A. Baki KARACA


İKTİDAR-MUHALEFET VE GAZETECİLİK

İKTİDAR-MUHALEFET VE GAZETECİLİK


İKTİDAR-MUHALEFET VE GAZETECİLİK
Genelde ülkemizin, özelde ilimizin en önemli sorunlarından biri de muhalefet. Özünde yapıcı bir anlam ve hedef barındıran bu kavram; bizde tahrip etmek, yıpratmak, harcamak amacı ve anlamıyla kullanılıyor. Yani temel sorunlarımızdan biri olan muhalefet, neye nasıl muhalefet yapmak ve neyi nasıl yazmak, konuşmak ve eleştirmek konusunda gerçekten can sıkıcı bir sorun.
Ben tabi ki yereli, yani ilimizin bu manada genel durumunu yazmaya çalışacağım. Genelde AK Parti- iktidar, yerelde önce BDP sonra AK Parti ve BDP-iktidar.
Haliyle bu durum birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Hiçbir parti diğerinin yaptığını doğru bulmuyor. Ne yaparsa yapsın, yapılan ve konuşulan her şey bir diğeri için yanlış ve anlamsız kalıyor.
İktidar her yaptığını doğru buluyor. Kendisini hiç sorgulamıyor. Yaptıklarını ‘en doğrusu budur’ hatta neredeyse ‘mutlak doğru’dur durumuna getiriyor. Eleştirildiğinde ‘evet haklısınız, bu yapılanların içinde yanlışlar şunlardır, hata yapılmış, doğrular da şunlardır’ demeyi bir kayıp ve ayıp olarak değerlendiriyor kendince. Muhalefetse iktidarın her yaptığını yanlış ve yalan olarak niteliyor. Durum böyle olunca çatışma, zıtlaşma cedelleşme meydana geliyor.
Yerelde iki partiye mahkûm kalan ilimiz de birçok sorundan kurtulamıyor. Diğer partiler de parti olmanın gereğini yerine getirmekte güçlük çekiyor. Halkın sorunlarını gidip yerinde dinlemek, dile getirmekte çok yetersiz kalıyorlar. Her şeye muhalefet etmenin bir sanat ve siyaset olduğuna kendilerini tam inandırmış durumdalar.
İktidar partisinin yaptığı yanlışları hep eleştirmenin kendilerince siyaset olduğunu sanıyorlar. Genel merkezden yani ‘abi’lerinden, büyüklerinden öğrendiklerini yerelde yansıtmaya çalışıyorlar. Malumunuz bütün partilerin Van’daki temsilcileri, maalesef akıllarını kiraya vererek kendi iradelerini kullanmadan, uzaktan kumandayla çalışıyorlar. Yaşadıkları ilin sorunlarını genel merkezleri onlara hatırlatıyor, yaptıkları açıklamalar genel merkez güdümlü olunca, Van depreminden kaynaklanan sorunlar da unutuluyor. Kendi yaşadığı ilin koşullarına göre siyaset üretemeyen bu siyasetçiler de maalesef hiç öz eleştiri yapmaz, konuşurken de mangalda kül bırakmazlar. Her şeyi bilen, her şeyi yapan insanlar kompleksine girerler.
Doğrusu CHP’nin yeni başkanı Cemal ŞEN, seçilirken doğru bir siyaset ve muhalefet yapacak diye düşünmüştüm. İli ve bölgeyi iyi bilen siyasi geçmişindeki deneyimi ile Van’ın mevcut sorunlarını dile getirmede iyi işler çıkaracağını ümit etmiştim, ancak beni şu ana kadarki süreçte yanılttığını üzülerek belirtmek isterim. Hem AK Parti hem de BDP’nin başta depremden kaynaklı beceriksizliğini ve ilin genel sorunlarının çözümsüzlüğü konusundaki kronik siyasi ahlakı göz önünde tutarak, bunları köşeye sıkıştıracağını ve bu sorunları merkeze taşıyarak gereğini yapacağını umut etmiştim.
