banner279

Uzman isimden dikkat çeken sözler: Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olacak

Doç. Dr. Veysel Kurt, Türkiye'nin Karadeniz'de keşfettiği doğal gaz rezervi ile ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Bulunan rezervin önemine dikkat çeken Kurt, "Karadeniz'de keşfedilen doğal gaz rezervinin yalnızca ekonomik boyutuyla değil, stratejik açıdan da epey önemli ve dolayısıyla Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda uluslararası siyasette alacağı konum açısından da tarihi bir dönüm noktası olduğuna işaret ediyor.' ifadelerini kullandı.

Uzman isimden dikkat çeken sözler: Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olacak

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veysel Kurt, Türkiye'nin Karadeniz'deki 320 milyar metreküplük doğal gaz rezervi keşfiyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Ülke tarihindeki en büyük doğal gaz rezervinin keşfedildiğini belirten Kurt, Türkiye'nin bu keşfi tamamen kendi imkanlarıyla ve kendine ait deniz alanında gerçekleştirdiğini dolayısıyla hukuki veya siyasi açıdan üzerinde herhangi bir tartışmanın söz konusu olmadığını ifade etti.

Birinci Dünya Savaşı sonrası çizilen sınırlarda Türkiye'nin petrol ve enerji kaynaklarından uzak tutulduğuna dikakt çeken Kurt, "Musul’un Irak sınırları içinde kalması için çok yoğun çaba sarf eden İngiltere’nin, bunun için Türkiye ile savaşı göze alması bile bu bağlamda değerlendirilebilir." dedi.

Türkiye tedarikçi kaynağını çeşitlendirdi

Türkiye'nin enerji konusunda büyük oranda dışa bağımlı olduğunu aktaran Kurt, "Ortalama yüzde 70 civarında olan enerji bağımlılığında yüzde 90-95 ile en yüksek oran doğalgaza ait. Enerji fiyatlarının düşük seviyelerde seyrettiği dönemlerde bile Türkiye’nin yıllık enerji gideri ortalama 40-50 milyar doları bulabiliyor. Doğalgaz ithalatının bu maliyet tablosu içindeki yeri ise yüzde 25 civarında." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin maliyetleri ve dışa bağımlılığı azaltmak için son yıllarda önemli adımlar attığını kaydeden Kurt, "Türkiye kömür, hidroelektrik, petrol, yenilenebilir enerji, nükleer enerji santrallerin inşası gibi alternatifleri devreye sokarak enerji kaynaklarında çeşitliliği artırma yoluna gitti. Ayrıca en fazla ithal edilen doğalgazda ise son yıllarda Azerbaycan ve ABD’den ithalatı artırarak tedarikçi kaynağını çeşitlendirmiş oldu." dedi.

Türkiye'nin eli güçlendi

Türkiye'nin böylelikle hem kendi lehine bir finansal rekabet ortamı oluşturduğunu hem de jeopolitik mücadelede karşı karşıya olduğu Rusya, İran ve ABD’yi dengelediğini ifade eden Veysel Kurt, "Türkiye’nin mecbur kaldığı uzun dönemli anlaşmaların yenilenme tarihinin yaklaştığı bir dönemde bu rezervin keşfedilmesi, tam da bu denge oyununda Türkiye’nin elinin daha fazla güçlenmesi anlamına geliyor. Bu tablo, Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz rezervinin yalnızca ekonomik boyutuyla değil, stratejik açıdan da epey önemli ve dolayısıyla Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda uluslararası siyasette alacağı konum açısından da tarihi bir dönüm noktası olduğuna işaret ediyor." dedi.

Bulunan rezerv Türkiye'ye 8 yıl yeter

Karadeniz'de keşfedilen doğal gazın Türkiye'ye 8 yıl kadar yetecek miktarda olduğunu belirten Kurt, "Bu miktar bile, 2023’te kullanıma girmesiyle birlikte, tüketicilerin ödeme miktarında yaşanacak azalmanın yanında, önümüzdeki beş yıl içinde cari açığın azalması ve ekonomik göstergelerin iyileşmesi anlamına geliyor. Ayrıca sürekli ekonomik operasyonlara maruz kalan bir ülke olan Türkiye’nin ekonomik kırılganlığını da bir ölçüde gidereceğini ifade etmek gerekiyor" yorumunda bulundu.

