MEHMET BİLİCİ


SİZCE ÇOCUK BAYRAMI BÖYLE MI OLMALI?

SİZCE ÇOCUK BAYRAMI BÖYLE MI OLMALI?


SİZCE ÇOCUK BAYRAMI BÖYLE MI OLMALI?

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor.Bende eski bir eğitimci olmam hasebiyle tüm ülkem ve dünya çocuklarının bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Bayramlar ve özel günler insanların dikkatini bir şeylere çekmek için kutlanır. Bu bayramlardan biri olan çocuk bayramında eğitimcilik yaptığım yıllarda sürekli karşı durduğum bir yanlış vardı ve ben bunu her platformda dile getirirdim.Aylar öncesi bayram hazırlıkları yapılırdı. Eğitim öğretim faaliyetleri allak bullak olurdu.O yağışlı soğuk havalarda çocuklar prova amaçlı stadyumlara taşınırdı. O çocuklar bütün gün aç susuz elverişsiz hava şartlarında orda tutulurdu .Amaç çocukları mutlu etmek değil büyükleri mutlu etmekti. Mülki amirlerin takdirini almak onlara şirin görünmekti. Adı Üzerinde çocuk bunlar onların bünyesi bunu kaldırmaz yapmayın etmeyin dediğimizde sen devlet büyüklerimize karşı mi geliyorsun derlerdi. Öğretilen ront dans vb. hareketlerde hata yapan çocuk azarlanır arkadaşlarının içinde olmadık hakarete maruz kalır rencide edilirdi.Calismalar başladıktan sonra bu öğrencilerin kıyafet konusu gündeme gelirdi. Tabi o da farklı bir rant kapısına dönüşmüştü. Okullar arasında en pahalı en cafcaflı kıyafeti temin etme yarışı Başlardı. Bir kaç saat giyilecek bir kıyafete yüksek meblağda ücretler ödenirdi.Tabiki fatura velilere kesilirdi.Nerden getirirsen getir. Hem çocuğun okulu temsil edecek hem o soğuğu yağmuru yiyecek hemde bir saat giyilecek kıyafete yüksek paralar ödenecek. Tabi zengin okul fakir okul arasındaki kıyafet neticesinde çocuklarımızın  incinen grururuda işin farklı bir yönü.

   Tabi beklenen gün gelir çatar çocuklar saatlerce önceden statlara taşınır protokolün büyüklerin gelip koltuklarına kurulmalarını beklerlerdi.Herkesin yerini alacağı törenin başlayıp Mülki amirin onları selamlayıp sunumlarını yapacakları saate kadar o çocukların açlıkları susuzlukları tuvalet ihtiyaçları pekte önemli bir şey değildi. Kimse yerinden ayrılmayacak konuşmayacak esas duruşunu bozmayacak şeklinde sürekli uyarılardan başka bir şey yoktu. Bu onların bayramı ama onlara SİRK MAYMUNU  muamelesi yapiliyordu.Buyukleriniz karşıya geçecek kapalı mekânda koltuklarına oturacak çaylarını içerken sizler onları eğlendirip mutlu edeceksiniz. Bu çocuklar bunların hepsine eyvallah diyorlardı. Aylardır yağmur çamur demedik çalıştık bari çalışmamızın sunumunu yapalım.Malesef mevsim şartlarından ötürü anı sağnak bir yağmur bastırır tören başlamadan sonlandırılırdı. Şimdi bu çocuklar hangisine yansın? Aylardır dersten geri kaldığına mı Yediği yağmura soğuğa mı ,Çektiği ezaya mı, Ailesini zor dorumda bırakarak aldığı ve de bir daha giymeyeceği kıyafete mi?

   Bu gün dostumun biri bu konuyla ilgili güzel bir tespit yapmıştı. Şöyle diyor bayramlarda çocuklar artık büyüklerin makamına 10 dk.ligina oturmasın. Büyükler bir günlüğüne onların yerine geçsin diye.

Sadece Fikrimizi sunuyoruz .

23 Nisan'da artık çocuklar makam sahiplerinin yerine geçmesin. Makam sahipleri çocukların yerine geçsin.

Örneğin:

Sanayi bakanı, en azından yarım gün sanayide çalışan bir çocuğun yerine geçsin.

Ticaret bakanı, gün boyunca pazarda su satsın.

Sağlık bakanı, sadece bir gece parkta yatsın.

Ulaştırma bakanı, 3 kere halk otobüsüne binsin.

Aile bakanı, çocuk esirgeme yurdunda 24 saat geçirsin.

Kısacası;

Onların sizin halinizden anlamasına gerek yok.

Onlar daha ÇOCUK.

Siz onların halinden anlarsanız, zaten tüm sorunlar çözülür...

    Kısacası dostlar aklın yolu birdir.Yanlis yanlistir.Bu güne kadar yapılan hatalı uygulamalara son verip yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızı telef etmeyelim.Fikri vicdani hür SAĞLAM KAREKTERLI NESILLER yetiştirmek için yeni bir sayfa açalım..