Abdulhalim Almalı


EZAN'IN DİLİ!..

EZAN'IN DİLİ!..


 EZAN'IN DİLİ!..

Ezan'ın dili kur-an dilidir!...

Kur-an’ın dili ise kendi ifadesiyle: “Gerçekten biz, akıl erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur-an olarak indirdik. (Yusuf:2)”

Din hayattır, siyasettir, ekonomidir, aile ilişkileridir, sosyal hayattır, kısacası doğumdan mezara kadar insan hayatını ilgilendiren her şeydir...

Dolayısıyla bir takım ritüelleri de vardır...

Bunların başında da hiç şüphesiz namaz gelmektedir. Allah Resulü(sav) namaz için: “Namaz, dinin direğidir.” Derken namazın mümin için ne kadar önemli olduğuna işaret etmiştir.

Namaz ibadetinin ve ezanın dili üzerinde zaman zaman bir takım tartışmalar yapıla gelmiştir. İşin en ilginç yani ise, bu tartışmaları ortaya atan kesimlerin İslam gibi, namaz gibi, oruç, hac, zekât gibi bir düşüncelerinin olmamasıdır. Hani derler ya “Dinime dehleden bari müselman olsa!”

Namazda okunan ayetlerin Türkçe okunması ısrarla bu topluma dayatılmasına rağmen kabul görmedi geri tepti. Ezan tek parti diktatöryasının hâkim olduğu dönemlerde Türkçe okutuldu. İbadetlerin Türkçe yapılması tartışıldı, hatta Müslüman halka zorla dayatıldı. Son günlerde birde bunun Kürtçe versiyonu ortaya çıktı. Yapılan ve yapılmak istenen zulüm aynı sadece isim değişikliği var.

Bu konuda denenen Türkçe ezen zulmü yılarca sürmesine rağmen kabul görmedi. Binlerce âlim Türkçe ezan okumadıkları için idam edildiler, hapsedildiler ve sürgün edildiler. Bütün bunlara rağmen yine olmadı olamazdı, bundan sonra da olmayacak.

Çünkü bir iş doğal yapıyla uyuşmadıkça onun uygulayıcıları tarafından yer bulması mümkün değildir.

Türkçe Kur-an ve ezan dayatmasının olduğu dönemlerde yüzlerce binlerce Türk ve Kürt âlimi sabah kalktığında dil bilmez, yazı bilmez, dil bilmediği için konuşamayan, yazı bilmediği için yazıp okuyamayan bir hale getirildiler.

Bu faşizanca uygulama dün Türklük adına yapıldı bu gün ise Kürtlük adına yapılmak istenmektedir.!.

Bu durum semavi dinin doğallığına aykırıdır dün tutmadığı gibi bu günde tutmayacaktır…

Rabbimiz kur-an’ı keriminde renkler ve diller hakkında: “Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, âlimler için gerçekten ayetler vardır. (Rum:22)” Dillerin Allahın ayeti olmasından dolayı bunun herhangi birini inkâr eden yok sayan bir zihniyet Allah’ın ayetini inkâr ettiğinden inkâra girer. 

İslam dininin doğal bir yapısı vardır o da, Allah’tan gelen vahyin peygamberin şahsıyla dışa vurumudur. Buna beşeri yönden katkı hiçbir şey olmadı/olmaz/olamaz, olamayacak, çünkü dinin sahibi olan Allah dinini tamamlamıştır: “….Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim….(Maide:3)

Bu dinin doğalında Kur-an’ın dili Arapçadır, aynı zamanda bu bir hükümdür, yani kesinleşmiş karardır “İşte böylece biz onu (Kur-an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik…..(Rad:37)”

Dolayısıyla ibadetin de dili Arapçadır!..

Bunu bizlere öğreten son peygamber Hz. Muhammed(sav)’dır.

İbadetlerde tevhidi ilke esastır, Namaz ibadetinin tevhidi yönü yani kıblesi Kâbedir!..

Müslümanlar için ibadetin dili Kur-an dili, örneği Resulullah(sav)tır…

Namaza davet şeklini ise yine bu dinin peygamberi belirlemiş ezandır ve Müslümanlar ilk saadet asrından bu yana uygulamışlardır/uygulayacaklardır. Duanın yönü yani kıblesi ise gökyüzüdür!..

Dili ise her insanın aynı zamanda Allah’ın birer ayeti olan dilleridir. İnsanlar anladıkları dilden rableriyle bir anlamda münazaraya girer dertlerini rablerine arz ederler, çözümü için yardım isterler, anladıkları kendilerini ifade edebildikleri dilden.

Semavi din olan İslam da tevhit esastır, yapılan her ibadette esas olan tevhidi yani birlemeye sağlayan ibadettir. İbadetin tek dil, tek istikamette olması dinin olmazsa olmazıdır. Son günlerde yeni bir tartışma başlatıldı Kürtçe ezan ve Kürtçe ibadet. Dün Türklük adına bu işe soyunanları şiddetle eleştiren faşistlik olarak gören, din düşmanlığı olarak kabul eden anlayış maalesef yukarıda dediğim gibi dünkü sakat anlayış tutmadı bu günküde tutmayacaktır.

Sonuç Kürt Müslümanlar olarak diyoruz ki, bin dörtyüz yıl sonra da olsa 'Rabbimiz, biz: 'Rabbinize iman edin' diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.' (Al-i İmran:193).

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.