Yeni rezervler bulunması halinde Türkiye’nin enerji piyasalarında belirleyici bir aktör ve ihracatçı bir konuma yükseleceğini vurgulayan Kurt, "Enerji rezervlerinin keşfedilmesi, ekonomik getirisinin yanında, aynı zamanda stratejik bir kaldıraç niteliğinde." dedi.

Keşfedilen doğalgaz rezervlerinin Türkiye açısından önemine dikkat çeken Kurt, şu değerlendirmelerde bulundu.

"Türkiye’nin yönelimi açısından bakıldığında, en önemli stratejik katkısı, şüphesiz otonomi yönünde attığı adımları hızlandırması olacaktır. Dış politikada otonomi, bir ülkenin hedef belirlemesi ve bu hedeflere ulaşmak için gerekli araçlar ve siyasi iradenin diğer ülkelerden bağımsızlaşmasıdır. Ancak otonomi belirli riskleri de beraberinde getirir. Bağımlılığı azaltmak yeni gerginlik alanlarının oluşmasına zemin hazırlar. Etrafında yeni jeopolitik kırılma riskleriyle yüz yüze kalan Türkiye’nin bu riskleri bertaraf etmek için gösterdiği irade ve savunma sanayi başta olmak üzere bağımlılığını azaltması, gerek Rusya’nın gerek ise ABD’nin Türkiye’ye farklı alanlarda maliyet üretecek politikalar uygulamasına yol açtı.

Siyasi iradenin becerisi tam da otonominin oluşturduğu riskleri bertaraf etmesi gerektiği anlarda kristalleşir. Dengeleyici manevralar ve kapasite üretme, siyasi iradenin bu bağlamda en çok ihtiyaç duyacağı araçlardır. Özellikle Suriye ve Libya krizlerinde Türkiye’nin etkin dengeleyici manevra yapma kabiliyeti birçok örnekte görüldü. Keşfedilen enerji kaynaklarının kapasite artırımı konusunda oynayacağı rol bu anlamda tamamlayıcı bir etken olacaktır."

Enerji kaynaklarına sahip bir Türkiye’nin Doğu Akdeniz başta olmak üzere birçok bölgede oyun kurucu bir aktöre dönüşeceğinin altını çizen Kurt şunları aktardı:

"Türkiye bugüne kadar Doğu Akdeniz’de kendi aleyhine oluşan denklemler, haritalar ve ittifakları bozmak için birçok karşı hamle yaptı. Yunanistan, Mısır, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kendi aralarında yaptığı anlaşmaları ve ilan ettikleri deniz alanlarını tanımaması, Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması, Oruç Reis gemisinin Doğu Akdeniz’de donanma ile gerçekleştirdiği sondaj faaliyetleri bu anlamda açık örnekler.

Karadeniz’de keşfedilen rezerv, potansiyelini ve kabiliyetlerini sergileyen Türkiye’nin karşısında, Doğu Akdeniz’de varlık gösteren rakiplerine iki seçenek sunuyor: Birincisi, Türkiye’den yana duydukları endişe üzerine kurulu gerginliği artırma yoluna gitmeleri; ikincisi ise Türkiye’nin bu potansiyelinden faydalanmak üzere hakkaniyetli paylaşım üzerine kurulu işbirliğine kapı aralamaları. Bugüne kadar birinci yolu tercih eden rakip ülkelerin yine bu seçeneği tercih etmeleri durumunda önemli bir kazanım elde etmeleri mümkün değil. İkinci yolu tercih etmeleri durumunda ise “kazan-kazan” formülünün işlemesi mümkün olacaktır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müjdesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz cuma günü kameralar karşısına geçerek Fatih sondaj gemisinin Karadeniz’de 320 milyar metreküplük doğal gaz rezervi keşfettiğinin müjdesini verdi.

Bulunan gazın 2023 yılında vatandaşların kullanımına sunulacağını belirten Erdoğan ayrıca Doğu Akdeniz’de yürütülen diğer çalışmalarda da yeni müjdelerin yakın olduğunu söyledi.

320 milyar metreküplük doğal gaz rezervi, Türkiye’nin yaklaşık 7 yıllık kullanımına yetiyor. Gazın kullanılmaya başlanacağı 2023 yılına kadar ve rezervin tükeneceği 2030 yılına kadar yeni kaynakların bulunacağına kesin gözüyle bakılıyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner140

banner241