FESTİVAL KÜLTÜRÜ ve VAN GERÇEĞİMİZ
Festival, dilimize de kültürümüze de yabancı bir kavram. Batı kökenli (Fransızca) bir kavram olan festival, sözlükte ‘bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence, belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu’ gibi anlamlara gelir. Anlaşılacağı üzere Hıristiyan toplumu ve kültürü içinde bir karşılığı olan ve her yıl bu amaçla uygulanagelmiş bir gelenek. Zamanla bu gelenek Müslüman toplumlara da sirayet etmiş, ticari ve diğer başka kaygılarla kültürel bir etkinlik olarak giderek yerleşmeye başladı ülkemizde. Genellikle yerel kültürel ögeleri geliştirip tanıtmak, yerel ticari ve ekonomik faaliyetleri turizm sektörü aracılığıyla canlandırmak için kullanılan bir zemine kaydı. Devlet desteği ve programları ile siyasi, kültürel ve bazı başka programları gerçekleştirebilmek için de ayrı bir politik araç işlevi görmekte. Bunun için her ilde valiler, kaymakamlar, belediyeler ve bürokratik diğer kurumlar bu etkinlikler için hem bir proje hem de bütçe oluşturmaktalar. Her bölge, öne çıkan kendi kültürel, tarihsel ve üretimsel sembollerini kullanarak birçok etkinlik düzenlemekte.
Van’da da hem merkez hem de ilçeler, yılın belli günlerinde festivaller yapmaktadır. Bu festivallerin amacı belli midir değil midir, belirlenen amaç, il ve ilçenin ihtiyaçlarına dönük olmakta mıdır? Yoksa bu festivaller birtakım kişilerin şov alanı olarak mı kullanılmaktadır? Siyasi partilerin gövde gösterisine mi hizmet etmektedir?
Bu soruların cevabını, okurlarım il ve ilçelerin düzenledikleri festivalleri izleyerek cevaplandırabilirler.
Daha önceleri TV programlarımda buna çok değindim. Her yıl yapılmasına rağmen yerinde sayan, mesafe kat edemeyen bu festivallerin Ankara, İstanbul gibi illerde ikinci hatta üçüncü ayakları yapılırsa amacına ulaşacağını umuyorum. Ülkemizde birçok ilin festivallerinin çeşitli TV’lerde canlı yayınlanarak o illerin her türlü özellikleri tanıtılıyor. Tabi bunun için plan ve programlı olmak ve seçilenlerin de Ankara’da İstanbul’da söz sahibi olarak hazırlayacakları etkinlikle ilgili bilgi ve birikimleriyle etkin olmaları gerekmektedir.
Valinin arkasına takılarak, vali ne yapsa taklid ederek tekrar eden, hiçbir irade ve üretimleri olmayan, oldukça da gülünç duruma düşen -biri hariç- Vanlı vekiller; gelecek adına, -yani yarın seçim olsa- kendilerine bu tutum ve pasiflikleri ile ne kadar yazık ettiklerini yaşayarak görecekler. Valinin bilgi ve birikimi altında ezilerek kendilerini perişan eden, kendi ayakları üzerinde duramayan vekillere de önerim, hem temsil ettikleri Van ile ilgili hem de ülkenin içinde bulunduğu süreci daha iyi algılamaları için çokça okumaları, konulara vakıf olmaları zorunluluğunu idrak etmeleri. Ayrıca herhangi bir etkinliğe katıldıkları zaman, öncesinde konuyla ilgili araştırma yaparak oraya gitmeleri, yani derslerine çalışarak, yapacakları konuşmaların onları daha saygın hale getireceğidir.
Bakıyorum da, siyasi partilerin ilimizdeki temsilcileri parti genel merkezlerinin genel politikalarından habersizler. Partilerinin geleceğe dair politikalarının ne olduğunu bilmediklerini görüyorum. Kuru kalabalık yaparak koşuşturmaları, programsız oldukları o kadar belli ki. Ya da önlerine gelen programa uymaktan başka yapacakları bir şeyleri yok gibi duruyorlar. Eğer üretken olur, önlerine gelen programın yanlış-doğruluğunu muhasebe ederlerse, farklılığa ve programa katkı sunabilirler. Ama nerede o hassasiyet. Bunun için endişe ve kaygı gerek. Geçmişte bunu bildiklerini düşünürdüm ama şimdi unutmuş gibiler.
