Hz. MUHAMMED (S.A.V) DÖNEMİNDE KADIN –II-
Kur’an özel olarak Arap toplumunda ve genel olarak dünyada iyi bir yerde olmayan kadının konumunu yükseltmek için emirler ve yasaklar getirmiştir. İlk vahyin Hz. Peygambere inmesiyle beraber ilk iman eden insan Hz. Hatice idi. Resulullah kadın-erkek ayırımı yapmadan tebliğe başlamış ve bu tebliğ esnasında ilk dönemden itibaren kadınların bu tebliğe icabet ettiği görülmüştür. Hz. peygamberin eşi Hz. Hatice’den sonra onun kızları, halaları (Safiye, Ervân, Atike ve Ümeyye) iman etmişlerdir. İlk dönemde Müslüman olan kadınlar arasında Hz. Peygamberin dedesinden daha yaşlı olan Rukiyye bint. Ebi Süfyan da vardır. Mekke’deki Müslüman kadınlar onun bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanıyorlardı. Tarih kaynaklarında bu dönemde Müslüman olan kadınların listesi verilmektedir. Aynı şekilde müşriklerin İslam tebliğine yönelttikleri itirazlarda kadın ve çocukların etkilenmesinden korktuklarını dile getirdikleri görülür. Bunun benzeri bir ifade de Ebu Süfyan’ın, Heraklius’a İslam hakkında bilgi verirken “Ona kadın, köle, zayıf olan insanlarla çocuklar iman ediyor” sözlerinde görülmektedir (Geniş bilgi için bkz.Rıza Savaş, “Hz. Muhammed Döneminde Kadın ve Aile” Asr-ı Saadet’te İslam Edit, Vecdi Akyüz, Beyan Yayınları, İstanbul, 1994, c. IV).
Habeşistan’a yapılan birinci ve ikinci hicrete katılanlar arasında kadınlar mevcuttu. Aynı şekilde birinci ve ikinci Akabe biatında da kadınlar bulunmuşlardır. Medine hicretinde ilk hicret edenler bir erkek ve kadın idi (Ebu Seleme ve Ümmü Seleme). Bütün bunlar kadının İslam’a ilk günden itibaren yoğun bir ilgi duyduğunu göstermektedir. Bu ilginin nedenine ilişkin pek çok sebep zikredilmiştir. Bunların başlıcaları şu şekilde sıralanabilir: Arap toplumunun kadınlara bakışı, kadınların psikolojik yapısı, İslam’ın kadına verdiği değer ve İslam’ın kadına pek çok hak ve özgürlükler tanıması ve böylece toplumda etkin bir rol vermesi sayılabilir.
Rıza Savaş, hicretten sonra Hz. Peygambere elçi olarak gelen Müslüman kadınlardan bahseder. Bu durum o günkü Arap toplumu için normal/olağan bir durumu değildi. Fakat İslam’ın yayılması ile birlikte kadınların sahip olmaya başladıkları bir konumdu. Mekke fethi esnasında İkrime b. Ebu Cehl’in eşi Ümmü Hakem, Safvan b. Ümeyye’nin eşi el-Bağmiye bint-i Muaz, Fatma bint-i Velid b. Muğire, Hint bint-i Munebbih’in müslüman oldukları ve eşleri için Hz. Peygamber’e elçi olarak geldikleri aktarılmaktadır. Yine Medine’de kadınların küçük guruplar halinde Hz. Peygambere gelip biat ettiklerine tanık olunmaktadır. Örneğin Ümmü Amr el-Eşheliyye, Leyla bint-i el-Hatim ve Havva bnt. Yezid bu etkinliğe katılan başlıca kadınlardır. Müslüman kadınların isteği üzerine Hz. Enes’in kadınları bir evde topladığı, Hz. Peygamberin gelip onlarla sohbet ettiği ve sorularını cevaplandırdığı, gidemediğinde de yerine Hz. Ömer’i gönderdiği, Hz. Ömer’in Mumtehine suresi on ikinci ayeti çerçevesinde İslami ilkeleri onlarla konuştuğu ifade edilmektedir. Hz. Peygamberin kendisine biat etmeye gelen kadınları erkeklere benzememe konusunda uyardığı da gelen rivayetler arasındadır (Savaş, agm).
