Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen kuruyordu. Allah, düzen kurucuların hayırlısıdır. (Enfal:30)
Türkiye siyaseti açısından 15 Temmuz bir milat oldu. Artık dış güçler ve içerideki ihanet çeteleri herhangi bir hesap tasarlarlarken bu tarihi ve sonrasını düşünmek zorunda kalacaklardır. Diğer bir örneklendirme ise bu tarihte hainlerin tanklarının önüne yatanların, kendilerine silah çekilmesine rağmen pes etmeyen insanların örnekliğine mazhar olacaktır.
15 Temmuz akşamı ve sonrasındaki günlerde halkın meşru oylarıyla seçilmiş bir cumhurbaşkanına ve iktidara karşı darbe girişiminde bulunan çeteci anlayış halkların direnişleri karşısında büyük ölçüde kırılmıştır.
Geçmişte dünyadaki ayaklanmalara baktığımızda halk desteğini alamamış olan darbelerin sonları hep hüsranla bitmiştir. Ve halkın gücü karşısında hiçbir güç dayanma direncini gösterememiştir.
Darbe girişiminde bulunan halklar o kadar alçaklaştılar ki, kendi silah arkadaşlarını bile öldürmekten imtina etmediler…
Kendi meclislerini bombaladılar, ülkenin cumhurbaşkanının kaldığı oteli bombaladılar…
Darbe girişiminde bulunanlar tanklarla halkın içine girerek halkı taradılar…
Ancak bütün bunlara rağmen halklar direnmeye tankların önünü kesmeye ve üzerlerine çıkmaya devam etti.
Halkların ortak zeminde birleştikleri noktanın devlet olduğu unutulmamalı bundan böyle darbe düşünenler halkları karşılarında bulacaklarını unutmamalılar.
Halk adına sözde mücadele verdiklerini sananlar kitlelerin kendilerine neden sahip çıkmadıklarını söylerlerken bir şeyi göz ardı ediyorlar. Halkların ortak menfaatleri ile halk adın ideolojik hesaplarla çıkanlar ayrı ayrıdırlar.
Birinde toplumun genelinin maslahatı var, diğerinde ise ulusalcı mantıkla hareket var, yani ötekine yaşama hakkını çok görme var.
Dolayısıyla ulusalcı reflekse sahip olanlar halkın iradesine karşı başlatılan bu darbe girişimi kimi çevrelerce basitleştirilerek halkın direnci kırılmaya çalışanlarca tiyatroymuş. Oysa Real olan bir durumu kurgulaştırmaya çalışmak aslında tiyatronun bizzat kendisidir.
Çünkü tiyatrolarda roller vardır, bu roller senaristlerce yazıldığı veya çizildiği gibi oynanır. Dolayısıyla birtakım insanlar gerçekleştiğinde kendilerini de içine alacak olan zulüm sistemini sırf iktidar karşıtlığından dolayı basitleştirmeye çalışmalara anlaşılacak gibi değil.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. Seçilmiş hükümete ve siyasete yönelik darbeci girişimlerin güç yoluyla meşru idareyi devirmeye çalışmaları hiçbir şekilde meşru görülemez…
Tüm halklar olarak ülkemize yönelik olan bu tür alçaklıkları yapanlara karşı direniş gösterilmeye devam etmeliyiz.
Halkın desteğini kırmak için uğraşan ve çeşitli oyunlar spekülasyonlar peşinde olanlar prim verilmemeli.
Milletin kararlı duruşuyla darbe girişiminin başladığı andan itibaren ortaya konan tepkilerle artık 1960'tan bu yana darbeci vesayetçi cuntacı anlayışların artık miatlarını doldurduğunu ortaya koyduğumuzu da.
Artık bundan böyle dış güçler darbelerle hizaya çektikleri bir Türkiye yok, halklar anında kendilerine faydası olmayan hiçbir gayrı meşru girişime izin vermez. Hiçbir şey halkların direnişi gücü karşısında yer alamaz duramaz. Allah bir daha Türkiye'de yaşayan halklara böylesi zulüm süreçlerini yaşatmasın inşallah.
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.