Geldikleri yerler, kaygı ve endişeleri olan yerlerdi de, onun için onların ne demek istediğimi iyi anlıyor olduklarını varsayıyorum.. Bir öneride daha bulunayım: Partilerinin hedef ve amaçlarını da lütfen öğrensinler. Partilerini yönetenler, 20 kişilik önde gelen kurmaylar, başkalarının arkasına takılarak, gözlerini kapatarak gitmiyorlar. Kendi iradeleri var. Bir yerlere gittiklerinde gözlerini dört açıyor, nelerin olup bittiğini takip ediyorlar. Bu hassasiyetin ilimizin milletvekillerinde de olmasını bekliyorum.
Evet asıl konumuza, yani festivallere geçelim.
İlimizin en önemli sorunlarından birinin tanıtım olduğunu her halükarda görüyoruz. Son haftalarda Van’ın bazı ilçelerinde yapılan festivalleri küçümsemiyorum, önemsizleştirmek için de ifade etmiyorum. Daha önceki festivalleri bildiğim için şimdiki festivallerin Vali Karaloğlu ile çıtasının yükseldiğini de açıkça belirtmek istiyorum. Vali Karaloğlu’nun çeşitli etkinliklerle ilimizi tanıtmak için harcadığı çabayı da ayrıca takdir ediyorum. Ama festivallerin, iki-üç kişiyle bir yerlere varamayacağını da belirtmek istiyorum. Yapılan festivallerde ilçe kaymakamları ve belediye başkanlarının tam anlamıyla hazır olmadıklarını, hazırlık yapamadıklarını düşünüyorum. Festival organizasyonlarında çok eksiklikler vardı. Mesela Çatak’ta asfalt bu iş için daha yeni atılmıştı, güneş de vurunca herkes ziftlendi. Önceden düşünülmeli ve böyle sonuçların olması öngörülmeliydi.. Dışarıdan gelen insanlar ağırlanabilirdi. Çünkü vatandaş ihtiyaçlarını karşılayacağı yerler arıyordu. Erciş ve Bahçesaray’da da asfalt hariç aynı surunlar vardı. Çevre düzeni bile yapılmamıştı. Rüzgâr estiğinde her taraf toz toprak içinde kalıyordu. Belediye başkanları ve kaymakamların elini taşın altına koyması gerek. Personellerini de bu konularda eğitimden geçirmeleri şart.
Festivalin nasıl olması gerektiği, gelişmiş ülkelerde nasıl yapıldığı ve nasıl olması gerektiğini yaptığım araştırmalar ve konuyla ilgili okuduklarımdan hareketle burada size anlatacağım. Aşağıda ifade edilenlerin çoğunu TV programlarımda defalarca aktarmıştım. Ancak kibarlık gösterip, lütfedip(!)‘daha neler yapabiliriz, bir fikriniz var mı, katkı sunabilir misiniz’ diye basına soran olmadığı için, bizim söylediklerimiz de hep havada kaldı. Doğrusu soranlar da oldu, ancak onlar da sormak için sordu. Dediklerimize, ‘doğru, hakikaten olması gereken’ dediler ama yine kendi bildikleri klasik anlayışlarını sürdürdüler. Değişime ve yeniliğe açık ve hazır olmayanlar, hayatı ve getirdiklerini sonradan takip ettiklerini unutmasınlar. Zamanın ruhuna ayak uydurmayanlar ya da zamanın ruhunu iyi okumayanlar hem kendilerine hem de yaşadıkları memleketlerine zarar veriyorlar.
Umarım dikkate alır ve bir takım kişilerin bilgisizliklerine, siyasetlerine ve kişisel tatminlerine bu festivallerin kurban gitmesini engellerler. Festivalin patronu gibi davranan şovmenlere dur derler. Yazdıklarımdan sonra da festival adı altında yapılanlara umarım yeni bir isim bulunur. Ben uzun zamandır o etkinlikleri yapanlara sesimi duyuramadım ve etkinliklerine bir isim bulamadım çünkü.
Gelelim konumuza...
Önce bir festival komitesi kurulmalıdır. Bu komite her yıl festival zamanında yeniden bir yıl görev yapacak şekilde belirlenmelidir. Bu komitede valilik, kaymakamlık, belediye, il/ilçe resmi daire temsilcileri, il/ilçe dernekleri, il/ilçe vakıfları, il/ilçe kent meclisi, il/ilçe iş adamları derneği, köy dernekleri ve varsa diğer sivil toplum örgütlerinden temsilciler bulunmalıdır. Komite kendi arasında alt birimler kurmalı, gerekirse bu ünitelere halktan kişileri de almalı. Mali komite, halkla ilişkiler ve tanıtım komitesi, ağırlama komitesi, program ve yürütme komitesi v.b ihtiyaca göre komiteler olmalı ve bunlar yıl boyu periyodik toplanarak görev yapmalıdır.
