KİTAB-I MUKADDES / KUTSAL KİTAB'A DAİR -II
AHD-İ CEDİD / YENİ AHİT
Referansı Eski Ahit olan[1] ve kendi kendine ilhamlar icat eden temsilcilere sahip Ahd-i Cedid/ Yeni Ahit’in muharref olduğunun tarihi bir sabitedir.Zira toplanan konsüllerde alınan kararlarla tevhid inancının mahkûm edilerek muhalif metinlerin tasfiye edildiği malumdur.[2] Nitekim muhalif İncil olarak adına Barnabas İncili denilen elde mevcut bir metin vardır. Ancak bunun da çok kıymetli ahlakî pasajları[3] içermekle beraber sergilediği mantık itibari ile sûfî meşrep bir Sünnî tarafından sonradan yazıldığı anlaşılmaktadır.[4]
Pavlus diğer adıyla Saul, İsa’nın (a) yaymaya çalıştığı dine karşı mücadele veren biridir. Çünkü o daha önce var olan ve ancak tahrif edilmiş dinin fanatik bir müntesibidir. Dahası o, iyi bir Tevrat eğitimi görmüş[5] bir ferisidir.[6] Yerleşik ve fakat bozulmuş olan bu dine bağlılığının bir tezahürü olarak başkâhinden İsa’nın (a) şakirtlerine eziyet etmek için ruhsat alır. Lakin bu amaçla yolda giderken iddiasına göre bir ‘nur’ görür. Böylece ‘rab’ onu kendi hizmetinde seçilmiş bir alet olarak[7] görevlendirmiş olur.[8] Kurnaz ve sinsi bir özelliğe sahip olan Pavlus[9] bu safhadan itibaren artık rü'yetlerle hareket etmeye başlar.[10] Oifadesine göre birçokları gibi Allah'ın kelamını tağşiş edenlerden değildir.[11] Aksine kendini örnek gösterir;[12] bu meyanda kendisi gibi evlenmemeye teşvik eder.[13] Ancak Pavlus yapıp ettiklerinden dolayı eleştirilmiş ve bu eleştirilere Romalılara,[14]Korintoslulara,[15]Galatyalılara,[16]Efesoslulara,[17]Filipililere,[18]Koloselilere,[19] Selaniklilere,[20]Timoteosa,[21]Titusa,[22]Filimona[23] yazdığı mektuplarında kendini savunarak[24] cevaplar vermiştir. Pavlus bunu yapmak zorunda kalmıştır. Çünkü ortada büyük bir çekişme var, kendisinden ayrılanlar olmakta[25] ve piyasada ise farklı İnciller dolaşmaktadır. Dahası ifadesine göre İncil'i bozmak isteyen, tağşiş eden kimseler vardır.[26]
Resuller tarafından kabul edilmesi için kendisine Barnabas’ın referans olduğu[27]Pavlus daha sonra İsa’nın yaymaya başladığı tevhit dinini, ilahiyatı dâhil, kafasına göre tahrif etmeye başlar. Ancak Barnabas, İncil'deki bu şehadetine karşın kendi adıyla bilinen İncil’de Pavlus'u daha farklı bir şekilde tanıtır.[28]
İsa’nın (a) yaşadığı dönemde İncil'de adı geçen bir takım belli başlı dinî fırkalar vardır. Bunlar, kıyametin olacağına inanmayan Sadukiler,[29] kıyametin varlığına inanan Ferisiler,[30] mukaddes kitabın tatbikçisi, tefsircisi olarak alim/ fakih diye bilinen Yazıcılar[31] ve mabedin ibadet ve ayin memuru olarak Kâhinler'dir.[32] İsa (a) bunları, küçük sineği süzerek ayırırsınız fakat deveyi yutarsınız(!) Bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz fakat onların içi soygunculuk ve taşkınlıkla doludur. Badanalı kabirlere benzersiniz[33] şeklinde niteler.
