Yaşadıkları toplumdaki gidişattan dolayı içi yananlar bu yanışlarını içlerine gömebilirler. Ki, gömenler çoktur!.
Bu ketumluğun en önemli sebebi işin merkezinde olanların mücadeleci, güven verici ve toplumsal değişime verdikleri değerlerden ötürüdür.
Ayrıca topyekûn saldırı altına alınıp geminin batmasına dahi sebep olsa inadına siyaset yapılması işin en vahim boyutuyken, Bütün bu gelişmelere karşılık mücadeleyi basitleştiren bir anlayışın yerele hâkim düşündürücüdür.
Sosyal sorumluluk noktasında yerleşmiş olanların karşılıklı paslaşmaları, paslaşmayla birlikte birbirlerine adeta siyasi iltifatta bulunmaları anlaşılır gibi değil. Düşünün ideolojik hesapları olan bir vekilin kendi partisi tarafından benimsenmeyen açıklamasından ancak bir hafta sonra tepki verebilen bir anlayış içte ve dışta tüm saldırılara karşı göğüs geren bir kadroyu Van halkı sessizce izlemektedir.
Merkezde risk alarak siyaset yapanlar istiyorlar ki toplum değişsin kardeşlik barış hoşgörü özgürlükler olsun. Ancak bunu yerelde onlar adına anlatmak isteyen kadroların aynı eksende oldukları izlenimi verip ancak samimi olmamaları düşüncenin yerele yansımasından çok büyük aksamalar oluyor!.
Kamuoyuna rakipmiş gibi görüntü verip kişisel hesapları ve doymak bilmeyen bencillikleri uğruna karşılık paslaşarak oyun oynadıklarını sananlar içinde bulundukları topluma en büyük haksızlığı yaptıklarını er geç anlayacaklardır.
Dünyanın en güzel insanları, insanlık için hayat için dünya için ütopyaları olan insanlardır. Bir taraftan bunları gerçekleştirmek için çırpınan diğer taraftan bunu ucuza satanlar. Bilmem Van halkı be ketumluğunu ne zamana kadar sürdürecek?
Kerametleri kendilerinden makul olanlar unutmasınlar ki, hayalleri olan geleceğin iyimserliğini bu günün karamsarlığıyla değiştirirler. Hayatın sadece kendilerinden ibaret olmadığını kendilerinden sonra yaşayacak olanların varlığını kabul eder ve onların geleceklerini şekillendirecek kararlara takoz olmazlar.
Meselelere yaklaşım tarzı kişinin olgunlaşmasıyla orantılıdır. Kişide elde ettiği imkânlarla orantılı olarak olgunlaşma emareleri görülmemesine rağmen ısrarla onu sorumluluk mevkiinde tutmak hem siyasal harekete, hem temsiliyetini yaptığı insanlara yapabilecek en büyük kötülüktür.
Okuyacağınız kelebek misali dava adamlığını ve davaya adanmışlığını topluma yansıtma konusunda çok önemli işaretler vermektedir.
Dört kelebek aralarında ateşi tartışıyorlar. Ateş nedir?
Birinci kelebek: şöyle uzaktan ateşe bakarak 'ateş, ışıktır, aydınlıktır' der.
İkincisi aynı fikirde değildi: yerinden doğruldu ateşe doğru yaklaştı ve geri döndü. 'Ateş sıcaktır ısıtır' der.
Üçüncü kelebek: havalanarak ateşe yakınlaşır, bu yakınlaşmadan dolayı kanatlarının ucu yanar. Oda 'Ateş yakıcıdır, yakar' der.
Dördüncüsü ise: yükselerek hızla kanatlarını çırpıp ateşe dalar. Alevlerin arasında yanarak kaybolur.
İşte ateşin ne olduğunu en iyi o öğrenmişti. Fakat anlatamamıştı. Yaşadıklarını ve ateşin ne demek olduğunu!.
Sadece harcayarak varlıklarını korumaya çalışanlar unutmasınlar ki, üreticilik ruhunu yakalayamadıkları sürece ikinci planda kalmaya hep mahkûm olacaklar. Yukarıdakiler istedikleri kadar bedel ödesin, mücadele versin değer üretsin. Dördüncü kelebeğin en iyi şekilde anlattığı 'ışıklığı, sıcaklığı, yakıcılığı' ancak kendini tümden feda ederek anlatabilmiş olmasını anlayabilecekler mi? Kerametleri kendilerinden makul beyefendiler!..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.