Abdulhalim Almalı


VERİLEN HER ŞEY!

VERİLEN HER ŞEY!


Dünya ve içindekiler hiçbir boş yere yaratılmamıştır. Vardır mutlaka her yaratılmışın bir hikmeti bir gayesi. Bütün bu yaratılmışlar içinde hiç şüphesiz en üstün olanı insanoğludur.

Allah tüm görünen görünmeyen varlıkları insan için insanı da kendisi için yaratmıştır. İnsanın Allah için yaratılmışlığı hiç şüphesiz ortak koşmaksızın ona kulluk ve ibadet etmektir.

Her insana biçilen ömür bellidir, hiçbir kimsenin ömrü ne bir an geri nede ileri alınabilir. Her insan ölümü tadacaktır. Ölüm bir bitiş değil sadece yeni bir hayatın başlangıcıdır. Ahiret hayatının ilk basamağı ölümdür.

Dolayısıyla rabbimiz şöyle buyurarak asıl mükâfatın kimlere olduğu, dünya hayatındaki nimetlerin kullanırken kim adına kullanıldığı ve kullanırken kendisini hatırlayanlar için 'Size verilen şey, yalnızca dünya hayatının geçimliğidir.' Ancak 'Allah'ın yanında bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir.'

Yani geçici olan dünya hayatındaki nimetlerin hiçbir öneminin olmadığı ve asıl önemli olanın ahirette ve ebedi olacak hayattaki nimetler olduğu konusuna dikkatimizi çekmektedir. Ahiretteki nimetlerin tamamı dünyadayken Allah'ın belirlediği hayat biçimine göre yaşayan Allah'a gereği gibi kul olanlara olduğunu 'Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayanıp güvenenler içindir.'

Allah'a gereği gibi kul olanlar dünyada yaşarken hayâdan, edepten yoksun olmadan İslam ahlakına ve adabına uygun yaşarlar. Onların vasıflarını yüce rabbimiz şöyle sıralamaktadır. 'Onlar, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar;'

İnsan olmanın vermiş olduğu nefsanî duygularına hâkim olarak insanlarla olan münasebetlerinde ilişkilerinde haksızlığa uğradıklarında haklı veya haksız kızdıklarında ise iman etmenin gereği olanını yerine getirirler. 'Kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.'

Davet, davet eden ve davet edilen bütün bunlar davet edenin davet edilene verdiği kıymetin en açık göstergesidir. O kadar kıymet vermektedir ki, insanlar yoldan çıkıp saptıklarında aydınlıktan karanlığa gömüldüklerinde rahmet ve merhametinin gereği olarak yine davet edilenler içinden davetçi (peygamber) göndererek doğru yola ulaşmalarını istemektedir.

Namazın insanlar için bir kimlik olduğunu, namaz kılanların kendilerine çeki düzen vermelerini kimseye haksızlık yapmamalarını, adalet savunmalarını, tavsiye ettiğine uyanlar için: 'Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar.'

Allah'ın vahiyle indirdiği İslam dininin ana hatlarını Kur-an'da belirlemiştir. Dolayısıyla dünya hayatında işlerini yürütürken özellikle toplumsal konularda toplumun da görüşünün alınıp uygulanması için istişare metodunu ve bu metodun nasıl uygulanacağını yine rahmet ve merhametinin gereği olarak göstermiştir. 'Onların işleri, aralarında danışma iledir.'

İnsanlar dünyada yaşadıkları süre içinde biyolojik olarak yemeye içmeye ihtiyaç duyarlar. Allah yarattığı tüm canlıların rızıklarını yaratmıştır. Ancak insanlar arasındaki adaletsizlik, dağılımdaki eşitsizlik sömürü düzenleri nedeniyle birçok insanın yoksulluk içinde kalmasına sebep olmuştur.

Bütün bu adaletsizliklerin önüne geçmek için Allah kendisine iman etmiş olanlardan kendilerine verilen kazançlardan sadaka ve zekâtla yardım etmelerini emretmiştir. Dünyada insanlara verilen maddi imkân ve bolluk sadece bir geçim vasıtasıdır. Allah’ın yanındaki sevap ise kalıcı ve daha faydalıdır. 'Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.'

Haksızlığın adaletsizliğin kol gezdiği günümüzde bir kez daha görmekteyiz ki, Müslümanların haksızlıklar karşısında yekvücut olarak mücadele vermelerini durmalarını istemektedir. Ümmetin dayanışma içinde olması bölgemizde oynanmakta olan oyunların işgallerin sömürülerin son bulmasını sağlayacaktır.

Ümmetin coğrafyasındaki ayrılıklar mezhebi, etnisiteye dayalı anlayış, yer altı ve yerüstü zenginliklerini kullanmasındaki paylaşımsızlık bütün bunlar ümmeti zor durumda bırakmakta, bölüp parçalamakta ve düşmanlarını işlerini kolaylaştırmaktadır. Yüce Rabbimiz ise kendisine iman etmiş olan ümmetin fertlerine şu çağrıyı yaparak yol göstermektedir. 'Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.(Şura:36-39)'

Evet geçici olarak bu dünya hayatında bizlere verilen her nimetin kıymetini bilmek, verilenleri paylaşmak, namazı gereği gibi eda etmek, ümmetin işlerini istişare ile halletmek, haksızlığa uğramakta olan toplulukların haklarını savunmak korumak için birlik beraberliği büyük ihtiyaç vardır. Hepsinde önemlisi Allah'ı memnun edecek bir hayatı yaşamak hepimizin hayrına faydasına olacaktır. Bize verilen her şeyin kıymetinin farkında olmanın bilinci ve şuuru içinde olmamız lazım.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.