Ancak Cemal ŞEN, partisinin mevcut yapısına ayak uydurarak çivi gibi yerinde çakılı kaldı. Eğer siyasi partiler genelde ve yerelde Van’da doğruya doğru yanlışa yanlış demeyi bir insan ahlakı olarak görmezler ve bunu da böyle uygulamazlarsa, bırakın kendi ayaklarını, kafalarına kurşun sıktıklarını unutmasınlar. Çünkü halk yapılanı da yapılmayanı da iyi biliyor. İnsan, bazen bu halk neden her şeye, haksızlığa, zulme, bu kadar seyirci kalıyor diye düşünüyor, ancak yeri gelince tepkisini de koyduğunu görünce her şeyin bir zamanı olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Allah aşkına gördünüz mü bugüne kadar herhangi bir partinin Van’da bir diğer partinin ‘bu yaptıkları çok güzel, takdir ediyoruz’ dediğini? Yani bu partilerin muhalefet anlayışından şunu anlıyoruz: Bütün partilerin yaptığı bütün hizmetler, yaptığı bütün konuşmalar, getirdiği önerilerin hepsi yanlış.
Her parti kendi yaptığı ve kendi dediğinin doğru olduğunu savunuyor. Bence hem insan olmanın hem de siyasetçi olmanın gereği önce doğruluktan geçer. İdeolojik saplantılarından kurtulmayanlar doğruları görmekte sıkıntı yaşarlar. İlimiz Van şu an tam bunu yaşıyor. Eğer doğru, yerinde ve ahlaklı siyaset yapılmazsa, gerçekten Van’a çok zarar verecek. Depremden kaynaklı sorunlar çığ gibi önümüzde. Devlet, fahiş fiyatlarla hazine alanlarına yaptığı TOKİ konutlarıyla halkına ticaret yapıyor. Van halkı evlerini kendi yerinde yapmak istiyor, kabul edilmiyor. İmar planını çıkarmıyorlar, vatandaşı zorla TOKİ’lere çıkması için mecbur bırakmışlar. Aylardır hiçbir geliri olmayan halk ve esnafa elektrik paraları tıpış tıpış ödettirildi. Halk, kendisine sahip çıkacak, aldatmayacak, sorunlarını geçiştirmeyecek idareciler arıyor.
Halk ‘derdimizle kimse ilgilenmiyor!’ diye isyan ediyor. Her şey vatandaşa zorla dayatılıyor. 
İşte değerli siyasiler, gelin vicdanınıza kulak verin. Van ve sorunları hepinizin ve hepimizin ortak hedefi olsun. Partizancılık oynamayın. Bu ili ‘bu hüsrandan nasıl çıkarabilirim’in hesabını birlikte yapın. Eleştirilerinizde seviyeyi koruyun. Kimse bir başkasının değerine küfretmesin.
Gazetecilerin de sürece ortak olması için elini taşın altına koyması lazım.
Herkesin farklı düşüncesi, dünya görüşü olabilir. Ancak kendi düşüncesindeki insanın yanlışlarını görmezden gelmek, gazetecilik olmasa gerek. Van’da gazetecilerin üzerine sanki ölü toprağı serpilmiş. Sanki Van’ın deprem kaynaklı sorunlar çözülmüş, belediye kaynaklı sorun yokmuş, siyasiler tam takır çalışıyor, kurumlarda her şey güzel, idareciler dört dörtlük, yani her şey bu kentte mükemmel gidiyor ve hiçbir sorunu yokmuş gibi müsterih hava hâkim. Biraz Allah’tan korkmak, vicdan sahibi olmak lazım. Yapmadığınız her haberin, yazmadığınız her sorunun, her hakkı yenmiş insanın, ezilmiş halkın hesabını da bir gün Allah soracak bizlere. Sorunları sümen altı etmeyin, ertelemeyin. Unutmayın bir gün sizin sorunlarınız da sümen altı olur, görmezden gelinir. AK Parti’yi yerden yere vuranlar BDP’ye sessiz kalırsa, BDP’yi yerden yere vuranlar AK Parti’ye sessiz kalır, ideolojik bağnazlıklarını ya da saplantılarını doğruların önüne çıkarırsa bu halka zulüm olur. Bu durumda bu halka zulmettiğinizi unutmayın.
Bu il bu tür gazetecilerle de gelişmiyor. Başkasını eleştirip akıldanelik edenler, önce kendileri düzelmesi gereken haberi yaparken, kimin değirmenine su taşıyorum diye düşünmek durumunda. Vicdan sahibi olmak lazım. Bir gazetecinin, ideolojisine ve güçlüye taşeronluk yapmaması lazım. Her insanın hata yaptığı, yanlışa düştüğü ya da iyi niyeti ile oyuna geldiği zamanlar olur. Ancak duygusal hatta kasıtlı haber yapmak aklı başında bir gazetecinin işi olmamalıdır.