Oysa onlar, doğru yolda oldukları iddiasındadırlar. Bu ayakla da İsa’yı (a) itham ederler.[34] Şakirtlerinden, sept gününde dağıttığı şifadan[35] dolayı kınarlar. Hatta İsa'yı (a) günah bağışçılığından ötürü ‘küfürle(!)’ itham ederler.[36] Nitekim kendilerinin doğru yolda olduğu iddiasındaki başkâhinler ve ihtiyarlar, İsa'nın (a) peşine düşmüş,[37] onu sözle tuzağa düşürerek,[38] bu ifadelerini ‘küfür(!)’ sayıp haça germeye gerekçe kılmışlardır.[39] Tabi ki yine astıklarında da doğruluk üzere oldukları kanısındadırlar.[40]
Kendilerine İsa'dan (a) önce gelmiş peygamberlerin varisleri olan ve düştükleriderekeye rağmen hala da miras aldıkları din üzere sanan bu kimseler, yeni bir peygamberin mesajına muhtaç hale geldiklerinin farkında bile değildirler.[41] Aksine yeni veya görüp duyduklarından farklı şeyler anlatan bu kimsenin çağrısına, hem inançlarına bağlılık adına hem de statülerinin devamı açısından şiddetle muhalefet ederler. Olmadı maniple etmeye çalışırlar. Bir kere bu anlatılanlar atalarından devraldıkları inançlara ters idi. İşte bu, geleneğe meftun ecdadperest kimseler için yeterli bir sebeptir. Bunlar, kendi kitaplarını tahrif[42] ettikleri, vak'alarmecmuû bir krallar tarihi antolojisi haline getirdikleri gibi Pavlusadlı kişi marifeti ile sahneledikleri planlarla kısa sürede yeni mesaja da el atıp onun çehresini değiştirerek bir ata yadigârı hurafeler yumağı haline getirmişlerdir. Esasen bu durum özelde İslâm bağlamında geçmişten geleceğe bir süreç olarak devam etmektedir. Nitekim günümüzde de aynı misyonu (Pavlus misyonu) yüklenen nicelerine rastlanılmaktadır.
Tevhit esaslı yeni dinin tevhidî unsurlarını yok ettikten sonra bunun içini kendi safsatalarından ibaret bir ilk/ aslî günah, bunun telafisi adına, insanoğlundan bu günahın kaldırılması için feda edilen oğul ve Allah'ın hâkimiyet ve tasarrufunu devralmış bu oğulun haça gerilmesinden sonra ölmesi ve tekrar dirilmesi efsanesi ile doldururlar.[43]Buna göre İsa, “Dünyanın günahını kaldıran Allah kuzusu”dur. “Dünya onun ile kurtulsun diye” gönderilmiştir.[44]O canını fidye vermek,[45] kefaret ve takdime[46] olsun amacıyla gelmiştir. Allah, Mesih vasıtasıyla bizi kendisi ile barıştırmıştır.[47] O kendi kanında bizi günahlarımızdan azat etmiş olandır.[48] Dahası Allah'ın evladı olarak ta'ziz olunmamız[49] için göklerde olan babamızın oğulları olalım[50] diye gönderilmiştir. Bu mevhum inanca göre ekmek yiyerek İsa'nın bedenine, kâseden içerek kanına[51] iştirak edilmektedir.[52]
Benzer ifadelere, Yuhanna’da[53] daha fazla olmak üzere diğer İnciller'de de seyrek de olsa rastlanır. Ancak bu İncillere ekleme ve çıkarımların yapıldığı yine bu kitapların beyanıdır.[54] Yine bu kitaplar kadının erkek için yaratıldığını,[55] suçlu olduğunu[56] belirtmekte ve insanları ayak yıkama ve bu ayakları öpmeye[57] tevcih etmektedir. Yeni Ahit’te rabbin yerine İsa (a) geçirilmektedir.[58] O günahtan kurtarıcıdır.[59] Nitekim buna itiraz edenler bu sebepten onu küfürle itham etmişlerdir.[60] O her tür hastalığı iyi etmektedir.[61] Çünkü Allah, bütün hükmü (tasarruf) oğula vermiştir.[62] Her kim İsa Allah'ın oğludur diye ikrar ederse Allah onda ve o Allah'ta durur.[63] Zira iddiaya göre Tanrı ile İsa aynı özdendir.[64]