İslam’ın Yayılmasında Kadınların Rolü
Genellikle rivayetlerde Hz. Ebu Bekir vasıtasıyla İslam’a girdiği söylenen Zübeyr b. Avvam, Hz. Osman b. Affan gibi şahsiyetlerin İslam’a girmelerinde kadınların rol aldığını söylemek mümkündür. Zübeyr’in(r.a) Müslüman olmasında annesi Safiye’nin, Hz. Osman’ın Müslüman olmasında ise anne annesi Sa’da bint-i Kurayza’nın etkili olduğu rivayet edilmiştir. Bilindiği üzere Hz. Hatice Hz. Peygamberin ilk destekleyicisi ve tebliğinde kendisine yardım eden eşiydi. Hz. Hatice’den başka tebliğde etkin rol oyanmış başka kadınlar da vardır. Mekke’de tebliğ faaliyetlerinde bulunan Güziyye’den bahsedilir. Yine Habeşistan’a hicret esnasında Habeşistanlı insanlara tebliğde bulunan Habibe bnt. Ebi Süfyan’ın adı sıkça geçer. Resulullah ve Hz. Ebu Bekir’in Medine’ye hicretleri esnasında konuk oldukları Ümmü Mabed, Resulullah ile yaptığı sohbetten sonra Müslüman olur. Peygamberin oradan ayrılmasından sonra da ailesine tebliğde bulunarak eşinin ve çocuklarının Müslüman olmalarına vesile olur. İslam’a giren Müslüman cariyelerin de hür kadınlardan geri kalmayarak tebliğ faaliyetlerinde bulunduklarını hadis kaynaklarında yer almıştır. (Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, c.I,183; Savaş, agm)
İbadet Hayatında Kadın
Müslüman kadınlar İslam’ı öğrenmek için Hz. Peygamber’e pek çok soru sorar, öğrendiklerini başka kadınlara da aktarırlardı. İslam’ı ilk kabul eden Hz. Hatice, Hz. Peygamber ile birlikte Mekke’de Kabe’nin içinde ve dışında namaz kılardı.
Hz. Resulullah kadınların mescidlerden men edilmemelerini emretmiştir (Buhari, Sahih) Hz. Ömer, Atike bint-i Zeyd’e evlenme teklifinde bulunur. Atike ise kendisine hiçbir surette el kaldırmaması, mescitten kendisini men etmemesi şartıyla bunu kabul eder. Fatma bint-i Kays, namazdan sonra Resulullah’ın konuşma yapması durumunda mescitten ayrılmaz, peygamber konuşmasını bitirinceye kadar onu dinlerdi. Bize ulaşan başka bir rivayette de Safiye binti Huneyn’in Cuma namazlarına düzenli olarak katıldığı yönündedir. Resulullah devrinde kadınlar ve kızlar vakit namazlarına, Cuma namazlarına ve bayram namazlarına iştirak ederlerdi. Hz. Aişe’nin namaz kılarken hem ezan hem de kamet getirdiği ve farz namazlarda kadınlara imamlık ettiği rivayet edilir. Ümmü seleme ve Hz. Aişe’nin imamlık yaptığına dair başka rivayetler de vardır. Sa’da binti Kamame’nin de imamlık yaptığı bildirilir. Resulullah’ın Ümmü Varaka’yı kendi mahallesinin kadınlarına imamlık yapmak üzere görevlendirdiği de gelen haberler arasındadır. Hz. Ömer döneminde kölesi ve cariyesi tarafından öldürülünceye kadar bu görevi yürütmüştür. Ümmü Varaka’ya müezzinlik yapmak üzere bir kişinin görevlendirildiği de aktarılmaktadır. Ayrıca Hz. Peygamber kadınların hacca gitmelerini tavsiye etmiş ve çocuklu kadının hac ecrinin daha fazla olduğunu belirtmiştir (İmam Malik, Muvatta’). Hz. Peygamberin veda haccına sağ olan bütün eşlerini yanında götürdüğü ve beraber hac yaptıkları rivayet edilir (Buhari, Sahih, Kitabu’l-hac).
