banner279

AK Parti'den Batı'ya S-400 tepkisi: Bize baskı yapanlar Yunanistan'a sessiz

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Batı'nın Türkiye'ye yönelik ikiyüzlü tutumuna çok sert tepki gösterdi S-400'lerle ilgili kimsenin Türkiye'ye bir söz söyleme hakkının bulunmadığını kaydeden Akbaşoğlu, "S-400 ile ilgili başka bir NATO ülkesi olan Yunanistan’ın S-300’leri alması NATO paktı için nasıl bir problem oluşturmuyor ise Türkiye için de oluşturmamalı" dedi.

AK Parti'den Batı'ya S-400 tepkisi: Bize baskı yapanlar Yunanistan'a sessiz

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Avrupa'da son günlerde tırmanışa geçen İslam düşmanlığı hakkında açıklamada bulundu.

Avrupa Birliği'nin kendi değerlerini inkar ettiğini aktaran Akbaşoğlu, "Batı medeniyeti temelli küresel düzenin can çekişmesi olarak görmek gerekir. Kendi değerleri ile çelişen bir AB söz konusu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalamış, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine yürekten bağlı olduğunu sözde ifade etmiş ülkeler, en tabii dini inanışları, düşünceleri baskılamaya çalışan faşizan bir yaklaşımı ortaya koymaya dönük bir tutum ve davranış içerisinde oluyorlar ise öncelikle kendi inandıklarını söyledikleri değerleri inkar ediyorlar. Hukuk sistemlerini tersyüz ediyorlar. Menfaatlerine gelmediği için en temel insani değerleri hiçe sayabileceklerini, ilkesiz davrandıklarını ortaya koymuş oluyorlar.

Batı medeniyetinin zihninin arkasında zaman zaman nükseden ve bu şekilde tezahür eden tarihte her zaman görüldü, görülüyor ve görülecek. Ancak bu artık sınıra gelindiğini ve globalleşen dünyada kimin hoşgörülü, kimin insanlığı kuşatıcı bir yaklaşım sunduğunu ve kimin ikircikli bir tavır içerisinde olduğunu hep beraber gördük. Bu bir süreç ve bu sürecin politik birtakım kazanımlar elde etmeye dönük yönleri de var. AB çerçevesinde başat rolünü nasıl üstlenirim yönünde bir stratejileri var." diye konuştu.

"Macron'un derdi İslam'la"

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un skandal açıklamalarına tepki gösteren Akbaşoğlu, "Hepsinin arkasında islam'a yönelik böyle bir yaklaşımın olduğunu bilmemiz gerekiyor. Macron’un yaklaşımını buna bağlamak lazım. Kendilerinin inançlara yön vermeye çalışmaları aslında faşist bir anlayışın ifadesinden başka bir şey değildir. Bunların hiçbirine güçleri yetmeyecek ve İslam İslam olarak kalacak. Sayın Cumhurbaşkanımız da ‘Dünya 5’ten büyük’ mottosuyla tam da bunu ifade ediyor. Bütün mazlumların, mağdurların sesi olarak, bütün ezilmişlerin sesi olarak hiçbir insan haksızlığa, hukuksuzluğa uğramasın, inanç değerleri nedeniyle ötelenmesin. Herkesin inancı korunsun. Bu olaylar bizim mücadele bilincimizi arttırmalı. İnşaallah Türkiye olarak gerçek anlamda adil bir dünyanın tesisi anlamında topyekûn bir gayret göstermemiz gereklilik olarak ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı.

"NATO üyesi Türkiye savunmada kendine yeni bir yol mu çiziyor?" şeklindeki soruya Akbaşoğlu, şu cevabı verdi:

"Türkiye 1923'te Cumhuriyet ile Osmanlı Devleti'nin Avrupa, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, Afrika coğrafyasında hüküm sürmüş bir devletin devamı olarak İstiklal Harbi sonrası Mustafa Kemal’in öncülüğünde Cumhuriyeti ilan etmek suretiyle yoluna devam etti. Türkiye büyük badireler atlattı. Bir işgale uğradı. Topyekün bir İstiklal mücadelesiyle istikbaline yön vermeye baktı. Bu konuda nasıl bir mücadele içerisinden geldiğimizi tarihten biliyoruz. Türkiye bu sıkıntıları atlatarak Mustafa Kemal Paşa'nın ortaya koyduğu tam bağımsız Türkiye idealini de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde 15 Temmuz gecesi ortaya koydu. Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu bu hedef şimdi ete kemiğe bürünmüş vaziyette.

