Sosyal medyada bir afişe denk geldim. 'Bir başbakan düşünün, 1,5 yılda 7 defa Van'a gelen' şeklinde. Ülkeyi yöneten ve hükümetin başı olan bir başbakanın bir kente sıklıkla gelmesi o kent açısından çok önemlidir.
Evet, bir başbakan düşünün kente geliyor, onun bu gelişi ve sonrasında gözle görülür elle tutulur birtakım değişiklikler olmuyorsa bunun sebebi olarak başbakanı değil başbakana var olan sorunları ulaştırma noktasında olanların acizliklerine bağlamak herhalde haksızlık olmaz.
Bir başbakan düşünün ülkenin gelişmişliği refahı için dur durak bilmeden yurt dışı ve yurt içi ziyaretleriyle yoğun bir gündem içinde çalışma yürütsün. Bütün bu çalışmaların ve mücadelelerin stratejik hesaplarla yapılmasına karşılık, yapılanların ve yapılmak istenilenlerin yerelde sendrom duygusallığına mahkûm edilmesi sonucu değiştirmiyor.
Sayın Ahmet hocamız, malumunuz stratejisi olmayan herhangi bir oluşumun, siyasal hareketin mesafe kat etmesinin büyümesinin mümkün olmadığı kesindir.
Ayrıca süreci başarılarla dolu siyasal bir hareketin üst düzeyde stratejik davranmasının, hareket etmesinin yerellerde karşılığı sendrom olarak önümüze çıkıyorsa, siz istediğiniz kadar güçlü olun bunun 'Van özeli için söylüyorum' başarı şansı olmuyor çünkü stratejisi olmayanın stratejileri başkaları tarafından belirleniyor.
Acı ama gerçeğimiz merkezi idarenin stratejik siyasetine karşılık başarısızlıkların sebebi olarak korku ve baskıya dayandırılarak sessiz çoğunluğun aklıyla alay edilmesi sanırım hizmet dayalı stratejiksel siyaset yapmakta olan iktidar partisinin yereldeki temsilcilerinden 'önemli bir bölümünün' acizliği, kolaycılığı en talihsizlik olarak karşımızdadır.
Maalesef aldatıcı görüntüler ve bilgilendirmeler yüzünden siyasal temsiliyetlik açısından yeterli desteğin alınamamasının sebebinin başbakanın Van'a çok veya az gelmesine bağlamak doğru değil.
Vanlıların başbakanın kısa dönemde 7 defa gelmesini anlama sorunundan ziyade asıl sorunun stratejiksel davranışlar yerine günü kurtarma siyasetinde ısrar edilmesi bence en büyük anlamı anlamsızlaştıran sebeptir.
Merkezden yerele akıtılan siyasal ve hizmet akımının Vanlılarca anlaşılmadığını veya bilinmediğini söylemek Van halkına haksızlık olur. Oysa meselenin anlaşılması ve çözümü Van'daki yerel siyasetten merkeze ulaştırılan bilgilerin doğruluğu ve toplumdaki karşılığının ne olduğu iyi hesaplanamadığı için siyasal iradeyle Van halkı birbirlerinden gittikçe uzaklaştırıldı.
Gerçi bunun bilinçli art niyetle yapıldığını da sanmıyorum. Çünkü demin dediğim gibi meseleye stratejiksel değil sendromsal duyguyla yaklaşılmasından dolayıdır!..
Van halkı özellikle deprem döneminde yapılanları görmeyecek kadar kör değildir. Buna rağmen her fırsatta bunu dile getirip sarılmanın da bir anlamı yoktur. Önemli olan başbakanın her gelişinde mesela cumartesi günü açılışı yapılacak olan akıllı hastane örneğinde olduğu gibi yeniliklere imza attırılsın.
Van halkı, siyasal anlamda ezilmişliğin ötekileştirilmenin vermiş olduğu baskı ve dayatmaların AK Parti iktidarlarıyla birlikte artık tarihe karşılığını anlamayacak kadar saf değildir. Hele, hele kendisine uzatılan eli tutmayacak kadar vefasız da değildir.
Yeter ki, toplumsal hesaplar bireysel çıkarlara feda edilmesin. Ülkenin son 15 yılına bundan böylede uzun yıllar daha yönetmeye damga vuracak olan bir iktidarın gücünün yerelse ucuza satılmasının önüne geçilmesi noktasında bir şeyler yapılması lazım.
Yerel siyaset anlayışına yön verenlerde kişilik sorunu yok, tamamı olmasa bile birçoğu beyefendi saygın fakat siyasal ve egemen ideolojik açısından gerçeğimiz için yetersiz. Çünkü 'Tasvir (betimleme), açıklama, anlama, anlamlandırma ve yönlendirme.' Yok, bilmem Napolyon'un askerinin anlattığı barut örneğinde olduğu gibi, diğerlerini anlatmaya gerek var mı?..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.