelmekle tarikatların devlete sızmasını engellemeye çalışmış, Halidileri de İstanbul'dan Sivas'a sürmüştü.

Tarikatçıların "Din elden gidiyor" söylentisi ile çıkardıkları 31 Mart vakasında Abdülhamit Han tahtından indirilmiş, esir düşmüş, devlet bu isyan ve sonuçlarınca yüzde 80 toprak kaybetmiş, nihayetinde Osmanlı ve halifelik kaldırılmıştı.

Tarikatlarla aynı söylem ve kaynağa sahip EHLİ SÜNNET maskeli FETÖ, Amerika ve İsrail'in güdümünde PKK ile işbirliğine girmekten çekinmeksizin Türkiye'yi Suriye'ye çevirmek üzere darbe girişiminde bulunmuştu.

Osmanlı da "Din elden gidiyor" deyip ortalığı ayağa kaldıran tarikatlar bu günde "Ehli sünnet elden gidiyor" deyip hadis savunuculuğu pozunda Kur'an'a savaş açarken Diyanet, İlahiyat ve İmam Hatipler kuşatma altına alınıp İlahiyat alimlerimiz çakma tarikatçi sosyal medya trollerinin provokatörlüğü ile baskı altına alınıp susturuluyor.

İlahiyat fakültelerinde bir elin beş parmağını geçmeyen aykırı görüşlü öğretim üyelerinin bir kaç alışık olunmayan fetvası ile kafir ilan edilmesine karşılık bir tane sözü dinlenecek mürşidi olmayan tarikatların lider konumundaki insanlarının tüm sözlerinde bir doğru bulmak ise nerede ise imkansız.

Adı farklı olmakla birlikte tüm EHLİ SÜNNET SAVUNUCUSU cemaatlerin İsrail/Vatikan kontrolünde olduğu biliniyor. Halka kapalı yönetim ve hesaplarıyla tarikatların hiçbir zaman müslümanların yanında olmadığı, zulme uğradıklarında yardım etmedikleri gün gibi ortada.

Son günlerde tarikatların mantar gibi patlayan yardım yapma adına kurulan vakıf ve derneklerin tamamı ise paranın kokusunu almanın verdiği keyifle yardım görüntüsü altında bir verip bin çuvalla para götürmekten başka bir şey değil.

İsmail Saymaz'ın Cübbeli Ahmet ile yaptığı programda alelade bir yardım derneğinin Lalegül TV'ye yaptığı 1 milyon 200 bin liralık reklam parası düşündürücüdür. Reklam parası nihayetinde bu derneğe mazluma verilmesi için bağışlanan paralardan oluşuyor. Ve bu nasıl bir yardım aşkıdır ki daha çok yardım yapmak için daha çok reklam yapılıyor(!!!)

Kutlu Doğum Haftası üzerinden Diyanet’e yapılan operasyonda da görüldü ki tarikatlar İmam Hatip, İlahiyat ve Diyanet ile uyanan, sahih islam dinini öğrenen ve Kur’an’a yönelen neslin önünü kesmek amacıyla hareket ettiler. Ve bunda AK Parti’nin de basiretsizliği ile başarılı oldular.

İsmi farklı olsa da herkes biliyor ki EHLİ SÜNNET müdafii tüm tarikatlar ve cemaatlerin plan ve programları FETÖ ile aynı merkezden sevk ve idare olunuyor. 

Yine herkes biliyor ki Yahudi takdiği ile deşifre olmama adına EHLİ SÜNNET camia FETÖ’ye en iyi tekmeyi atıp, eleştiriyor. Oysa 17-25 Aralıkta Fetullah Gülen’i EHLİ SÜNNET ALİM deyip sahiplenen kendileri idi.

Alelade bir vatandaş FETÖ’yü 17-25 Aralık öncesi ve sonrasında savunabilir lakin kendilerini gaypten haber alan, arşı alada gezinen, tayyi mekan tayyi zaman sahibi, müceddit, kutup, gavs olarak niteleyen birileri bu ihaneti görmüyor, sahip oluyor, ortak oluyor, memnuniyetini ızhar ediyor, hainliğini anlatmıyorsa burada sorgulanacak çok konu var demektir.

Devlet uyuyor mu bilemiyoruz. Ama tarikatlar şu an FETÖ’den daha beter bir şekilde Üniversite, lise, ortaokul ve ilkokullar açmakla 15 Temmuz darbe girişiminin aynı hatta daha beteri olan bir filmin senaryosunu bize izlettirmek için özel bir gayret içerisine girmiş görünüyorlar.

FETÖ en azından pozitif bilimlerle yurt dışına yönelmekle kısmen aydın insan tipine sahipti. Tarikatlar ise bağnaz yapılarıyla alim gördüklerinde kırmızı bez görmüş boğaya dönüp itibar suikasti yapan halleriyle ortaçağ kiliselerini aratmıyor. 

EHLİ SÜNNET camiada yetişen öğretim üyelerinin çalışması sayesinde İLİTAM üzerinden tarikatçılar hızla İlahiyat ve Diyanet’te tıpkı FETÖ gibi kadrolaşıyor, maaşı devlete ödetip kendi cemaatlerine hizmet eden müritleriyle yol alıyorlar.

