Necla Arpa Gülaçar


ÇANAKKALE’DE DİRİLER VAR

ÇANAKKALE’DE DİRİLER VAR


 ÇANAKKALE’DE DİRİLER VAR

“Allah yolunda öldürülenlere sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler. Rableri Katında Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar” Al-i İmran 169

                Genç bir kız Al-i İmran 169-170. Ayetlerini okuduktan sonra sordu; “Kimler Şehittir?” cevaben dedim ki;

Evvela vatanını korurken ölen şehittir. Depremde ölen,doğum yaparken vefat eden anneler, namusunu, malını, canını , ailesini korurken ölen şehittir. Gen kız inanamadı tekrar sordu yangında ölenler, suda boğulanlar, trafik kazasında ölenler hiçbir suçu yokken öldürülenler de şehid olur mu? Olur dedim fakat şehitlik mertebesine yükselenler şehit gibi yaşayanlardır… Yani Yüce Allah’ın ve yaratılan varlıkların kendisinden razı olduğu insanlardır. Peki biz onların şehid olduğunu nereden biliriz?              

                İbn Abbas(r.a)’dan rivayeten Rasullullah(s.a.v) şöyle buyurdu:

Uhud’da kardeşleriniz şehid olunca, Allah onların ruhlarını yeşil kuşların içlerine koydu. Onlar cennet nehirlerinden içer, meyvelerinden yer ve arş’ın gölgesinde asılmış olan altın kandillere konarlar Onlar yiyeceklerinin içeceklerinin tadını ve sohbetlerinin zevkini alınca dediler ki; “Kardeşlerimizin cihattan uzak durmamaları ve savaş sırasında kaçmamaları için, bizim sağ olduğumuzu ve cennette rızıklandırıldığımızı onlara kim haber verecek? Yüce Allah(c.c) “Sizin durumunuzu onlara ben bildireceğim” buyurdu ve “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler zannetmeyin” ayetini indirdi. (Ebu Davud, Cihad 27)

                Yüce kitabımız şehid olanların mertebelerini ve onların hep diri olduğunu bize haber veriyor. Nitekim asırlar geçmesine rağmen şehidlerin kabirleri bulunur onların bedenlerinin hala çürümediği hatta yaralarından henüz kan akmakta olduğuna şahitlik edenlerimiz var.

                Çanakkale! İçinde binlerce şehidi bağrında misafir eden mukaddes belde…

Yüzlerce mersiye dizsek yetmez. Her bir şehid ayrı bir destan hediye etmiş bizlere, analar ağıtlar yakmışta ama yüzleri tebessümlü duruşları dik gelinlerin elleri hala kınalı evlatlarının boynu bükük değil. Çünkü vatanını, toprağını, namusunu, evlatlarını teslim etmemiş düşmana. Evlatlar, eşler, babaların yadigarıdır onlar...

                “Çanakkale geçilmez!” demişlerdi. Kim demişti? Benim Kürt dedem. Suriyeli arkadaşım İman’ın arap dedesi, Türkmen Leyla’nın dedesi, Zaza Reyhan’ın dedesi, Bosnalı İrem’in dedesi, Yugoslav İndira’nın dedesi  İç Anadolu’dan Gökçe’nin dedesi yani Türkiyeli dedelerimizin destan yazdığı bir muharebe…  

                Kanlarını damla damla akıtmışlardı toprağa, bizim şimdi bir öğünde yediğimizi onlar belki de bir hafta da yemeden, içmeden, üşüyerek, terleyerek, ağlayarak, gülerek uzakta ki sılalarına yürekten yüreğe bir selam göndererek tarihe unutulmayacak imzalarını attılar.

                Onlar o gün düşmanı Çanakkale’den geçirmediler. Bugün emperyalist, sömürgeci güçlerin ayağı altında ezilmiyorsak onların şanlı mücadelesi sayesindedir onlara selam olsun.

              

Sen Ey genç kardeşim!

Sahip olduğun hür ve özgürce dolaşıp havasını soluduğun bu kazanılmış vatanın farkında mısın?  Gel  gör ki kanı pahasına sana bu vatanı miras bırakan dedelerin bugünü görseydi ne derdi acaba? Birbirimizi öldürmek için fırsat kolladığımızı görselerdi ne derlerdi? Azgın düşmanın yapamadığını bizlerin birbirimize yaptıklarını, üç beş ağacı bahane ederek güzel ülkemizi yıkmaya kalktığımızı komşu ülkeler de koridor açılmıyor diye halkı sokağa döküp yine aynı halkın camilerini, dükkanlarını yaktığımızı iyi ki görmemişler. Torunları öyle zalimleşmiş ki bir kurban bayramında 16 yaşında kurban dağıtan bir çocuğu parçalara ayırarak öldürdüğümüzü, taze gençlerin bedenlerine bomba bağlayıp kalabalıkların arasına dalıp kendilerini patlattıklarını iyi ki görmemişler.      

Zaten şehitler ölü değildir. Her halimizden haberdardırlar.  Kürt dedemin sesini duyuyor gibiyim “ Böyle bir hayat yaşamanız için mi cihad ettim ben?” Cevaplar ve bahaneler üretmeye çalışırken tıkanıp kalıyorum.

Biz Çanakkale’de kardeş olduğumuz için kardeşliğimize sahip çıktığımız için kaybetmedik…

Düşman anlamış artık bizi nereden vuracağını. Önce kardeşliğimizi elimizden alacak sonra da vatanımızı bilenler bilmeyene borçludur der sevgili babam oda dedesinden almış bu sözü.

Ey Bilenler! Ey Çanakkale’de şehid düşenlerin torunları!  Ey şehidler, gaziler doğuran analar!

Ey bir eliyle beşiği bir eliyle dünyayı sallayan kadınlar!

Ey dünyayı doğuran kadınlar!

Yeniden Çanakkale’nin ruhunu canlandırmaya hazırlanın, birbirini öldürecek değil, birbirlerine hayat verecek evlatlar yetiştirin…

                Bu vatan bizim bu vatan, kardeşçe yaşamayı bilenlerin bu vatan…

Selam olsun Çanakkale’ye ve kardeşçe yaşayanlara!