Her ne kadar referansı olan Eski Ahit’te rab, insanlarla fiilen yaşayan ve görünen bir pozisyonda ise de Yeni Ahit’te buna muhalefeten Allah'ı kimse görmemiştir[65] denilmekte, boşanma bütünüyle kınanmaktadır.[66] Birincide sebt günü yorulan Allah’ın bu günü tatil ettiği[67] belirtilirken ve bu arada sünnete büyük ehemmiyet verilirken[68] ikincide bunlar çeşitli izahlarla[69] işlevsiz kılınmaktadır. Ayrıca vaftize[70] de yeni yorumlar getirilmektedir.[71]
Yeni Ahit, aslî günah ve bu bağlamda tüm insanlığın suçluluğa mahkûmiyeti ve İsa’nın insanoğlunun bu günahından kurtulması için feda edilmesi paradigması uğruna herkesin sahibi olarak fark ettiği ‘salim insan fıtratı’nı da inkâr etmektedir. Bu kitaba göre insanın kötülük eğilimi kendisini kuşatmıştır. Asla iyilik temayülü gösteremez. Ta ki İsa’ya teslim olunana dek. O şöyle diyor: “Ettiğimi bilmiyorum, istediğim şeyi işlemiyorum, fakat nefret ettiğim şeyi yapıyorum.” Çünkü “günah altında satılmışım.”[72] Oysa herkesin malumu olduğu üzere insan fıtraten ettiğini bilir; istediği şeyi de işlerve nefret ettiğinden de isterse kaçınabilir.[73]
Yeni Ahit, Eski Ahit’ten kalma Yahudi seçkinciliğinin bir kısım izlerini taşısa da[74] ön gördüğü en oturaklı savını yine bu noktada yapmaktadır: Petrus: “Allah bana gösterdi ki, hiçbir adama bayağı yahut murdar demiyeyim.”[75] “Gerçekten anlıyorum ki, Allah şahıslara bakmıyor; fakat her millette kendisinden korkan ve salah işliyen ona makbuldür.”[76] Pavlus ve Barnabas: “Ebedî hayata layık olmadığınıza siz hükmediyorsunuz, işte, biz de milletlere dönüyoruz.”[77] Zürriyete yeni bir yorum getirilerek bunun tabiiyetle olduğunun tespitinden sonra[78] neticede Yahudilerin kınanmasına[79] kadar götürülüyor.
Yeni Ahit’te takdis[80] ve taziz[81]hâkimiyeti söz konusudur. Mukaddestirler çünkü takdis eden ile edilenler hepsi bir zattandır.[82] Bedenleri Allah'ın mabedidir.[84] Bu mukaddesler Allah'ın ruhuna ve İsa’ya mabed oluyorlar.[84] Dahası Mesih’in bedeni ve ayrı ayrı azasıdırlar.[85] Hepsi iman vasıtası ile Mesih İsa’da Allah'ın oğullarıdır.[86] Hani ekmek ve su ile onun bedenine iştirak ediliyordu ya(!)
Öte taraftan ‘şifa bulasınız diye, birbirinize günahlarınızı ikrar edin’[87] şeklinde günah çıkartma[88] ve biri yanağına vurursa ötekini çevir[89] mantığındaki bu kitapların dünya[90] ve zengine- servete düşmanlığı[91] da vurgulanması gereken bir alametifarikasıdır.
Bu arada tüm Kutsal Kitab’ın hangi bölümünün esastan hangi dilde yazıldığı, hangi tarihlerde kayda geçirildiği ve bunu Türkçe’ye çevirenin kim olduğu belirtilmediğinden[92] okuyucunun rahatlıkla fark edeceği dilsel hata, Türkçe gramerine uygunsuzluk ve önemlisi anlatım bozukluklarının bu kitapların kendisine mi, mütercimine mi yoksa dizgiciye mi havale edileceği belirlenememektedir. Şimdi kitabın başına İbranî, Kildanî ve Yunanî dillerinden tercümedir demek okuyucuyu aydınlatmış ve tatmin etmiş olmaz ki. Sözgelimi hadi olmaması gerektiği halde harf hatası[93] için doğrudan dizgi hatası denebilse de vesilet'un-necat (kurtuluş vesilesi olma) iddiasındaki bir kitap için çok önemli olan va'd-va'id kavramlarının gelişi güzel kullanılmış[94] olması, kitabın kendi mesajının tarzına mı, müterciminin çeviri beceriksizliğine mi bağlanacağı kestirilememektedir.