Öylesine bir yol alma ki kendileri dışında kimseye göz açtırmıyorlar. İlahiyat Fakültelerinde EHLİ SÜNNET DIŞI gördükleri hocaları emekliye sevk etme, ek ders vermeme, derslere girdirmeme, yurt dışı toplantılarını iptal etme, tarikatçı öğrencilerini kullanarak derslerini boykot ettirip suçluluk psikolojisine sokma, kendi müridlerine asansörle profesörlüğe giden yolu açma gibi FETÖ’nün uyguladıkları takdiklerin daha rezilini yaparak hızla kadrolaşıyorlar.

Geçen hafta Pamukkale İlahiyat Fakültesi, Cevat Akşit ve EHLİ SÜNNET taifenin kendilerine yaptığı mobbingten dert yanıp feveran etti. Bu hafta ise İlahiyat Fakültesi dekanları bir toplantıyla gelmekte olan EHLİ SÜNNET tehlikeye karşı kamuoyunu uyarıp İLİTAM’ın bir an önce kaldırılmasını, İlahiyat ve Diyanet’e iktidarın sahip çıkmasını söylediler. Dekanlar ve tüm ilahiyat camiası 3 yıldır her platformda İLİTAM'ın kaldırılması adına açıklama yapıyor. Ombusdmanlık kurumu İLİTAM'ın bir an önce kaldırılması adına raporlar açıkladı. Lakin Cumhurbaşkanı Erdoğan ilim ehlini dinlememekte oldukça kararlı görünüyor. 

Bildiride dikkat çeken nokta ise Diyanet ve İlahiyat'ın yanında cansiperane duran ve tarikatçılara karşı mücadele veren dinihaberler.com'u Diyanet nüfuzunu kullanarak kapattıran ali erbaş'ın tavrı ilginçti. Bu gün dekanlarla yayınlanan bildirinin altına imza atan ama basın açıklamasında ortada görülmeyen ali erbaş'ın bu halini İlahiyat Fakültesinin değerli dekanlarının dikkatine sunuyoruz. İsterdik ki İlahiyatların temsil makamı olan Diyanet'in başkanı ali erbaş bu bildiriyi çıkıp okusun ve ardında dursun. Ama biz ali erbaş'ı dinihaberleri kapattırmasından zaten tanıyoruz. Umarız dekanlarımız da ali erbaş'ın bu bildirinin okunması esnasında neden ortada olmadığını anlamış ve kendisini tanımışlardır.

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hassaten hatırlatırız ki cahillerle aldıkları yoldan bir an önce dönüp ilim ehlinin sesine kulak vermeleridir. Allah ilim ehlini kendi yaratılışına dahi şahit kılarken ilim ehline, Diyanet ve İlahiyat camiasına kulağını tıkayan AK Parti’ye  bu hatasının bedelinin çok ağır olacağını, ülkenin kültürel olarak işgal altına girmekle ağır bir bedel vereceğini hatırlatırız.

Her şeyi oy gözüyle gören Cumhurbaşkanı Erdoğan unutmasın ki şu an Diyanet ve ilahiyat camiası kendisine ateş püskürüyor. Diyanet ülke ve dünya kamuoyunda hızla kan kaybederken güvenirlilikte ise son sıralarda…

Medyada Diyanet yönetimi aleyhine çıkan yüzlerce haberi, Diyanet yönetiminin tarihte görülmemiş şekilde erişim engeli başvurusu ile mahkemelere müracaat edip, millete dava açmakta rekor kırdığını, kurumun dibe vurduğudunu gösteren anket sonuçlarını, yurt dışı Diyanet Başkanları ile ilim ehlinin şu an ki Diyanet'i muhatap almamasının nedenini hala Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görmediği, göremediği gerçekten kamuoyunun merakı...

Çocukları duyan, kadınların sesine kulak veren, her derneğin açılışına katılan, rahmetli Erbakan'ı ortada bırakıp günün partileriyle kapı arkalarında anlaşmalar yapan tarikatçıların melelerini toplayıp onlarla danışma toplantısı yapan Erdoğan'ın kendisini iktidara taşıyan nesillerin, özellikle imam hatiplerin mimarı ve hoca kaynağı olan İlahiyat Fakültelerini görmezden gelmesi gerçekten ilginç!

Toplasanız tüm tarikatların mürid sayısını Ankara ilindeki imam hatip okullarında okuyan öğrenci sayısı dahi etmezken İlahiyatlara kulak tıkayıp yumurtlayan tavuk gibi sesi çok çıkan tarikatlara öncelik vermek gerçekten AK Parti'nin akıl tutulmasından başka bir şeyle izah edilemez. 

Herkes biliyor ki bu gün tarikatlara insiyatif verilse tüm İmam Hatip ve İlahiyat okullarının kapısına kilit vurmakta zerre sıkıntı duymazlar. Ve piyasada kendilerinin kalması durumunda iktidarları başta da AK Parti gibi kendini İslami yelpazede konumlandıran iktidarları parmaklarının ucunda oynatırlar. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140

banner306