Abdulhalim Almalı


KİŞİLİĞİNİ SAVUNAN KADINLARA SELAM OLSUN!.

KİŞİLİĞİNİ SAVUNAN KADINLARA SELAM OLSUN!.


 KİŞİLİĞİNİ SAVUNAN KADINLARA SELAM OLSUN!.

8 Mart dünya kadınlar günü. Şehrin çeşitli yerlerine asılan pankartlara bakıldığında emekçi kadınlar günü diye afişe edilmiş, acaba emeksiz kadınlarda mı var, sormadan edemiyor insan. Aslında sormaya da gerek yok asılan pankartlarla verilen mesajın hangi ideolojiye hizmet ettiğini görmemiz mümkündür.

Akıl sahibi alelade her insan, yazılan pankartın söylenilen sözün ne anlama geldiğini çok iyi bilir. Dolayısıyla karşısındakinin sözlerinde bir mantık silsilesinin dayandığı güçlü bir referansın bulunması lazım!.

Akıllı insanlar şu veya bu şekilde verilmek istenilen mesajlarda ve sözlerde bir çelişki bulursa hemen itiraz etmeli gerçeğin anlaşılması için çalışmalıdır. Yine akıllı insan ideolojilerde kadın kişiliğinin aksine dişiliğiyle ön plana çıkarıldığını görür.

Hangi ideolojik tanıma bakarsanız bakın kadının insan olma özelliğiyle anılması yerine mutlaka kadının kullanılmasını kolaylaştıran tanımlamalar görürsünüz. Her yıl batı tandanslı olarak kutlanılan, birçokları için kutlama zorunda bırakılan sadece sömürü ve reklâm aracı olarak gösterilmeye çalışılan bu günün kadının kişiliğiyle, kimliğiyle hiçbir alakası yoktur. Kadın toplumumuzda kişiliğiyle vardır var olacaktır.

İdeolojik zihniyet düşünce dünyasını ayrımcılık ötekileştirme üzerine bina ettiğinden olsa gerek sadece kendileri gibi olan, kendileri gibi düşünen, kendileri gibi giyinip kuşananlar için çırpınıp dururlarken, diğer kadınlar için kıllarını kıpırdatmamakta, kadınlara görülen her türlü haksızlıklara karşı sessiz kalmayı tercih ederler.

Öte yandan ideolojik sistemlerde adı ne olursa olsun fark etmez, eşitlikçiliği savunan fakat adaletin hâkim olmadığı toplumlarda kadın sürekli ezilmiş, tahkir edilmiş ve her yönden daima sömürü aracı olarak kullanılmıştır.

Bu toplum biçimleri ister ilkel kabile toplumlarında olsun, isterse çağdaş batı medeniyetlerinde olsun hiç fark etmemiştir. Mesela eski yunan medeniyetinde ki şimdi batıya ışık tutmaktadır, kadın insan sayılmaz ve miras hakkı da yoktu.

Onsekiz’inci yüzyılda kadın erkek eşitliği gündeme getirilinceye kadar kadın baskı altında tutuluyor, sosyal statü açısından hiçbir insanı hakkı bulunmuyordu. Antik çağda kadınlar ilahlaştırılıyor, müstehcen heykelleri dikiliyor ama tüm bunlar bile kadının varlık olarak toplumda değer görmesini sağlamıyordu. Tüm bu yapılanlar kadının sadece şehvete hitap eden yönünün putlaştırılmasıydı.

Kadın Kapitalist toplumlarda, maddeci zihniyet tarafından birer sermaye aracı olarak ele alınmaktadır. Kapitalistler ürettikleri tüm mallarda kadının etini, fiziki yapısını ön plana çıkartarak reklâm olarak kullanırlar. Öyle ki, silah tüccarları bile kan, kin ve nefret kokan silahlarını o sevgi, şefkat pınarı olan kadınlarla sergilerler.

Kendi sermayelerini artırmak için kadına sunulan bu durum, kadının cinselliğini ön plana çıkardığı için onu bir meta konumuna getirdi. Oysa kadın o değildi, kadın annemiz, kadın eşimiz, kadın bacımız-ablamız, kadın teyzemiz-halamızdır, kadın sosyal hayatın bütünlüğü içerisinde erkek gibi hayatın bir parçasıdır. Kadın hayatın bir öznedir nesnesi değildir.

İdeolojileri değil İslam dinini kendine referans alan insan konumunu ve değerini vahiy ölçeğinde değerlendirmek yaşamak zorundadır. 'Sizi topraktan yaratmış bulunması, O'nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryüzünün her yanına) yayılmakta olan bir beşer (türü) oldunuz. Onda 'sükûn bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum:20-21)' ideolojileri değil İslam dinini kendine ölçü olarak alanların temel ölçüsü budur.

Pankartlarla verilen mesajın iyi analiz edilip ve kadının eşya olmadığını erkeklerin sahip oldukları tüm haklara sahip olmasının ancak hakkın ve adaletin yerleştirildiği toplumlarda sağlanılabileceğini bilmek lazım. Kadın ve erkek cinsiyeti ayrımcılığının körüklenmesini özellikle bizim gibi toplumlarda yer etmesinin önüne geçilmesi ve bu tuzağa düşülmemesi için akıllı olmak lazım.

Demin dediğim gibi adaletten yoksun olan her ideoloji bünyesinde eşitçiliği savunmak savunulan özneyi nesnelleştirmekten başka bir işe yaramaz. Taraflar birbirlerinin neneleştirdikleri oranda üstünlük elde edeceklerine inanırlar, bu üstünlüğü de elde etmek için eleştiriden ziyade toptan süpürme mantığı hâkim olur. Kadınların gününün değil tüm ömrünün eşya konumuna indirilmediği bir sistem oluşturma ümidiyle 'kişiliğini savunan kadınlara selam olsun!.'

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.