İlk yapılması gereken iş gelecek festivalin amacının belirlenmesidir.
Festival amacı belirlenirken öncelikle il/ilçelerin ‘tarihi, kültürel, sosyal, ekonomik özellikleri, gelenek ve görenekleri, unutulan, yitirilen/kaybolan değerleri nelerdir, neler üretiliyor, geçtiğimiz yılda ilçe düzeyinde, il düzeyinde, ülke düzeyinde ve dünya ölçeğinde ortaya çıkan ilçemize ait değerler nelerdir’ şeklindeki sorular eşliğinde temel özellikler masaya yatırılmalı ve bunlar üzerinden bir program geliştirilmelidir. Çünkü bu özellikler o yerleşim yerinin kimliğidir.
İkinci olarak gelecek festivalde varılması istenen hedef belirlenmelidir. Gelecek yıl il/ilçemize ve insanına yönelik hedefler neler olmalıdır, gelecek yıl ne yılı olmalıdır? Festivalde il/ ilçemize yapılacak; eğitim, turizm, sanayi, tarım yatırımları vb. hedefler ortaya konmalıdır.
Festivalin amacı ve hedefi belirlendikten sonra, festival programı yapılmalıdır. Bir festival kitapçığı davetiye ekinde olacak şekilde hazırlanmalı ve etkin dağıtımı sağlanmalıdır. Programda etkinlik yapacak her birimin hazırlanan taslak programın içinde kendi hazırlıklarını yapmaları sağlanmalıdır.
Festivaller yapıldıkça içeriği gelişeceği için günlerin artması zaten kaçınılmazdır. Festivale, ilimize ait tüm ilçelerden ve yakın il/ilçelerinden grupların katılması ve bir programlarını sunmaları sağlanmalıdır. Bu sayede tüm ilde ve yakın bölgede il/ilçemizin tanıtımı sağlanmış olacaktır.
Ülkemizde diğer coğrafi bölgelerden kardeş il/ilçeler edinilmeli ve onların da il/ilçemizde festivalde temsili sağlanmalıdır. Siyasilerin katılımı sağlanmalı, planlanan prensipler dâhilinde festivalde söz hakkı verilmeli, ama kesinlikle partiler üstü hareket edilmeli ve hiçbir partiye öncelik tanınmamalıdır. Bu katılımcılara önceden bildirilmeli, konuşma sıraları ve süreleri tebliğ edilmeli ve kesinlikle buna uyulmalıdır. Bu il/ilçeye büyük saygınlık kazandıracaktır.
İlçede yetiştirilen ve üretilen ana ürünlere ait programlar yapılmalı ve üreticilerinin teşvik edilmesi için ödüller konularak yarışmalar yapılmalıdır. Köyler arası spor yarışmaları yapılmalı ve festivalde bunların finalleri yapılarak ödülleri verilmelidir. Mutlaka ilçenin geçmişinin değerlendirildiği ve geleceğinin planlandığı paneller yapılmalıdır. Festivalle ilgili bir web sitesi hazırlanmalıdır. Geçmiş burada arşivlenmeli, günlük olaylar duyurulmalı ve gelecek hedefleri ilan edilmelidir.
Her festival sonrası festival sonuçları bir kitapçıkla duyurulmalıdır. İl mahalli basını ve ulusal basından gazete, radyo ve televizyonların davet edilerek misafir edilmesi ilçe tanıtımı açısından uygun olacaktır.
Hedefler doğrultusunda her yıla bir isim verilmelidir. Festival yürüyüşü yapılmalıdır. Festivalin finalinde ise ilçenin meydanında ya da varsa stadında büyükçe bir platform kurulmalıdır. Burada protokol konuşmaları yapılmalı. Festivalin sonuçları katılımcılara anlatılmalı, ödüller verilmeli ve ilçe sanatçılarının öncelikli olarak yer aldığı bir konserle taçlandırılmalıdır.
Yazdıklarımın bir öneri olarak dikkate alınmasını diliyorum. En mükemmeli olmadığını biliyorum. En basit haliyle ülkemiz koşullarında nasıl uygulanabileceğini anlatmaya çalıştım ve işe yaramasını umuyorum.