Öncelikle şunu söyleyeyim, siyaseten zirvede olanların bir kısmının ahlakilikten yoksun bir tarzda söz ve söylemleri toplum üzerinde en önemlisi çocuklar ve gençler üzerinde oluşturduğu etki toplumdaki gerilimi artırmaktan ahlaki yozlaşmadan başka bir işe yaramıyor.
İnsan hicap duyuyor söylenilen sözleri yazmaya. Bu gün inşallah insanı bu kadar ahlaksızlaştıran akıl nasıl bir akıldır onun üzerinde biraz durmaya çalışacağım. Akıl düşünceyi gerektiriyor, Düşünce ise vahyin terbiyesiyle yoğrulmadıysa muhatabını adeta bir bomba konumuna getirir. Ki buna da en fazla son günlerde şahit olmaktayız.
“Hz. Ali(ra)’ın veciz ifadesiyle: “her şeyin akla, aklında edebe ihtiyacı vardır”. Edepten yoksun olan bir akıl düşünelim o akıl ki, hiç gözünü kırpmadan canından bir parça olan öz evladını sokağa terk edebiliyor!...
O akıl ki, kendi kızına bacısına annesine teyzesine tecavüz ettirip hamile bıraktırabiliyor!..
O akıl ki, anne babasını hiç gözünü kırpmadan dışarı atabiliyor!...
O akıl ki, insanın tamamını mahvedebilecek silahlar ve bombalar üretebiliyor!..
O akıl ki, çok basit bir meselede bile kişiyi canileştirip canavarlaştırabiliyor!..
Salt maddeci aklın pençesine kapılıp kalan birinin, en fazla zevk aldığı hatta o anda sırtından bıçak darbesini bile hissetmeyeceği an cinsel ilişkideki andır diyebiliriz.
Bu anı yakalayabilmek için şehvetini aklının önüne geçirenler amellerine ulaşmak için inanılmaz diller döker, şaklabanlıklar yapar, servet harcar, Hatta mal ve can riskine girer insanları aldatır, yuvalar yıkar intiharlara sebep olur, gözyaşları akıttırır, Birçok insanın dünyalarını karartır beddualarını alır birçoğu cezaevlerini boylar bütün bunlar sadece birkaç saniyelik şehvet için.
Cinsellik insanoğlunun ihtiyaçlarındandır, meşru olanlarında hiçbir beis yoktur, tek meşru zemini vardır aile kurumu…
Bunun dışındaki tüm ilişkiler İslam’a göre yasaktır. Gayri meşru yani evlilik dışı ilişkiler karşılıklı rıza ile olsa bile yine yasaktır. İşte böyle bir ilişkiyi anlık olarak yaşayanlar daha sonrasında büyük pişmanlıklar duyarlar, artık bu pişmanlık bir şey ifade etmiyor.
Bu ruh ve akıl nasıl bir ruh ve akıldır ki, birkaç saniye için inanılmaz risk meşakkatle inanılmaz risk oluşturup sahibine yük olup başına belalar açabiliyor. Bu nasıl bir iradedir ki, akılı bu kadar tehlikeleştirebiliyor, canileştirebiliyor diye sorulacak olursa?..
Farklı maddelerden yaratılmış olan(melek-insan ve hayvan) bu üç kesime baktığımızda, meleklerde akıl var fakat şehvet yoktur. Hayvanda ise akıl yok fakat şehvet vardır. İnsanda ise hem akıl hem de şehvet vardır. Eğer insan vahyin referansında aklını kullanırsa melek hatta melekten üstün konuma gelir. Yok, şehvetini kullanırsa hayvan hatta hayvandan daha aşağılara iner.
Çünkü yürütülen akıl edepten yani bir başka anlamda sorumluluktan yoksundur. Vahyin sorumluluğuyla yüklenmiş olan insan buna göre hareket ettiğinde onun hedefinde tek şey vardır. “Allah’a gereği gibi kul olmak” Ve kendisine sunulmuş olan dünya nimetlerini kendi istifadesi için boyun eğdirmek.
Bugün insanlığı maruz kaldığı felaket ve sefaletten kurtaracak olanlar, İnandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi olanlar varlıklarını anlamlaştıracaklardır. Bedeni arzularını aşan, dünü başka bugünü başka olmayan, Tavrını ve davranışlarını değiştirmeyen kişiler anlamlaştıracaklardır.
Kanaatkârlığını başkalarının varlıklarına ve saltanatlarına tercih edenler, Kararlı samimi, bugünün hesabını yarın Allah’a verecekmiş gibi hazırlık yapan, Vazifesini, menfaatine alet ve vasıta yapmayan kişiler anlamlaştıracaklardır!..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.