Hele kişiye özel tehditler[95] yazarının, başından geçen ve acayip mahlûk ve manzaralardan oluşan gördüklerinden ibaret bir macera ve benzetme[96] ucubesi olan ‘Yuhannanın Vahyi’ için ilahi çağrının son bölümü, piramidin doruğu olduğu iddiası bu kitabın içeriği kadar tutarsızlık arz etmektedir. İddiaya göre Kur'an uydurma imiş çünkü rabten en son gelmiş kitap, Yuhannanın Esini; son elçi de günahların kefareti İsa’dır.[97]
Yeni Ahit, insanı aslî(!) suç/ günaha mahkûm ederek İsa’nın (a) bu suçu temizlemek adına Allah'ın oğlu olarak kendisini feda edişi saplantısı ile insanları efsunlamaktadır. Mamafih kendi müminlerine bu öğretiye uymaları gerektiğini ve tekrar günaha dönmemelerini de Salık vermektedir. Bu ise gayet olağan bir talep olup sadece elçilerin değil, bütün beşerî sosyal düşüncelerin de özelliğidir. Öyle ya zaten Kur'an'ın ifadesiyle elçiler sadece itaat olunsunlar diye gelmemiş miydi?[98]
bu anlamda kendisini herhangi bir kitaba nispet edenlerin, bu kitabın gereğini yerine getirerek onun itaatkârı olmak mecburiyetleri vardır. Her ne kadar insan zayıf yaratılmış, bu nedenle hata etmesi diğer bir ifadeyle yasakları çiğnemesi yani nefsine zulmetmesi söz konusuysa da bu durumun bir ruhsat olarak kullanılıp Kitab'a sırt çevirmeye dönüştürülmemesi gereği de vardır. Zira en basitinden insanın günlük yaşantısının hangi anında ne şekilde bir sürçmeye ve nasıl bir saptırılmaya maruz kalacağını kestirmek imkansızdır. Hele Kitabı Mukaddes taraftarlarının yaldızlı sözlerle insan avcılığı yaptığı bir ortamda. Şu halde Kitab’a (Kur'an'a), onun içeriğinden haberdar olacak şekilde sarılmak zorunludur. Bu, kişiyi, piyasadaki farklı çağrılara karşı duyarlı olmaya ve bunlardan Kur'an'a uymayanlara karşı dikkatli olmaya sevk edecektir.
[1] Matta 1/23, 2/15, 4/4, 11/10, 13/35, 21/16; Markos 7/10, 10/3, 19, 12/26; Luka 4/4, 8, 21, 5/14, 6/4, 19/46, 20/28, 42-43, 22/37; Yuhanna 6/31, 12/15, 38, 19/24, 28, 36-37; Resullerin İşleri 1/20, 3/25, 13/33, 47, 23/5; Romalılara 1/17, 2/24, 7/7, 8/36, 9/9, 10/13, 11/26; I. Korintoslulara 1/19, 10/7; II. Korintoslulara 6/17; Galatyalılara 3/10; Efesoslulara 6/1-3; I. Timoteosa 5/18; İbranilere 1/5, 2/12, 8/8-12; Yakub 2/11; ayrıca bkz. Lütfi Ekinci- John Gilchrist, Evet Kitabı Mukaddes Tanrı Sözü’dür (Kitap Ehli’nden Sorulara Yanıtlar), Müjde yay. İst. 1993, 16.
[2] Bkz. Suad Yıldırım, Kur'an'da Uluhiyyet, 1. Baskı, Kayıhan yay., İst. 1987, 21; M.Ebu Zehra, Hristiyanlık Üzerine Konferanslar, Trc. Akif Nuri, Fikir yay., İst. 1978, 138 vd.; Barnabas İncili, Trc. Mehmet Yıldız, Kültür Basın Yayın Birliği, İst., 121.
[3] Barnabas, 86, 88, 100-101, 103, 107, 123, 125, 146-147, 162-172, 179-183, 212, 221-228, 273-274.
[4] Krş. Barnabas, 110-111, 115, 118-120, 122, 136, 138-139, 160, 175, 194-196, 217, 230, 233, 254, 296, 308, 324, 326, 364; krş. Ebu Zehra, 100-102.
[5] JoshMcDowell, Marangozdan Da Öte, Trc. Levent Kınran, Kaya Basım Yayın Dağıtım, İst. 1997., 9, 59.
[6] Resullerin İşleri 23/8; Ferisi, dini bir fırkanın adıdır. Bkz. Markos 2/16-18; Luka 5/17; ayrıca bkz. Barnabas, 264-265, 270, 275, 317, 324.
[7] Resullerin İşleri 9/15.
[8] Resullerin İşleri 9/1-8, 22/4-14, 21, 26/13-17; Romalılara 1/1, 15/15-16; I. Timoteosa 2/7; II. Timoteosa 1/11; ayrıca bkz. McDowell, 59, 61; Ebu Zehra, 114-119, 122, 125.