Kadınların cenaze namazlarına da iştirak ettikleri gelen rivayetler arasındadır. Örneğin Sa’d b. Muaz vefat ettiğinde onun için ağlayan annesini Hz. Ömer susturmak isteyince Hz: Peygamber buna engel olmuştur. Medine’de Müslüman kadınları yıkama işleriyle de Müslüman kadınlar ilgilenmişlerdir. Bunlardan biri de Ümmü Atiye’dir. Resulullah’ın (s.a.v) kızı Ümmü Gülsüm’ü de bu kadının yıkadığı kaydedilmiştir. Esma binti Üneys’in de cenaze yıkadığı ve ilk kapalı tabutu yaptırdığı bildirilir. Esma’nın bunu Habeşistan’dan öğrendiği ve bunu İslam toplumuna taşıdığı kaydedilir (İmam Malik,Muvatta’). Kadınların cenaze namazlarına katıldığı da gelen rivayetler arasındadır. Hz. Peygamberin cenaze namazını kadınlara da kıldırdığına dair rivayetler İbn Hişam’da yer almaktadır. Hz. Osman’ın da el-Bak Mezarlığında Hz. Abbas’ın cenaze namazını kıldırdığında kadınların da bu cenaze namazına iştirak ettikleri bildirilmektedir.
Kadınların kabir ziyaretlerine gittikleri rivayet edilir. Örneğin Hz. Fatıma amcası Hz. Hamza’nın Uhud’ta bulunan kabrini ziyarete giderdi. Hz. Peygamberin eşi Ümü Seleme’nin de Uhud şehitlerini ayda bir ziyaret ettiği kaydedilir. Müslüman kadınlar tarafından Bâkî mezarlığının da sık sık ziyaret edildiği kaydedilmiştir.
Hz. Peygamber Döneminde Çalışma Hayatında Kadın
Bilindiği Hz. Peygamberin ilk eşi Hz. Hatice ticaretle uğraşıyordu. Mekke dışına ticaret kervanları gönderirdi. Yine Medine’de Ben-u Kaynuka çarşısında ticaret ile uğraşan Müslüman kadınlardan bahsedilir. Ensar kadınlar bu pazara satmak amacıyla çeşitli mallar getirirlerdi. Bir keresinde Müslüman bir kadının bir hayvan sürüsü getirip sattığı, bir yerde oturduğu esnada yahudi erkeklerin kadının elbisesini sırtına diktikleri, kadının ayağa kalkması ile avret yerinin açıldığı, bunun üzerine yahudi erkeklerin kendisiyle alay edip eğlendikleri, bu durumu gören bir Müslüman erkeğin olaya müdahale ederek yahudi bir kuyumcuyu öldürdüğü ve bir araya gelen yahudilerin de söz konusu müslümanı öldürdükleri ve bu olayın hicretin ikinci yılında meydana gelen Beni Kaynuka savaşının nedenleri arasında sayıldığı kaydedilmektedir.
Aktif ticaret ile uğraşan Kâile el-Ammariye’nin Resulullah ile ticaret ahlakı üzerine yaptığı sohbetlerden söz edilir. Kaynaklar Hz. peygamber döneminde attarlık (güzel koku) yapan kadınlardan bahseder. Yine Mülkiye Ümmü Saib es-Sakafi ve Ebu Cehil’in annesi Esma binti Muharebiyye’nin Medine’ye hicret ettikten sonra attarlık ile uğraştıkları kaydedilmiştir.