Türkiye proaktif dış politikasıyla, kendi egemenliği, kendi bağımsızlığı, kendi özgürlüğünü özgün politikalar ile ortaya koyuyor. Türkiye bir Avrupa ülkesi, Türkiye bir Akdeniz ülkesi, bir Karadeniz ülkesi, bir Balkan ülkesi, bir Orta Doğu ülkesi. Türkiye jeopolitik konumu itibariyle eşine rastlanmayan bir ülke. Çok önemli medeniyetlere beşiklik etmiş ve kendisi özgün bir medeniyet olarak da bir tarihe sahip."

"S-400 baskıları asla kabul edilemez"

Batı'nın ikiyüzlü tutumuna da tepki gösteren Akbaşoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye dış politikada da tam manasıyla ekonomik anlamda da askeri anlamda da her anlamda tam bağımsız Türkiye olma idealini ortaya koymuştur. S-400 ile ilgili başka bir NATO ülkesi olan Yunanistan’ın S-300’leri alması NATO paktı için nasıl bir problem oluşturmuyor ise Türkiye için de oluşturmamalı. Uluslararası anlamda da bir problem yok. Bunu Stoltenberg de ifade etmişti.

S-400 ile ilgili hiç kimsenin bir söz söyleme hakkı yok. Alınan sistemlerin işleyip işlemediğinin kontrolü ve her an her şeye hazır olması için denenmesinden doğal bir durum yoktur. İç politikada çürüyecek, kullanılmayacak sözlerinin bir iftira olduğu da ispatlanmış oldu. Bunun da politik polemik haline getirmeye çalışan muhalefetin yaklaşımını gerçekten yadsıyorum. Asla kabul edilemez bir yaklaşım. Bunlar hepimiz için güvenlik tedbirleridir. Bir savunma sistemidir. Saldırı sistemi değildir. Kendi ülkesini, kendi vatandaşlarını savunmak için almasından daha tabii ne olabilir? Bunu iç politika malzemesi haline getirmek ve ülkemizi küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı yönelik söylemlere bel bağlamak muhalefetin işi olmaması lazım.

Milli meselelerde milli birlik ve beraberliğe herkesin vurgu yapması lazım. Çünkü Türkiye’ye herhangi bir saldırı olduğunda bizim irademizde bizim vatanımızı muhafazaya yönelik bir fonksiyon icra edecek. Bundan herkesin memnuniyet duyması gerekirken bunun politik çekişmelerin konusu yapmak hiç kimseye yakışmaz."

"Kendi üretimini yapan 4-5 ülkeden biriyiz"

Türkiye'nin SİHA üretimi yapabilen 4-5 ülkeden biri haline geldiğini belirten Akbaşoğlu sözlerini şöyle noktaladı:

"Bu konuda muhalefetin de milli meselelerde aklını başına devşirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Türkiye savunma sanayi konusunda kendi üretimini de yapıyor. Yerlilik oranı yüzde 80’lere gelen bir savunma sistemimiz var. Bugün İHA, SİHA ve TİHA ile kendi üretimini yapman 4-5 ülkeden biri haline gelmiştir. Biz bir taraftan savunma sistemlerinin yerliliği milliliği konusundaki hassasiyetimizi füze savunma sistemleri ile ilgili de adımlarımızı atıyoruz. Hisarlar, cirit bunların en güzel ifadesi ve bunlar geliştiriliyor. Biz kendi koruma kalkanımızı, kendi füzelerimizi yapma iradesini de gösteriyoruz. Aynı şekilde uzaya hava istasyonları gönderen bir ülkeyiz. 3 tane şu an devrede olan uzay aracımız var. Türkiye her konudaki teknolojik imkanlarını ortaya koyuyor. Bunlar milletçe övünülecek bir durum."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140