[9] Pavlus için bkz. Resullerin İşleri 13/9, 23/6-9; I. Korintoslulara 1/1, 17, 3/10, 4/15, 7/25, 40, 9/16-17, 10/33, 11/1; II. Korintoslulara 4/1-2, 10/10, 11/5-10, 12/16; II. Petrus 3/15-16; ayrıca bkz. Ebu Zehra, 125-126, 136, 303.
[10] Resullerin İşleri 16/9, 18/9-11.
[11] II. Korintoslulara 2/17, 4/2.
[12] II. Selaniklilere 3/9.
[13] I. Korintoslulara 7/8.
[14] Kitabı Mukaddes- Eski ve Yeni Ahit Tevrat Zebur (Mezmurlar) ve İncil, 154-168.
[15] Kitabı Mukaddes, 169-182, 183-192.
[16] Kitabı Mukaddes, 193-197.
[17] Kitabı Mukaddes, 198-202.
[18] Kitabı Mukaddes, 203-206.
[19] Kitabı Mukaddes, 207-210.
[20] Kitabı Mukaddes, 211-214, 215-216.
[21] Kitabı Mukaddes, 217-220, 221-223.
[22] Kitabı Mukaddes, 224-225.
[23] Kitabı Mukaddes, 226.
[24] II. Korintoslulara 11/5-24, 12/6-8; Galatyalılara 1/12.
[25] II. Timoteosa 1/15.
[26] Galatyalılara 1/6-9.
[27] Resullerin İşleri 9/27; ayrıca bkz. Barnabas, (Önsöz) 36, 50.
[28] Barnabas, 55, 366.
[29] Matta 22/23; Markos 12/18; Luka 20/27; Resullerin İşleri 23/8.
[30] Markos 2/16-18; Luka 5/17.
[31] Markos 1/22, 12/39-40; Luka 5/17, 20/46-47; Yuhanna 8/3.
[32] Markos 1/44; ayrıca bkz. Luka 1/8; İbranilere 3/2.
[33] Matta 23/23-27; Luka 11/38-53.
[34] Matta 3/7, 9/3, 11, 14, 12/2, 15/1, 20, 16/1, 26/65; Markos 2/16-17, 3/22, 7/1-6, 8, 10/2, 11/27, 12/39-40; Luka 5/30, 33, 6/7, 7/39, 15/2, 19/7; Yuhanna 5/10-12, 16, 7/22; (Resullerin İşleri 11/3 sünnetsizlerle beraber oldu diye çekiştiler); ayrıca bkz. Barnabas, 285, 287.
[35] Matta 12/2, 10, 14; Markos 2/24, 3/2; Luka 6/2, 13/14-17, 14/3; Yuhanna 5/18, 9/14, 16; Barnabas, 125; İsa'nın (a) mucizelerine dair bkz. Ebu Zehra, 39-40.
[36] Markos 2/7; Luka 5/21; ayrıca bkz. McDowell, 13, 15.
[37] Matta 26/3, 47, 27/1; Markos 11/18, 27, 14/1; Luka 19/47-48, 20/1-2, 22, 22/2; Yuhanna 11/47-48.
[38] Matta 12/24, 21/23-24, 22/15; Markos 12/13-14; Luka 23/2.
[39] Matta 26/65; Markos 14/64; Luka 22/71.
[40] Markos 15/31; Yuhanna 7/47.