Hisbe teşkilatında görev alan kadınlardan bahsedilir. Semrâ binti Nuhayk es-Sa’diye bu görevi yapan kadınlardan biri idi. Ayrıca mescidin temizliğini üstlenen iki kadından bahsedilir. Bu kadınlardan biri Herek, diğeri Mihcane adında müslüman iki kadın idi(Buhari, Sahih, Kitabu’salât).
Hz. Peygamber döneminde dericilik sanatı yaygındı. Bu işle uğraşanların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyordu. Örneğin Hz. Peygamberin eşi Zeynep binti Cahş, Hz. Cafer’in eşi Esma binti Üneys, Abdullah b. Mesud’un eşi Reyta binti Abdullah o dönemde deriden mestler, ayakkabılar, kıyafetler, yer sergileri, minder yüzleri, perdeler, katı yiyeceklerin saklandığı tulumlar ve su kırbaları yaparlardı. Bu da bu sanatın yaygınlığını ve önemini açıkça ortaya koymaktadır (Muslim Sahih-i Muslim; Kitabu’n-nikâh).
Hz. Peygamber döneminde kumaş dokumacılığı da yaygın mesleklerden birisi idi. Kadınlar yünden ipler elde eder ve ipliklerden de kumaşlar dokur ve çeşitli kıyafetler elde ederlerdi. İbn-i Cevzi Medine de iplik imalatında kullanılan aletlerden bahseder.
Bu dönemde kadınların yaptığı mesleklerden biri süt anneliği ve dadılık idi. Hz. Hatice’nin zaferan siyahi bir kadın berberinden de bahsedilir. Hz. Aişe’nin de saçlarını bir kadın berbere yaptırdığı, Zeyd b. Harise’nin eşi Ümmü Mübaşir’in kendisine ait bir hurma bahçesine sahip olduğu ve burada çalıştığı rivayet edilir. Hz. Peygamberin öğle namazlarından sonra Ümmü mübaşir’e uğradığı ve onunla sohbet ettiği gelen rivayetler arasındadır. Bir keresinde Hz. Peygamber kendisine şöyle buyurmuştu. Bir Müslüman bir ağaç diker veya ekin ekerse ve bunlardan insan, kuş veya vahşi hayvanlar yer ise bu kendisi için sadaka olur (İbn Hanbel, Müsned).
Sağlık Alanında Kadın
Resulullah döneminde kadınların savaşlarda önemli tıbbi hizmetlerde görev aldıkları bilinmektedir. Medine’de Müslüman kadınlar sadece savaş alanlarında değil, sivil hayatta da sağlık alanında önemli hizmetler verirlerdi. İslam tarihinin ilk resmi hastanesi diyebileceğimiz tedavi çadırı Resulullah tarafından kuruldu ve burada görev alan tabipler kadınlardan oluşmaktaydı. Bu çadırda Eslem kabilesinden Kuaybe/Rufeyde bint-i Sa’d b. Utbe’nin görev aldığı kaydedilir. Bunlar arasında Hz. Cafer’in eşi Esma bint-i Üneys de görev almıştır. O, Hz. Peygamber döneminde Hindistan ve Yemenden getirtilen bitkileri çeşitli ilaçlar haline getirirdi. Esma’nın doktorluk mesleğini Habeşistan’da öğrendiği ve bu konuda mahir bir hekim olduğu kaydedilir. Hz. Peygamberin vefat edip etmediği konusunda tereddütlerin ortaya çıkması üzerine Esma’nın Hz. Peygamberi muayene ederek Onun vefat ettiğini bildirdiği böylece şüpheleri giderdiği de nakledilir(Savaş, agm).
