Eleştiriler geleceğin daha güzel, daha müreffeh olması yolunda yaşamın tohumları niteliğindedir. Toplum içerisinde düşünceden, hayalden yoksun olarak yaşayanlar, saltanatlarını ellerindeki güce(servet, koltuk, siyaset) borçlu olanlar aynen kör ve modası geçmiş kesim aletlerine benzerler.
Bunlar eleştiriye karşı tahammülsüzdürler, eleştirilince elleri ayakları birbirine dolanır. Oysa bunlar eleştiriye açık olmazlarsa daha kötüsüyle karşılaşabileceklerini düşünmezler.
Ellerindeki bir takım imkânlar ve meziyetlerle gelmiş veya getirilmiş oldukları göreve makama elde ettikleri imkâna değer katmak yerine değerden pervazsızca tüketirler. Bunlar için elde edilen imkânın ve bulundukları konumun çok fazla önemi olmaz, onun için çok acemice davranır eleştirilmekte korkarlar.
Bir insan düşünün sağlık açısından önemli bir besin olan, et yemiyorsa onun için kesim aletlerinin varlığı, keskinliği ne ifade eder ki?..
Dolayısıyla, insanların ellerindeki imkânları kullandığı müddetçe eleştirilerle kendini geliştirerek bir anlam ifade eder ve bir değer kazanır. Hani derler ya 'işleyen demir pas tutmaz' fikirler, eldeki imkânlar, makamlar koltuklarda öyledir imkânlarda kullanıldıkça insanların hizmetine sunuldukça insanların eleştirilerine tahammül edildikçe önemlidir.
Yoksa eldeki imkânı malkoçoğlu tiplemesinde olduğu gibi sağa sola salya sümük saldırarak, insanları karalayarak küçük düşürerek kullanmaya çalıştığınızda en büyük zararı kendiniz görmüş olursunuz. Temsiliyetini yaptığınız yapmaya çalıştığınız siyasi organizasyon hareket ne kadar güçlü olsa da bir şey değişmez. Siz her zaman yenilgiye hazır konumdasınız, velev ki bütün imkanlar ayağınıza serilse bile!..
Eleştirilere tahammülsüzlüğünüzden dolayı, eleştirilere olumlu cevap verme yerine tehditler savurarak veya basite alıp önemsizleştirmeniz zarar vermek istediklerinize vereceğiniz zarar kendinize verdiğiniz zarardan çok olmaz.
Kimi insanların hayalleri sonucu oluşmuş olan fikirler hayata yansıtıldığı oranda güzelleşir, verimleşir. İnsanların istifadesine sunulmayan fikir, araç ve gereçler paslanmaya yüz tutmuş madenler gibidirler. Elinde imkân bulunanlar, imkânlarını bulundukları konumlarını insanlarla paylaşırlarsa o miras pas tutmaz, parlar, parladıkça memleketin işine yarar, memleketin işine yaradığı için anlam bulur.
Bilindiği üzere, fikirler insanlardan çıkmaktadır, kimileri fikirler üretir insanlar faydalansın, kimileri ise fikir üretir şer ve fitne olsun. Düşüncesini fanatiklik üzerine bina eden birinin kazanımı hiç olmaz, çünkü tarihi hep ılımlı insanlar yönlendirmiş ve adlarından söz ettirmişlerdir.
Bunu da burada söylemiş olalım, insandan çıkmakta olan her fikir faydalı olacak diye bir kural yoktur, elbette ki ihanetçide ihanetini yapacaktır onunda işi toplumu germek insanlar arasında kargaşa çıkarmak görevi bu. Önemli olan bu tuzağa düşmemek, teşkilat özlemiyle yanıp tutuşanlara destek olmak!.
Fikirler, araçlar ve aletler kullanıldıkça güzelleşir demiştik. Kullanılan her araç yeniliği de beraberinde getirir, yenilenmeye yüz tutar. Onları kullananlar ellerindekilerle yetinmez daha iyisini daha güzelini üretmeyi hayal eder dururlar.
Düşündüklerini topluma açıklayamayanlar, hayallerini içlerinde taşıyanlar için toplum içinde olmakla, toplum dışında olmak arasında pek bir fark yoktur. Çünkü o içe kapanıktır, kendi dünyasında olanları paylaşacağı birilerini bulamadığından onun için tek seçenek kalıyor. İçinde bulunduğu davaya harekete ihanet etmek!.
Şimdi birileri sevmediği için et yemiyorsa tüm kesim araçlarını toplatmak mı lazım, hoşlanmıyorlar diye eleştiri kültürünü ortadan kaldırmak mı lazım?
Fikirler görüşler örtüşmüyor farklı düşüncenin doğallığına tahammül yerine inatla ısrarla ezmeye çalışılıyorsa susup yapılan zulüm kimden gelirse gelsin kime karşı olursa olsun karşı olmak yerine yakınlık ve uzaklığa göre mi davranmak lazım?..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.