[41] “Kilise tarihi birçok akılsızlıklar ve bencilliklerle, hatta kimi zaman doğrudan doğruya İsa Mesih’in öğretisine aykırı olan davranışlarla lekelenmiştir. Bugün de imanlı diye geçinen bazı topluluklar, yeni yaşamın canlılığını gösterecekleri yerde, ya ölmüş ya da can çekişmekte gibi görünmekte.”, “Sonuç, bugün sözde Hıristiyanlık dünyasının büyük yüz karası olan ‘ismen Hıristiyanlık’tır. Mesih İnancı’nın geniş çapta yayılmış bulunduğu ülkelerde çok sayıda insan, kendilerine belki güzel görünen ama çok ince bir ‘din yaldızı’ sürünmüşlerdir.”, “Tanıdığın ‘Hıristiyanlar’ın gelenek ve göreneklerine fazla önem verme.”, “Hıristiyan adı taşıyan bir anneyle babadan doğan kişinin de otomatik olarak bir Mesih İnanlısı olacağı düşüncesi çok yaygındır. İncil’in temel ilkelerini öğrenmiş, bir sürü inançları körü körüne benimsemiş olan kişi, kendisinden başka bir şey istenmeyeceğini sanıyor. Ne var ki Tanrı’nın insanlara sunduğu sonsuz yaşamı doğuştan elde etmek olanaksızdır. İçinde doğup büyüdüğümüz aile, toplum, kültür ne olursa olsun, karar verme yeteneği olan herkesin kendi kendisi için bir seçim yapması gerekir. Ya İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcı olarak benimseyecek, ya da O’nu reddedecek. Tarafsız kalamayız. Ve de kazara İsa’nın izleyicisi de olamayız. Hiç kimse bu kararı bizim yerimize veremez. Kendimiz için yine kendimiz karar vermek zorundayız.” John Stott, Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu Hıristiyanlığın Temelleri, 3. Baskı, Yeni Yaşam Yay., İst. 1998, 152, 157, 159, 173 (sırayla); ayrıca bkz. Ekinci- Gilchrist, 9, 203, 283; Bruce Mılne, Tanrı Öğretisi Hristiyan İnancının El Kitabı, Trc. Levent Kınran, Yeni Yaşam yay. İst. 1995, 268-269.
[42] Tevrat’ın tahrifi konusunda bkz. Baki Adam, Tevrat’ın Tahrifi Meselesine Müslüman ve Yahudi Cephesinden Bir Bakış, Ankara Ü. İlahiyat Fak. Dergisi, cilt: 36/1997, 366-396.
[43] İnsanı önce suçlulukla mahkûmiyet (Stott, 41-42, 44, 92, 109, 137; Mılne, 4, 7-8, 11, 14, 19, 28, 78, 82, 101, 123) ve Tanrı ile küstürme (Stott, 66; Mılne, 40) sonra da diğer dinlere karşı kendinden menkul bir kurtarış ve barış övgüsü (Stott, 11, 122; Ekinci- Gilchrist, 39; Mılne, 64, 162-163, 165). Burada suçun şahsiliği prensibine çelişik olarak İsa (a) günahları üstleniyor (Stott, 133-134, 138; Mılne, 163-164). Böylece ‘Günahın ücreti/ kurtuluşun şartı ölümdür’ sonucuna varılıyor. (Stott, 108, 121, 123, 133, 141-143; Mılne, 119, 161, 166) Evvel emirde İsa’nın felsefesi, dünya görüşü değil, onun kişiliği ve kimliği ile ilgilenilmekte, esas önemli olanın bu olduğu söylenmektedir (Stott, 20). Bunun altında şu var: Onun tanrılığı ispatlanacak ki böylece tahrifat yapıldıktan (Stott, 22-25, 57) sonra ona nispet edilenler rahatlıkla ve de tartışmasız benimsetilebilsin.
[44] Yuhanna 1/29, 36, 3/17; I. Yuhanna 1/7, 4/14; ayrıca bkz. Ekinci- Gilchrist, 224; Ebu Zehra, 46-47, 206.
[45] Markos 10/45.
[46] Romalılara 4/25, 5/6, 8, 8/3; I. Korintoslulara 15/3; II. Korintoslulara 5/18-19; Galatyalılara 1/4, 3/14; Efesoslulara 5/2; I. Selaniklilere 5/9; I. Timoteosa 1/15; I. Petrus 2/24, 3/18; I. Yuhanna 2/2, 4/10; Vahiy 1/5.
[47] II. Korintoslulara 5/18; Koloselilere 1/20.
[48] Vahiy 1/5.
[49] Romalılara 8/15-17; II. Selaniklilere 1/11.
[50] Matta 5/45; Luka 6/35-36; Yuhanna 1/12-14, 14/20.
[51] Matta 26/26-27; Markos 14/22-25; Luka 22/17-20; Yuhanna 6/53; I. Korintoslulara 11/23-25.
[52] I. Korintoslulara 10/16; “İnanlılar topluluğu Mesih’in bedenidir.” Stott, 150; Ebu Zehra, 218, 282, 293; krş. Mılne, 257-258.
[53] Yuhanna için bkz. Ebu Zehra, 84-85, 90.
[54] Matta 17/21, 18/11, 23/14; Markos 7/16, 9/44, 46, 9/49, 11/26, 15/28; Luka 17/36, 23/17; Yuhanna 5/4, 8/11, 9/35, 10/34, 15/25; Resullerin İşleri 8/37, 15/34, 24/7, 28/16, 29; Romalılara 16/24; II. Samuel 15/7; ayrıca bkz. Adam, 386-396.