Tabib kadınlar arasında Ümmü Seleme, Hz. Aişe, Halide bint-i Enes, Esma bint-i Ebu Bekir yer alır. Esma bint-i Ebi Bekir’in hummalı/ateşli hastalıkların tedavisi ile uğraştığı nakledilir. Eş-Şifa binti Abdullah’ın da deri hastalıklarının tedavisiyle uğraştığı nakledilir. O dönemde kız çocukları sünnet edildiğinden dolayı sünnetçi kadınlardan da bahsedilir. Ümmü Amr ve Ümmü Atiyye bunlar arasında zikredilir.
Sağlık hizmetlerinin önemli kollarından biri olan ebelik de bu dönemde Müslüman kadınlar tarafından yerine getiriliyordu. Bunlar arasında Abdurrahman b. Avf’ın annesi eş-Şifa (Aynı zamanda Hz. Peygamberin de ebeliğini yapmıştır), bunlardan biridir. Hz. Fatma’nın çocuklarının ebeliğini yapan Safiye binti Abdulmuttalib ve Ümü Rabbi de bilinen ebelerdendir.
Savaşlarda Kadın:
Bilindiği gibi Hz. Peygamberin bütün savaşlarına kadınlar iştirak etmişlerdir. Kadınlar cephe gerisinde görevler üstlendikleri gibi, yaralıların tedavisinde de etkin bir rol almışlardır. Bedir savaşına katılan Ümmü Ammare’nin yaralandığı ve yarasının bir yıl gibi uzun bir süre devam ettiği kaydedilir. Uhud savaşına katılan Safiye bint-i Abdu’l-Muttalip düşmanın Hz. Peygamberin etrafını kuşatmaları üzerine kılcını kuşanarak onlarla savaştığı belirtilir. Hayber savaşına katılan Ümmü Eymen’in yaralandığı gelen rivayetler arsındadır. Huneyn savaşına katılan Ümmü Süleym’in hamile olduğu halde savaşa katıldığı ve yanından eksik etmediği hançeriyle düşmanla savaştığı kaydedilir (Muslim, Sahih, Kitâbu’l-Cihâd,c. III).
Bilindiği gibi kadınlar, Hz. Peygamber döneminde savaşa katıldıkları gibi halifeler döneminde de cephe gerisinde görev almışlardır. Esma binti Yezidin Yermuk savaşında çadır direğini alarak Rum askerleri ile savaştığı kaydedilir. Yine bu savaşa katılan Hasana binti Ammar’dan da bahsedilir. Kıbrıs çıkartmasında şehit olan Ümmü Harem’in ismini de burada zikretmek gerekmektedir. Müslüman kadınlar Müslüman erkeklerle savaşa iştirak ettiklerinde erkelerle beraber ganimetten pay almışlardır. Kadınların alacağı payla ilgili (a) ganimetten erkeklerden daha az pay alır b) erkeklerle eşit pay alır c) ganimetten pay almazlar, fakat kendilerine bazı hediyeler verilir d) Ele geçen toprakların kadınlar ve erkekler arasında bir ayırıma gidilmeden eşit bir şekilde paylaştırılır, şeklinde yaklaşımların olduğu görülür. Belazuri ve İbn Sa’dın aktardıklarına göre kadınlar özellikle gayrı menkulde erkeklerle eşit şekilde pay almışlardır. Hayber topraklarında bulunan es-Saba b. Muaz’ın kalesindeki hazine getirilir. Hz. Peygamber hayber savaşına katılan yirmi kadın arasında bu hazineyi paylaştırır (Rıza Savaş, agm).
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Hz. Peygamber döneminde kadın, hayatın her alanında yer almış ailevi sorumluluklarının yanı sıra toplumsal sorumluluklar da yüklenmiştir. Kuşkusuz kadının bu şekilde hayatta yer almasında Hz. Peygamberin kadınlara yönelik tutumları belirleyici olmuştur. Bir sonraki yazımızda ‘peygamber sonrası dönemde kadın’ konusuyla devam edeceğiz.