[55] I. Korintoslulara 11/9.
[56] I. Timoteosa 2/14.
[57] Luka 7/36-47; Yuhanna 12/3, 13/5, 14-15; I. Timoteosa 5/10.
[58] Matta 3/17, 5/16, 6/9, 7/21, 8/25, 29, 9/28, 14/30, 33, 16/16-17, 17/5; Markos 1/11, 5/7, 9/7, 11/3; Luka 3/22, 9/35, 10/22, 11/1, 18/41; Yuhanna 1/34, 49, 3/17, 10/30; ayrıca bkz. McDowell, 7-9; krş. Barnabas, 64, 77, 126, 133, 135, 162, 190, 216.
[59] Matta 1/21, 9/6; Markos 2/7, 10; Luka 5/20; krş. Barnabas, 158.
[60] Markos 2/7; Luka 5/21; Yuhanna 10/33, 36.
[61] Matta 4/23-25, 8/15-16, 9/18, 17/18; Markos 1/34; Luka 4/40-41, 7/15.
[62] Yuhanna 5/22, 6/38; Resullerin İşleri 9/40, 14/9-10, 19/11, 28/8-9.
[63] I. Yuhanna 4/15.
[64] Stott, 19-21.
[65] Yuhanna 1/18; I. Yuhanna 4/12.
[66] Matta 5/32, 19/5-9; Markos 10/8-9; Luka 16/18; I. Korintoslulara 7/10-11, 27.
[67] Çıkış 20/8-11, 31/17, 35/1-3; Levililer 19/30; Sayılar 15/32-36; Tesniye 5/12; Nehemya 13/17-18; İşaya 58/13; Yeremya 17/21-22, 27.
[68] Tekvin 17/10-11, 34/15; Çıkış 4/25-26, 12/48; Levililer 12/3; Yeşu 5/2; Yeremya 4/4; ayrıca bkz. Barnabas, 83.
[69] Matta 12/2, 5; Luka 1/59, 6/1, 6; Yuhanna 5/9, 7/22; Resullerin İşleri 7/8, 15/1-2, 19-21, 28-29, 21/21; Romalılara 2/26-27; I. Korintoslulara 7/18-19; Galatyalılara 2/3, 7-8, 5/2-3, 6, 6/13; İbranilere 4/9.
[70] Matta 3/5-6, 13, 16; Markos 1/4, 9, 16/16; Luka 3/3, 16, 21; Yuhanna 1/31, 33, 3/22, 26, 4/2; Resullerin İşleri 8/37.
[71] I. Korintoslulara 1/15-16.
[72] Romalılara 7/14-23.
[73] İnsanları suçlarından kurtardı (Stott, 6, 10, 42, 67, 91, 109, 121, 141) ve toplumdaki kötülüklerin, insanın öz doğasından, iç benliğinden ileri geldiği (Stott, 111-112, 144) ile bu eğilim bütün benliğimize hâkim olacak, davranışlarımız onun etkisiyle şekillenecek (Stott, 114-115) düşüncesi şununla çelişiyor: “İnsanlar her ne kadar doğuştan bozuk eğilimlerden sorumlu değillerse de, bu kötü eğilimlere boyun eğip eğmemek kişinin sorumluluğudur.” (Stott, 100); “Hepimizde var olan iyilik yapma ve kötülükten kaçınma eğilimleri...” Mılne, 9-10.
[74] Luka 1/54; Yuhanna 4/22, 8/37-39; Resullerin İşleri 7/5, 13/17; Romalılara 9/7-8.
[75] Resullerin İşleri 10/28; Romalılara 3/1, 29-30, 9/23, 11/11-13, 25; Galatyalılara 2/14, 3/28.
[76] Resullerin İşleri 10/34-35, 45-47, 11/1, 17-18, 13/46; Romalılara 2/11, 10/12; I. Korintoslulara 6/9-10; Efesoslulara 6/9; Koloselilere 3/11.
[77] Resullerin İşleri 13/46.
[78] Romalılara 9/6-8.
[79] I. Selaniklilere 2/14-16; krş. McDowell, 62-63.
[80] Matta 27/52-53; Romalılara 12/13; I. Korintoslulara 1/2, 3/16-17, 7/34, 16/15; II. Korintoslulara 13/13; Efesoslulara 1/1, 15, 2/19, 3/9, 18, 4/12; Koloselilere 1/2, 12, 23; I. Selaniklilere 4/3, 8, 5/23; I. Timoteosa 1/9, 2/15, 5/10; II. Timoteosa 2/21; I. Petrus 2/9; Yahuda 1/3; Vahiy 5/8, 13/7, 10, 14/12, 18/20, 20/6.
[81] Yuhanna 12/28; Romalılara 8/15-17; II. Selaniklilere 1/11.
[82] İbranilere 2/11.
[83] I. Korintoslulara 3/16.
[84] I. Korintoslulara 3/16-17, 6/15, 19, 12/12; II. Korintoslulara 13/5.
[85] I. Korintoslulara 12/27; Efesoslulara 1/10, 23; Koloselilere 3/11.
[86] Galatyalılara 3/26.
[87] Yakub 5/16.
[88] Krş. Stott, 54; Mılne, 250; Ebu Zehra, 283; Pak, 137, 296.
[89] Matta 5/39; Luka 6/27-36.
[90] Yakub 4/4; Barnabas, 71, 75-76.
[91] Luka 18/24-25.
[92] Bkz. Ebu Zehra, 76-78, 83.
[93] Eyub 6/28; Mezmurlar 69/16, 119/132; Yeremya 44/11; Yeremyanın Mersiyeleri 3/9; Hezekiel 36/9, 38/2; Daniel 9/3; Zekarya 7/3; Yuhanna 7/2, 9/2; II. Selaniklilere 3/5; ayrıca bkz. Mılne, 27.
[94] Galatyalılara 3/16-22; İbranilere 6/12, 7/6, 11/18; I. Yuhanna 2/25.
[95] Vahiy 1/11, 2/1, 8, 12, 18, 20, 3/1, 7, 14.
[96] Vahiy 1/10-11, 4/1, 4-5, 5/1, 6/1, 8/1-2, 13, 9/7, 17, 10/4, 9, 11/1, 12/1, 18, 13/1, 11, 14/6, 14, 15/1, 16/13, 17/3, 12, 15, 18, 18/1, 4, 19/9, 11, 17, 19, 20/8, 21/1, 5-6, 22/6-8, 18.
[97] Ekinci- Gilchrist, 17, 64.
[98] Kitabı Mukaddes savunucusu Ekinci ve Gilchrist’in belirtilen amaçla yazdıkları bu kitaplarında Kur'an'a dair bir kısım eleştirileri şöyle: Kur'an 'ilk günah'ı öngörmüyor (Ekinci- Gilchrist, 38-39) ve bu günahtan kurtulmak için 'bedel', 'aracı' ve 'kefaret'i kabul etmiyor (Ekinci- Gilchrist, 42). Kur'an 'evlenmeme'yi övmez. Oysa İncil över (Ekinci- Gilchrist, 59). Kutsal Kitab'a göre risalet ve semavi kitaplar Yahudiler'e mahsustur. Kur'an ise bunu bütün milletlere teşmil etmektedir (Ekinci- Gilchrist, 18). Esasen doğru olan böylesi tespitlerin yanında bu yazarlar Kur'an'a iftira ile Kitabı Mukaddes adına üstünlük taslamaya da tevessül etmektedirler (Ekinci- Gilchrist, 25-26, 30, 33-34, 41, 44, 49, 53, 60, 79, 81-82). Okuyucunun gösterilen yere bakmayacağı zehabıyla olacak ki, içerik olarak çok anlam ifade etmese de şu şekilde basit ithamlarda bile bulunmaktadırlar: “Kutsal Kitap’a göre Calut (Golyat) Davut’a karşı savaşmıştır. Fakat Kur'an Calut’un, Davut’tan birkaç yüzyıl önce yaşamış olan Gideon’la savaşmış olduğunu söyler.” ve Bakara 2/249-252 ayetlerine atıfta bulunulur (Ekinci- Gilchrist, 62). Oysa Bakara 2/251’de Davut Calut’u öldürdü denilmektedir.
Not: Bu makalede ‘Kitabı Mukaddes-Eski ve Yeni Ahit Tevrat Zebur (Mezmurlar) ve İncil (Kitabı Mukaddes Şirketi/ Ohan Matbaacılık, İstanbul 1997) isimli kitabın ‘Ahd-i Atik/ Eski Ahit’ bölümü, olabildiğince yine kendi sözcükleriyle değerlendirilmiştir.